A’râf Suresi’nin 36. ayeti (7:36) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 154. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
A’râf Suresi 36. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
36. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Peygamberler tarafından getirilen ayetlerimizi yalanlayan, onlara iman etmeyen ve kibirlenerek büyüklük taslayan kâfirler ise, cehennem ashabıdır. Ebediyen orada kalacak ve oraya yerleşeceklerdir.
36. “Âyetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince” yani kalplerinden iman etmeyen ve azaları ile de onlara itaat etmeyenler “işte onlar ateşlik olanlardır. Onlar orada ebediyen kalacaklardır.” O’nun âyetlerini hafife aldıkları ve bu âyetleri yalanlamayı sürdürdükleri için onlar, yakalarını bırakmayacak olan sürekli bir azaba mahkum edilerek hakir düşürüleceklerdir.
Mümin bir kimse, özellikle camiye giderken, namaz esnasında mahrem yerlerini örtmek ve güzel elbiseler giymek suretiyle Allah’ın şiarlarını tazim etmekle emrolunmuştur.
Kim, ilim sahibi olmadığı halde Kur’an’ı tefsir eder veya fetva verir ya da hüküm verirse, kuşkusuz Allah adına bilgisizce söz söylemiş olur. Bu da en büyük haramlardan biridir.
Ayetlerde, kıyamet günü Müminlerin korkmayacaklarına, üzülmeyeceklerine, dehşet ve paniğe kapılmayacaklarına dair bir delil vardır. Onların başına bu tür şeyler gelse bile sonucu güvendir.
İnsanların en zalimi Allah Teâlâ’nın muradını iki yönüyle iptal eden kimsedir. Birincisi, O'nun muradına delalet eden şeylerin iptal edilmesi. Diğeri ise, Yüce Allah’ın istemediği bir şeyi insanlara Allah’ın onlardan istediği bir şeymiş gibi göstermek.
36. ayetin diğer mealleri
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar ise, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidirler.
Âyetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
Kim de âyetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedî olarak kalacaklardır.
36. ayet kelime kelime
وَٱلَّذِينَwa-alladhīnakimseler
كَذَّبُوا۟kadhabūyalanlayan
بِـَٔايَٰتِنَاbiāyātināayetlerimizi
وَٱسْتَكْبَرُوا۟wa-is'takbarūve büyüklenenler
عَنْهَآʿanhāonlara karşı
أُو۟لَٰٓئِكَulāikaişte onlar
أَصْحَٰبُaṣḥābuhalkıdır
ٱلنَّارِl-nāriateş
هُمْhumonlar
فِيهَاfīhāorada
خَٰلِدُونَkhālidūnasürekli kalacaklardır
36. ayetle ilgili ayetler
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları ise tâğûttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlar.
Kötü amel işleyenlere, kötülükleri kadar ceza vardır. Onları zillet bürümüştür. Onları Allah’a karşı koruyacak kimse yoktur. Sanki onların yüzleri gecenin karanlık parçalarıyla kaplanmış gibidir. İşte onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidirler.
Sana haram ayı onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük suçtur, Allah yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’a (girmeye) engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne (çıkarmak)/şirk ise, öldürmekten daha büyüktür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden dönüp, kâfir olarak ölürse, işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gidenlerdir. İşte onlar ateş ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır.