İçeriğe geç

Mücâdele Suresi 22. Ayet

سورة المجادلة، الآية ٢٢

58:22 28. cüz 55. hizb Mushaf’ta 545. sayfa Medeni sure

58:22 ayetinin metni

لَّا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ يُوَآدُّونَ مَنْ حَآدَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَوْ كَانُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ أَوْ أَبْنَآءَهُمْ أَوْ إِخْوَٰنَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ كَتَبَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا رَضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱللَّهِ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ ۝٢٢

Okunuşu

lā tajidu qawman yu'minūna bil-lahi wal-yawmi l-ākhiri yuwāddūna man ḥādda l-laha warasūlahu walaw kānū ābāahum aw abnāahum aw ikh'wānahum aw ʿashīratahum ulāika kataba fī qulūbihimu l-īmāna wa-ayyadahum birūḥin min'hu wayud'khiluhum jannātin tajrī min taḥtihā l-anhāru khālidīna fīhā raḍiya l-lahu ʿanhum waraḍū ʿanhu ulāika ḥiz'bu l-lahi alā inna ḥiz'ba l-lahi humu l-muf'liḥūna

Meal: Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları olsalar bile, Allah’a ve Peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah, onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları Cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Mücâdele Suresi’nin 22. ayeti (58:22) Medeni bir surededir; 28. cüzde, Mushaf’ın 545. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Mücâdele Suresi 22. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

22. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Peygamber!- Babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları dahi olsa Allah'a ve kıyamet gününe iman eden bir toplumun; Allah’a ve resulüne düşman olanları sevdiklerini ve onlarla dostluk ettiklerini göremezsin. Muhakkak iman; Allah'ın ve resulünün düşmanları ile dostluk etmeyi yasaklar. Çünkü iman bağı; bütün bağlardan daha yücedir. İman bağı ile diğer bağlar arasında bir zıtlık meydana geldiğinde iman bağı diğer bağlardan önce gelir. -Akrabaları dahi olsa- Allah'a ve resulüne düşmanlık edenlerle dostluk etmeyenler var ya; işte Allah, imanı onların kalplerinde sabit kılmıştır, bu değişmez. Onları kendisinden bir delil ve nur ile kuvvetlendirmiştir. Kıyamet günü onları, sarayları ve ağaçları altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır ve onlar orada ebedî kalacaklardır. Onlar için cennetin nimetleri asla kesilmeyecek ve onlar orada yok olmayacaklardır. Yüce Allah bir daha ebediyen onlara gazap etmeyecek şekilde onlardan razı olmuş, onlar da sona ermeyecek olan nimetler ile kendilerini nimetlendirdiği için Allah Teâlâ'dan hoşnut olmuşlardır. Onların Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'yı görmeleri kendilerine bahşedilecek olan bu nimetlerdendir. İşte bu özellikler ile zikredilmiş kimseler, Yüce Allah'ın emirlerini yerine getirip yasakladığı şeylerden kaçınan ordularıdır. İyi bilin ki, dünya ve ahirette isteklerine erişerek ve korktuklarından emin olarak kurtuluşa erecek olanlar da sadece Allah'ın ordularıdır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

22. “Allah’a ve âhiret gününe iman eden hiçbir kavmin, Allah'a ve Rasûlüne karşı çıkanlara sevgi beslediklerini göremezsin” Yani bu ikisi bir arada bulunamaz. Kul, Allah’a ve âhiret gününe gerçek anlamda iman edecek olursa ancak imanın gereği olan işleri yapar. Bu nedenle de Allah’a imanın gereklerini yerine getirenleri sever ve onları dost edinir. İmanın gereklerini yerine getirmeyen kimseleri ise sevmez ve onlara düşman beller. İsterse bunlar, kendisine en yakın insanlar olsunlar, hiç fark etmez. İşte semeresini veren ve maksadını gerçekleştiren gerçek iman budur. Bu niteliğe sahip … Devamını oku

Mücâdele Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

58:22 ile 59:3 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 545. sayfası).

  • Müslüman bir kimsenin, kâfirin dininden uzaklaşmayıp, o dini buğuz etmeden muhabbet/sevgi beslemesi haram kılınmıştır. Fıtrî bir sevgi olarak Müslümanın kâfir olan akrabasını sevmesi ise caizdir.
  • İman bağı, iman ehli arasındaki bağların en güçlü olanıdır.
  • Batıl ehli insanlar, yenilmeyeceklerini düşünecek kadar yükselebilirler. Hâlbuki yenilgi onlara düşünmedikleri yerden geliverir.
  • Felaketlerin kendinden daha küçük felaketler ile savulması Yüce Allah'ın kulları hakkındaki takdirindendir.

22. ayetin diğer mealleri

Şaban Piriş

Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri veya yakınları dahi olsa, Allah’a ve Rasûlüne muhalefet eden kimseleri severken göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Allah, onları alt tarafından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecektir. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da ondan razı olmuştur. İşte onlar Allah’ın hizbidir. İyi bilin ki, kurtuluşa erecek olanlar Allah’ın hizbidir.

Ali Özek ve arkadaşları

Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Rasûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak. Orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir.

22. ayet kelime kelime

  1. لَّا lā bulamazsın
  2. تَجِدُ tajidu
  3. قَوْمًا qawman bir milletin
  4. يُؤْمِنُونَ yu'minūna inanan
  5. بِٱللَّهِ bil-lahi Allah'a
  6. وَٱلْيَوْمِ wal-yawmi ve gününe
  7. ٱلْـَٔاخِرِ l-ākhiri ahiret
  8. يُوَآدُّونَ yuwāddūna dostluk eder
  9. مَنْ man olanlarla
  10. حَآدَّ ḥādda düşman
  11. ٱللَّهَ l-laha Allah'a
  12. وَرَسُولَهُۥ warasūlahu ve Elçisine
  13. وَلَوْ walaw şayet
  14. كَانُوٓا۟ kānū olsa bile
  15. ءَابَآءَهُمْ ābāahum babaları
  16. أَوْ aw yahut
  17. أَبْنَآءَهُمْ abnāahum oğulları
  18. أَوْ aw yahut
  19. إِخْوَٰنَهُمْ ikh'wānahum kardeşleri
  20. أَوْ aw yahut
  21. عَشِيرَتَهُمْ ʿashīratahum akrabaları
  22. أُو۟لَٰٓئِكَ ulāika işte
  23. كَتَبَ kataba yazmıştır
  24. فِى fī onların kalblerine
  25. قُلُوبِهِمُ qulūbihimu
  26. ٱلْإِيمَٰنَ l-īmāna iman
  27. وَأَيَّدَهُم wa-ayyadahum ve onları desteklemiştir
  28. بِرُوحٍ birūḥin bir ruh ile
  29. مِّنْهُ min'hu kendinden
  30. وَيُدْخِلُهُمْ wayud'khiluhum ve onları sokacaktır
  31. جَنَّٰتٍ jannātin cennetlere
  32. تَجْرِى tajrī akan
  33. مِن min altlarından
  34. تَحْتِهَا taḥtihā
  35. ٱلْأَنْهَٰرُ l-anhāru ırmaklar
  36. خَٰلِدِينَ khālidīna ebedi kalacaklardır
  37. فِيهَا fīhā orada
  38. رَضِىَ raḍiya razı olmuştur
  39. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  40. عَنْهُمْ ʿanhum onlardan
  41. وَرَضُوا۟ waraḍū onlar da razı olmuşlardır
  42. عَنْهُ ʿanhu O'ndan
  43. أُو۟لَٰٓئِكَ ulāika işte onlar
  44. حِزْبُ ḥiz'bu hizbidir
  45. ٱللَّهِ l-lahi Allah'ın
  46. أَلَآ alā dikkat edin
  47. إِنَّ inna muhakkak ki
  48. حِزْبَ ḥiz'ba hizbidir
  49. ٱللَّهِ l-lahi Allah'ın
  50. هُمُ humu onlar
  51. ٱلْمُفْلِحُونَ l-muf'liḥūna başarıya ulaşacak olanlardır

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.

22. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Mü’min 40:51–52

    إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ ٱلْأَشْهَٰدُ …

    Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. …

  • Âl-i İmrân 3:28

    لَّا يَتَّخِذِ ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ ٱللَّهِ فِى شَىْءٍ إِلَّآ أَن تَتَّقُوا۟ مِنْهُمْ تُقَىٰةً وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    Müminler, Müminleri bırakıp kâfirleri veli/dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allah ile ilişiğini kesmiş olur. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Dönüş Allah’adır.

  • Tevbe 9:24

    قُلْ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَٰنُكُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَٰلٌ ٱقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَٰرَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرْضَوْنَهَآ أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادٍ فِى سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Tevbe 9:89

    أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    Allah onlara içinde ebedî kalacakları, içinden ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

  • Mâide 5:85

    فَأَثَٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُوا۟ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Bu sözlerine karşılık olarak Allah, onlara içinde ırmaklar akan, orada ebedî kalacakları Cennetler vermiştir. İşte bu ihsan sahiplerinin mükâfatıdır.

  • Tâhâ 20:76

    جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَآءُ مَن تَزَكَّىٰ

    İçinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktığı Adn Cennetleri vardır. İşte bu arınanların mükâfatıdır.

  • İbrâhîm 14:23

    وَأُدْخِلَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ تَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌ

    İman eden ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedî kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan Cennetlere sokulacaklar. Oradaki esenlik dilekleri “selâm”dır.

  • Nisâ 4:13

    تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse; Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları Cennetlere sokar. İşte bu en büyük kurtuluştur.

  • Âl-i İmrân 3:136

    أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ

    İşte onların mükâfatı Rableri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan Cennetler'dir ki, orada ebedî kalacaklardır. Böyle amel edenlerin mükâfatı pek de güzeldir!

Daha fazlası