Kelimenin Kur’an’daki okunuşu: Mahmud Halil el-Husari, Nûr 24:35.
İslam’da Nur
Nur kelimesi Kur’an’da kırk üç kez geçer; 24. sûre bu adı taşır ve Nur âyetini içerir: “Allah göklerin ve yerin nurudur” (24:35). en-Nûr aynı zamanda Allah’ın isimlerindendir; Kur’an da “nur” olarak nitelenir (4:174). Kadına veya erkeğe verildiğinde isim, “ışık” anlamını insanî boyutuyla taşır.
Nur, aydınlatan ve görmeyi sağlayan “ışık” demektir; münîr (“aydınlatan”) kelimesi de aynı n-v-r kökündendir. Kur’an’da ışık aynı zamanda hidayeti ifade eder. Arap dünyasında kız ismidir; Türkiye’de hem kız hem erkek ismi olarak, çoğunlukla birleşik biçimde kullanılır (Nurettin, Nurhan, Nursena).
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nûrunun misali, içinde kandil bulunan bir kandillik gibidir. O kandil, kristal bir fanus içindedir. O, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulan, parıltısı inciyi andıran bir yıldız gibidir. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) misaller getirir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğunu da (açıklamadan) geçiveren rasûlümüz gelmiştir. Doğrusu size Allah’tan bir aydınlatıcı ve apaçık/açıklayıcı bir kitap gelmiştir.
Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle (nasuh) tevbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan Cennetler'e sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla! Çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter.” derler.