İçeriğe geç

En’âm Suresi 122. Ayet

سورة الأنعام، الآية ١٢٢

6:122 8. cüz 15. hizb Mushaf’ta 143. sayfa Mekki sure

6:122 ayetinin metni

أَوَمَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَٰهُ وَجَعَلْنَا لَهُۥ نُورًا يَمْشِى بِهِۦ فِى ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِّنْهَا كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْكَٰفِرِينَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ۝١٢٢

Okunuşu

awaman kāna maytan fa-aḥyaynāhu wajaʿalnā lahu nūran yamshī bihi fī l-nāsi kaman mathaluhu fī l-ẓulumāti laysa bikhārijin min'hā kadhālika zuyyina lil'kāfirīna mā kānū yaʿmalūna

Meal

Ölü iken (imanla) kendisini dirilttiğimiz, insanlar arasında ona yürümesi için nur verdiğimiz kimse, içinden çıkamayacağı karanlıklarda kalan kimse gibi midir? Kâfirlere yaptıkları işler böyle süslü gösterilmiştir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

En’âm Suresi’nin 122. ayeti (6:122) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 143. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

En’âm Suresi 122. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

122. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah’ın hidayet bahşetmesinden önce -sahip olduğu küfür, cehalet ve günahlar sebebiyle- ölü (gibi) olan kişi ile, kendisini iman, ilim ve itaate hidayet ederek hayat verdiğimiz o kimse; hiç eşit olur mu? Zira küfür, cehalet ve günah bataklığının içinde olan kimse bütün bunların karanlığından asla çıkamaz. Yollar ona karmaşık, anlaşılmaz gelir ve yürüdüğü yol hep karanlıktır. Aynı şekilde o müşriklere, içinde bulundukları şirkleri, leş eti yemeleri ve batıl üzerine tartışmaları güzel gösterildiği gibi, kıyamet günü acı verici azapla cezalandırılmaları için kâfirlere de yapmış oldukları günahlar hoş gösterilmiştir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

122. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Allah kendisine hidâyet vermeden önce küfrün, bilgisizliğin ve masiyetlerin karanlığında “ölü iken” ilim, iman ve itaat nuru ile “dirilttiğimiz” böylelikle insanlar arasında bu nurun aydınlığında, işlerini basiretle gören, yolunu seçebilen, hayrı bilip tanıyanve onu tercih eden, kendisi hakkında da başkası hakkında da onu uygulamak için gayret harcayan, diğer taraftan kötülüğü de bilen, ona buğzeden, onu terk etmek, kendisinden de başkasından da onu uzaklaştırmak için bütün gayretini harcayan bir kimse hiç “hiç, içinden çıkamayacağı” bilgisizliğin … Devamını oku

En’âm Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

En’âm suresinin 119-124. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 143. sayfası).

  • Eşyada ve yiyeceklerde asıl olan mübah/helal olmasıdır. Eğer şeriatta bir şey hakkında haram olduğuna dair herhangi bir nas gelmemişse, o şey mübah olarak kalmaya devam eder.
  • Din hakkında bilmediği şeyleri konuşan veyahut insanları hak veya batıl olduğunu bilmediği bir şeye davet eden herkes, bu durumda kendine ve insanlara haksızlık eden zalim bir kimse olur. Fetva vermek için yeterli ilmi olmadığı halde, fetva veren insanlar da aynı durumdadır.
  • Mümin bir kimsenin faydası sadece kendi nefsiyle sınırlı değildir. Bilakis diğer insanlara da faydası dokunur.

122. ayetin diğer mealleri

Ölü iken dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında, yürüyeceği bir ışık verdiğimiz kimsenin durumu, hiç içinden çıkamayacağı karanlıklardaki kimse gibi midir? Şu kadar var ki kâfirlere yaptıkları işler güzel görünüyor.

Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu! İşte kâfirlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir.

Ölü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir.

122. ayet kelime kelime

  1. أَوَمَن awaman kimse gibi midir?
  2. كَانَ kāna iken ك و ن
  3. مَيْتًا maytan ölü م و ت
  4. فَأَحْيَيْنَٰهُ fa-aḥyaynāhu kendisini dirilttiğimiz ح ي ي
  5. وَجَعَلْنَا wajaʿalnā ve verdiğimiz ج ع ل
  6. لَهُۥ lahu kendisine
  7. نُورًا nūran bir ışık ن و ر
  8. يَمْشِى yamshī yürüyebileceği م ش ي
  9. بِهِۦ bihi onunla
  10. فِى fī arasında
  11. ٱلنَّاسِ l-nāsi insanlar أ ن س
  12. كَمَن kaman kimsenin
  13. مَّثَلُهُۥ mathaluhu benzeri م ث ل
  14. فِى fī içindeki
  15. ٱلظُّلُمَٰتِ l-ẓulumāti karanlıklar ظ ل م
  16. لَيْسَ laysa olmayan ل ي س
  17. بِخَارِجٍ bikhārijin çıkışı خ ر ج
  18. مِّنْهَا min'hā ondan
  19. كَذَٰلِكَ kadhālika işte öyle
  20. زُيِّنَ zuyyina süslü gösterilmiştir ز ي ن
  21. لِلْكَٰفِرِينَ lil'kāfirīna kafirlere ك ف ر
  22. مَا mā (işler)
  23. كَانُوا۟ kānū oldukları ك و ن
  24. يَعْمَلُونَ yaʿmalūna yapıyor ع م ل

122. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:257

    ٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْلِيَآؤُهُمُ ٱلطَّٰغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ ٱلنُّورِ إِلَى ٱلظُّلُمَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları ise tâğûttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlar.

  • Mülk 67:22

    أَفَمَن يَمْشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجْهِهِۦٓ أَهْدَىٰٓ أَمَّن يَمْشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    O halde, yüzüstü kapanarak yürüyen mi daha çok hidâyete erendir, yoksa dosdoğru bir yol üzerinde dimdik yürüyen kimse mi?

  • Hûd 11:24

    مَثَلُ ٱلْفَرِيقَيْنِ كَٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْأَصَمِّ وَٱلْبَصِيرِ وَٱلسَّمِيعِ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz?

  • Fâtır 35:19–23

    وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ …

    Körle gören bir değildir. …

  • En’âm 6:1

    ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ

    Hamt, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken kâfirler Rablerine (ibadet etmede başkalarını) denk tutuyorlar.

Daha fazlası

14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ