İçeriğe geç

Nisâ Suresi 163. Ayet

سورة النساء، الآية ١٦٣

4:163 6. cüz 11. hizb Mushaf’ta 104. sayfa Medeni sure

4:163 ayetinin metni

إِنَّآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ كَمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ نُوحٍ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَٰرُونَ وَسُلَيْمَٰنَ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا ۝١٦٣

Okunuşu

innā awḥaynā ilayka kamā awḥaynā ilā nūḥin wal-nabiyīna min baʿdihi wa-awḥaynā ilā ib'rāhīma wa-is'māʿīla wa-is'ḥāqa wayaʿqūba wal-asbāṭi waʿīsā wa-ayyūba wayūnusa wahārūna wasulaymāna waātaynā dāwūda zabūran

Meal

Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Ya'kûb’a, torunlarına, İsâ’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyettik. Dâvud’a da Zebur’u verdik.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Nisâ Suresi’nin 163. ayeti (4:163) Medeni bir surededir; 6. cüzde, Mushaf’ın 104. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Nisâ Suresi 163. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

163. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey Rasûl! Senden önceki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Sen rasûllerin ilki de değilsin. Kesinlikle Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettik. İbrahim'e ve iki oğlu İsmail ve İshak'a, İshak'ın oğlu Yakub'a ve torunlara (onlar İsrailoğulları'nın on iki kabilelerinde bulunan ve Yakup -aleyhisselam-'ın oğullarından olan peygamberlerdir.) İsâ'ya, Eyyûb'a, Yûnus'a Hârûn'a ve Süleyman'a da vahyettik. Dâvud -aleyhisselam-'a kitap verdik, o da Zebûr'dur.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

163. Yüce Allah kulu ve Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e vahyettiği büyük şeriatın ve doğru haberlerin, diğer peygamberlere -hepsine salat ve selam olsun- vahyettiğinin aynısı olduğunu haber vermektedir. Bunun dile getirdiği birkaç gerçek vardır: 1. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem daha önce benzeri görülmedik yeni bir peygamber değildir. Aksine Allah ondan önce çok sayıda rasûller ve nebiler göndermiştir. O bakımdan onun peygamberliğini garip karşılamak ancak bilgisizlik ve inat ile açıklanabilir. 2. Yüce Allah önceki peygamberlere vahyettiği din esasları ile hepsinin … Devamını oku

Nisâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Nisâ suresinin 163-170. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 104. sayfası).

  • Nuh, İbrahim ve o ikisinin zürriyetinden gelen peygamberlerin, ayrıca adları yalnızca yüce Allah'ın bildiği bir hikmete bağlı olarak zikredilmemiş olan diğer peygamberlerin, peygamber ve resul olarak görevlendirilmesi zikredilmiştir.
  • Allah Teâlâ'nın kelam sıfatının zatına ve celâline layık şekilde ispatı vardır. Kesinlikle Allah Teâlâ peygamberi Musa -aleyhisselam- ile konuşmuştur.
  • Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hak peygamber olduğu iddiasına Allah Teâlâ ve meleklerinin şahitlik ettikleri açıklanmış ve bunun Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- için bir teselli olduğu ortaya konulmuştur.

163. ayetin diğer mealleri

Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.

Biz Nûh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik ve (nitekim) İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), Îsâ'ya, Eyyûb'a, Yunus’a, Harun'a ve Süleyman’a vahyettik. Davud’a da Zebûr'u verdik.

Muhakkak biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyûb'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

163. ayet kelime kelime

  1. إِنَّآ innā elbette biz
  2. أَوْحَيْنَآ awḥaynā vahyettik و ح ي
  3. إِلَيْكَ ilayka sana da
  4. كَمَآ kamā gibi
  5. أَوْحَيْنَآ awḥaynā vahyettiğimiz و ح ي
  6. إِلَىٰ ilā Nuh'a
  7. نُوحٍ nūḥin
  8. وَٱلنَّبِيِّـۧنَ wal-nabiyīna ve peygamberlere ن ب أ
  9. مِنۢ min ondan sonraki
  10. بَعْدِهِۦ baʿdihi ب ع د
  11. وَأَوْحَيْنَآ wa-awḥaynā nitekim vahyetmiştik و ح ي
  12. إِلَىٰٓ ilā İbrahim'e
  13. إِبْرَٰهِيمَ ib'rāhīma
  14. وَإِسْمَٰعِيلَ wa-is'māʿīla ve İsma'il'e
  15. وَإِسْحَٰقَ wa-is'ḥāqa ve İshak'a
  16. وَيَعْقُوبَ wayaʿqūba ve Ya'kub'a
  17. وَٱلْأَسْبَاطِ wal-asbāṭi ve sıbtlara س ب ط
  18. وَعِيسَىٰ waʿīsā ve Îsa'ya
  19. وَأَيُّوبَ wa-ayyūba ve Eyyub'a
  20. وَيُونُسَ wayūnusa ve Yunus'a
  21. وَهَٰرُونَ wahārūna ve Harun'a
  22. وَسُلَيْمَٰنَ wasulaymāna ve Süleyman'a
  23. وَءَاتَيْنَا waātaynā ve vermiştik أ ت ي
  24. دَاوُۥدَ dāwūda Davud'a da
  25. زَبُورًا zabūran Zebur'u ز ب ر

Bu ayetin geçtiği hadisler

Sahih Sahîh-i Buhârî 2072

«Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın nebisi Dâvûd -aleyhisselam- da kendi elinin emeğini yerdi.»

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Davud -aleyhisselam- ancak elinin emeğiyle kazandığını yerdi.» Mikdâm b. Ma’dî Kerib -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu…

مَا أَكَلَ أَحَدٌ طَعَامًا قَطُّ خَيْرًا مِنْ أَنْ يَأْكُلَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ، وَإِنَّ نَبِيَّ اللَّهِ دَاوُدَ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ كَانَ يَأْكُلُ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ ‏"

Râvi: Al-Miqdâm + 2 başka rivayet Şerhli

Diğer hadisler (3)

163. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • En’âm 6:91

    وَمَا قَدَرُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِۦٓ إِذْ قَالُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ بَشَرٍ مِّن شَىْءٍ قُلْ مَنْ أَنزَلَ ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِى جَآءَ بِهِۦ مُوسَىٰ نُورًا وَهُدًى لِّلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُۥ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُم مَّا لَمْ تَعْلَمُوٓا۟ أَنتُمْ وَلَآ ءَابَآؤُكُمْ قُلِ ٱللَّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِى خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ

    Allah’ın bir kimseye, hiçbir şey indirmediğini söyleyerek, Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. De ki: Öyleyse Mûsâ’nın insanlar için aydınlatıcı ve yol gösterici olarak getirdiği, o kitabı kim indirdi? Siz onu parça parça kâğıtlara (yazıyor) bir kısmını açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'la) size öğretilmiştir. (Rasûlüm) “Allah'tır” (onu indiren) de, sonra onları bırak da daldıkları sapıklarında oynayadursunlar.

  • Nisâ 4:153

    يَسْـَٔلُكَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَٰبًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَقَدْ سَأَلُوا۟ مُوسَىٰٓ أَكْبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓا۟ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَعَفَوْنَا عَن ذَٰلِكَ وَءَاتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    Ehl-i Kitap senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Mûsâ’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: Bize Allah’ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine deliller geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Mûsâ'ya apaçık delil verdik.

  • A’lâ 87:14–19

    قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّىٰ …

    Arınan kimse mutlaka kurtuluşa erer. …

  • A’râf 7:143

    وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًا فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Mûsâ, belirlediğimiz vakitte gelince Rabbi onunla konuştu. Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Bana (kendini) göster de sana bakayım!" Rabbi: "Beni göremeyeceksin, fakat dağa bak; dağ yerinde durursa sen de beni göreceksin." dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti. Mûsâ bayılarak yere kapandı. Ayıldığında: "Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin, sana tevbe ettim. (Kavmim içinde) Sana iman edenlerin ilkiyim." dedi.

  • Tâhâ 20:134

    وَلَوْ أَنَّآ أَهْلَكْنَٰهُم بِعَذَابٍ مِّن قَبْلِهِۦ لَقَالُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ مِن قَبْلِ أَن نَّذِلَّ وَنَخْزَىٰ

    Biz onları bundan önce bir azap ile helâk etmiş olsaydık; elbette şöyle diyeceklerdi: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de alçalmadan, rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık."

  • Kasas 28:47

    وَلَوْلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَيَقُولُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de senin ayetlerine tâbi olup Müminlerden olsaydık.” derler.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Bakara 2:136

    قُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَمَآ أُوتِىَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    Deyin ki: ''Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kûb ve torunlarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rablerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.''

  • Bakara 2:140

    أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطَ كَانُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ قُلْ ءَأَنتُمْ أَعْلَمُ أَمِ ٱللَّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَٰدَةً عِندَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    Yoksa siz, İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Ya'kûb'un ve torunlarının, Yahudi yahut Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? (Onlara) De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından kendisine bildirilen gerçeği gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.

  • Âl-i İmrân 3:84

    قُلْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    Deyin ki: ''Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kûb ve torunlarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rablerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz Allah'a teslim olanlarız."

Nisâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Bu âyette geçen isimler

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ