7. ayet
1 benzerإِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ ٧
Şüphe yok ki, size vaadedilen mutlaka gerçekleşecektir.
متشابهات سورة المرسلات
Mürselât Suresi’nin 50 ayetinden 22 tanesi Kur’an’daki başka ayetlere benzer; bazen yalnızca bir kelimeyle ayrılır. Her biri benzerleriyle kelime kelime karşılaştırıldı ve farklar işaretlendi; ezberden okurken karıştırmamanız için.
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ ٧
Şüphe yok ki, size vaadedilen mutlaka gerçekleşecektir.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ١٤
Hüküm gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ١٧
Hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ ٣
Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ ٣
Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin?
ثُمَّ مَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ١٨
Ve yine hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ ٢
Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen ne bileceksin?
ثُمَّ جَعَلْنَٰهُ نُطْفَةً فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ ١٣
Sonra onu bir su damlası/nutfe olarak, sağlam bir yere (rahme) yerleştirdik.
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢٩
Yalanlamış olduğunuza (azaba) doğru yürüyün bakalım!
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢١
“İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür.” denilir.
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ١٧
Sonra da onlara; “Yalanlamış olduğunuz işte budur!” denilecek.
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ جَمَعْنَٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ ٣٨
Bu, ayırma (hüküm) günüdür. Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız.
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢١
“İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür.” denilir.
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍ وَعُيُونٍ ٤١
Şüphesiz ki takva sahipleri, gölgelerde pınar başlarındadır.
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ ٤٥
Takva sahibi olanlar ise, Cennetlerde ve pınarlardadır.
Hicr 15:45 ayrıca 51:15
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ ٤٢
Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).
وَأَمْدَدْنَٰهُم بِفَٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ٢٢
Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ٤٣
Yaptığınız ameller sebebi ile afiyetle yiyin, için.
Birebir aynısı: Tûr 52:19
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ ٢٤
Yiyin, için; afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahşedilmiştir.)
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ٤٤
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Birebir aynısı: Sâffât 37:80Sâffât 37:121Sâffât 37:131
كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ١١٠
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ١٠٥
Sen rüyanı gerçekten tasdik ettin. Biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.
وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ٢٢
Yûsuf, ergenlik çağına girince, ona hüküm ve ilim verdik, işte biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.
وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَٱسْتَوَىٰٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ١٤
Mûsâ kemal/olgunluk çağına ulaşınca ona, hüküm ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.
فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ ٥٠
Onlar bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze iman edecekler?
تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَ ٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ يُؤْمِنُونَ ٦
İşte bunlar, sana hak olarak okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Artık Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?