Aişe –radıyallahu anhâ- şöyle buyurdu: ‘’Bütün sesleri işiten Allah’a hamd olsun, Havle Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına geldi ve eşinden şikâyet ediyordu. Söyledikleri bana gizliydi, duymuyırdum Peşinden Allah -Azze ve Celle- (Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette…
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي وَسِعَ سَمْعُهُ الأَصْوَاتَ لَقَدْ جَاءَتْ خَوْلَةُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَشْكُو زَوْجَهَا فَكَانَ يَخْفَى عَلَىَّ كَلاَمُهَا فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { قَدْ…
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Huneyn Seferi'ne çıktığında Müşriklerin Zât-ü Envât dedikleri ve silahlarını üzerine astıkları bir ağacın yanından geçti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: ''Ey Allah'ın Rasûlü! Onların Zât-ü Envât'ı gibi bize de Zât-ü Envât yap!'' dediler. Bunun…
«Cennet’te yüz derece vardır. Her iki derece arasındaki mesafe gökle yeryüzü arası kadardır. Firdevs derece olarak en üstünü olup Cennet'in dört ırmağı buradan fışkırır. Arş da onun (Firdevs'in) üstünde bulunur. Allah’tan Cennet'i istediğinizde Firdevs'i isteyiniz.»
Muaz b. Cebel -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sabah namazına o kadar geç kalmıştı ki neredeyse güneş doğacaktı. Derken çabucak çıktı namazı için kamet getirildi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı biraz hafifçe kıldırdı. Selam verince olanca…
«Biz ümmetlerin sonuncusuyuz; fakat hesaba çekileceklerin ilkiyiz. ‘Ümmî ümmet ve onun peygamberi nerede?’ denilir. Böylece biz son gelenler, fakat ilk olanlarız.»
Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek: Ey Allah'ın Rasûlü! Birimiz içinde kendisine (sıkıntı) veren bir duygu hissettiğinde; onun içinde yanan bir kor gibi olması (başkalarına) söylemesinden daha sevimli geliyor dedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allahu Ekber!…
Ebu Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet olunduğuna göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sırat, Cehennem’in ortasına kurulur. Sıratın üzerinde, Sa’dân’ın (bölgesinin) dikenleri gibi dikenler vardır. Sonra insanlara (geçiş için) izin verilir. Onun üstünde…
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Sa'd'ın cenazesi üzerine Rahmân'ın Arş'ı titremiştir.Sa’d b. Muâz için, gökyüzünün kapıları açılmıştır.Yetmiş bin melek inmiştir.Kabirde sıkılmış ama sonra bırakılmıştır.''
Ebu Ramse -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre o, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: "Bana sırtındakini (nübüvvet mührü) göster; ben tabibim" dedim. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah et-Tabîb’dir. Belki, sen şefkatli bir adamsın, onun tabibi onu…
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: " Arşı taşıyan meleklerden bahsetmem konusunda bana izin verildi. Onlardan her birisinin kulak memesi ile boynunun arasındaki mesafe yedi yüz yıldır."
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'tan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: «Allah -Azze ve Celle- Adem -aleyhissalatu ve's-selam-'ı yarattığı zaman sırtını meshetti. Bunun uzerine kıyamete kadar onun neslinden yaratacagi insanlardan herbirinin iki gözü…
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara bir amel emrettiğinde, güçlerinin yettiği amelleri emrederdi. Onlar ise: “Biz senin durumunda değiliz, ey Allah’ın Rasûlü! Şüphesiz Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır.” derlerdi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve…
«Gece ve gündüzün ulaştığı her yere bu tebliğ ulaşacak, ister kerpiçten yapılsın isterse deve kılından. Allah her eve İslâm'ı hâkim kılacaktır. Bu da ya Allah'ın aziz kıldığı İslam'ın kabul edilmesi veya Allah'ın hor gördüğü küfrün boyun eğmesi ile gerçekleşecektir.» Temîm ed-Dârî şunu ilâve etti…
عن تَميم الداري رضي الله عنه، قال: سمعتُ رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «لَيَبْلُغَنَّ هَذَا الأَمْرُ مَا بَلَغَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ، وَلَا يَتْرُكُ اللهُ بَيْتَ مَدَرٍ وَلَا وَبَرٍ إِلَّا أَدْخَلَهُ اللهُ…
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ- sıfatlar konusunda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir hadisini duyunca reddedercesine titreyerek hareket yapan bir adam gördü ve; "Bunlar neden korkarlar? (Kur'an'ın) muhkemiyle karşılaşınca kolayca kabulleniyorlar, müteşabihi ile karşılaşınca da helak…
عن ابن عباس رضي الله عنهما أنه رأى رجلا انْتَفَضَ لما سمع حديثا عن النبي صلى الله عليه وسلم في الصفات -استنكارا لذلك– فقال: "ما فَرَقُ هؤلاء؟ يجدون رِقَّةً عند مُحْكَمِهِ، ويَهْلِكُونَ عند مُتَشَابِهِهِ" .
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-; Kıyamet gününde gelip Rabbine secde edip, hamdedeceğini (direk olarak şefâat etmeyeceğini), sonra O'na: (Ey Muhammed!) başını kaldır! Söyle, sözün dinlensin; iste ki istediğin…
عن أنس بن مالك رضي الله عنه مرفوعاً: أخبر النبي صلى الله عليه وسلم : "أنه يأتي فيسجد لربه ويحمده [لا يبدأ بالشفاعة أولا]، ثم يقال له: "ارفع رأسك وقل يُسمع، وسَلْ تُعط، واشفع تُشفَّع".
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- camiye girerken: «Kovulmuş Şeytan'dan, azim olan Allah'a, O'nun kerîm vechine ve kadîm kuvvet ve galebesine sığınırım.» diye dua etmiştir. (Ravilerden birisi hocasına) hadisi bu şekilde rivayet etmişsin öyle mi? Hepsi bu kadar mı? diye sorar. O da…
Âmiroğulları'nın elçileriyle birlikte (elçi olarak) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzuruna gitmiştim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: "Sen bizim seyyidimizsin" dedik de, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Es-Seyyid Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'dır.» buyurdu. Biz: Sen bizim…
Ömer el-Cumaî -radıyallahu anh-'tan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah bir kulu için hayrı dilerse, o kulunu ölümünden önce kullanır.» (Sahabeler): ''Onu nasıl kullanır ya Rasûlallah?" diye sordular. Buyurdu ki: «Allah -Azze ve…
İbn Abbas –radıyallahu anhuma- Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’den şöyle aktarmıştır: «Burası akrabalık münasebetlerini kesmekten sana sığınanların makamıdır. Kim akrabalık bağını devam ettirirse Allah da onunla bağını kesmez. Her kim de akrabalık bağlarını keserse Allah da onunla bağını…
Allah Teâlâ'nın: "Artık bunu bile bile Allah'a şirk koşmayın!" (Bakara Sûresi: 22) sözü hakkında İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- demiştir ki, ayette endâd; şirk, gece karanlığında düz bir taş üzerinde karıncanın yürümesinden daha gizlidir. O şöyle demendir: "Allah ve hayatın hakkı için“ yahut “Allah…
قول الله تعالى : {فَلا تَجْعَلُوا لِلَّهِ أَنْدَادًا وَأَنْتُمْ تَعْلَمُونَ}. قال ابن عباس في الآية: "الأنداد: هو الشرك، أخفى من دَبِيبِ النمل على صَفَاةٍ سوداء في ظلمة الليل". وهو أن تقول: والله وحياتك يا فلان، وحياتي…
Adiy b. Hâtim -radıyallahu anh şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, «(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem Oğlu Mesîh’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hak ilâh…
عن عدي بن حاتم رضي الله عنه : "أنه سمع النبي صلى الله عليه وسلم يقرأ هذه الآية: "اتَّخَذُوا أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللَّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُوا إِلاَّ لِيَعْبُدُوا…
Ebu Zer -radıyallahu anh-’ın rivayet ettiği hadiste Allah Rasûlü - sallallahu aleyhi ve sellem- "Arşın Kürsî'ye olan büyüklüğü geniş düzlük araziye bırakılan demirden bir halkaya olan büyüklüğü gibidir." demiştir.
عن أبي ذر الغفاري رضي الله عنه مرفوعاً: "ما الكرسي في العرش إلا كحلقة من حديد ألقيت بين ظهري فلاة من الأرض".
İbn Abbas –radıyallahu anhumâ-’dan mevkuf olarak rivayet edildiğine göre; «Kürsü iki ayağın konulduğu yerdir. Arşa gelince ne kadar olduğunu kimse bilemez.»
عن ابن عباس رضي الله عنهما موقوفًا عليه: «الكُرسِيُّ مَوْضِع القَدَمَين، والعَرْش لا يَقْدِرُ أحدٌ قَدْرَه».
Huzeyfe -radıyallahu anh-'den rivayet olunan bir hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Şüphesiz yüce Allah, her imal eden kimseyi ve imal ettiği şeyi yaratandır.»
عن حذيفة رضي الله عنه مرفوعاً: «إنَّ اللهَ يصنعُ كلَّ صانعٍ وصنعَتَه».
Fadâle b. Ubeyd -radıyallahu anh-’dan rivâyete göre, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- cemaatle namaz kılarken bazı kişiler açlıktan dolayı bayılıp düşerlerdi. Öyle ki bedeviler, bunları görünce bunlar delidirler demişlerdi. -Bunlar Ashab-ı Suffe denilen mescidin bir bölümünde günlerini…
" لَوْ تَعْلَمُونَ مَا لَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ لأَحْبَبْتُمْ أَنْ تَزْدَادُوا فَاقَةً وَحَاجَةً " . قَالَ فَضَالَةُ وَأَنَا يَوْمَئِذٍ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Übey b. Ka'b -radıyallahu anh-'tan onunda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet ettiğine göre şöyle buyurmuştur:''Âdem -aleyhisselam- vefat edince, melekler üç defa su ile yıkadılar. Onu defnettiler. Sonra çocuklarına dönerek, (Ey âdemoğulları! Ölülerinize böyle yapınız) dediler.''
عن أبي بن كعب، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «لما تُوُفِّيَ آدمُ غَسَّلَتْه الملائكةُ بالماء وِتْرًا، وأَلْحَدُوا له، وقالوا: هذه سُنَّةُ آدَمَ في وَلَدِه».
«Zaman yakınlaşmadıkça kıyamet kopmaz! Bu yakınlaşma öyle olur ki, bir yıl bir ay gibi, ay bir hafta gibi, hafta da bir gün gibi, gün saat gibi, saat de hurma yaprağının tutuşup hemen sönmesi gibi (kısa) olur.»
«Kim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan O’nun huzuruna çıkarsa, işlediği günahlar ona zarar vermez. Kim de Allah’a ortak koşarak ölürse, yaptığı hiçbir iyilik ona fayda sağlamaz.»