Râvi:Âişe
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَمَرَهُمْ أَمَرَهُمْ مِنَ الأَعْمَالِ بِمَا يُطِيقُونَ قَالُوا إِنَّا لَسْنَا كَهَيْئَتِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ اللَّهَ قَدْ غَفَرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ. فَيَغْضَبُ حَتَّى يُعْرَفَ الْغَضَبُ فِي وَجْهِهِ ثُمَّ يَقُولُ "
إِنَّ أَتْقَاكُمْ وَأَعْلَمَكُمْ بِاللَّهِ أَنَا "
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara bir amel emrettiğinde, güçlerinin yettiği amelleri emrederdi. Onlar ise: “Biz senin durumunda değiliz, ey Allah’ın Rasûlü! Şüphesiz Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır.” derlerdi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- öfkelenir; öfkesi yüzünden belli olacak hâle gelirdi. Sonra şöyle buyururdu:«Şüphesiz Allah’tan en çok sakınanınız ve Allah’ı en iyi bileniniz benim.»
Rivayet eden: Buhârî (No. 20).