İçeriğe geç

Sünen-i Tirmizî47. kitap

«Hz. Adem'in ömrü tamam olunca ona ölüm meleği geldi. Adem -aleyhisselam- (Meleğe): "Benim ömrümden kırk yıl daha geride kalmadı mı?" dedi. Melek O'na: "Sen onu, oğlun Davud'a vermedin mi?" dedi. Adem inkar etti, zürriyeti de inkar etti. Adem unuttu ve meyveden yedi. Zürriyeti de unuttu. Adem hata işledi, zürriyeti de hata işledi.»

باب وَمِنْ سُورَةِ الأَعْرَافِ ‏‏

Sahih 4 âlimin hükmü Sünen-i Tirmizî 3076

Râvi:Ebû Hureyre

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏

"‏ لَمَّا خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ مَسَحَ ظَهْرَهُ فَسَقَطَ مِنْ ظَهْرِهِ كُلُّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا مِنْ ذُرِّيَّتِهِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَجَعَلَ بَيْنَ عَيْنَىْ كُلِّ إِنْسَانٍ مِنْهُمْ وَبِيصًا مِنْ نُورٍ ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى آدَمَ فَقَالَ أَىْ رَبِّ مَنْ هَؤُلاَءِ قَالَ هَؤُلاَءِ ذُرِّيَّتُكَ فَرَأَى رَجُلاً مِنْهُمْ فَأَعْجَبَهُ وَبِيصُ مَا بَيْنَ عَيْنَيْهِ فَقَالَ أَىْ رَبِّ مَنْ هَذَا فَقَالَ هَذَا رَجُلٌ مِنْ آخِرِ الأُمَمِ مِنْ ذُرِّيَّتِكَ يُقَالُ لَهُ دَاوُدُ ‏.‏ فَقَالَ رَبِّ كَمْ جَعَلْتَ عُمْرَهُ قَالَ سِتِّينَ سَنَةً قَالَ أَىْ رَبِّ زِدْهُ مِنْ عُمْرِي أَرْبَعِينَ سَنَةً ‏.‏ فَلَمَّا انْقَضَى عُمْرُ آدَمَ جَاءَهُ مَلَكُ الْمَوْتِ فَقَالَ أَوَلَمْ يَبْقَ مِنْ عُمْرِي أَرْبَعُونَ سَنَةً قَالَ أَوَلَمْ تُعْطِهَا ابْنَكَ دَاوُدَ قَالَ فَجَحَدَ آدَمُ فَجَحَدَتْ ذُرِّيَّتُهُ وَنَسِيَ آدَمُ فَنَسِيَتْ ذُرِّيَّتُهُ وَخَطِئَ آدَمُ فَخَطِئَتْ ذُرِّيَّتُهُ ‏"

Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'tan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: «Allah -Azze ve Celle- Adem -aleyhissalatu ve's-selam-'ı yarattığı zaman sırtını meshetti. Bunun uzerine kıyamete kadar onun neslinden yaratacagi insanlardan herbirinin iki gözü arasına nurdan bir parlaklık koydu. Sonra hepsini Adem -aleyhisselam-'a arzetti. Adem -aleyhisselam-: "Ey Rabbim! Bunlar da kim?" diye sordu. Allah: "Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Onlardan bir tanesi dikkatini çekti, gözlerinin arasındaki parlaklık çok hoşuna gitmişti. "Ey Rabbim şu da kim?" diye sordu. "Davud!" deyince; "Pekala ne kadar ömür verdin?" diye sordu. "Altmış yıl!" dedi. Adem: "Ey Rabbim! Ona benim ömrümden kırk yıl ilave et!" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: Adem'in -aleyhisselam- ömrü tamam olunca ölüm meleği ona geldi. Adem -aleyhisselam- meleğe: "Benim ömrümden kırk yıl daha geride kalmadı mı?" dedi. Melek: "Sen onu oğlun Davud'a vermedin mi?" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Adem inkar etti, zürriyeti de inkar etti, Adem unuttu ve meyveden yedi. Zürriyeti de unuttu. Adem hata işledi, zürriyeti de hata işledi.»

Rivayet eden: Tirmizî (No. 3076).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Allah Teâlâ Adem -aleyhisselam-'ı yarattıgı zaman Adem'in sırtını sıvazlayıp meshetti. Bunun uzerine kıyamete kadar onun neslinden yaratacagi insanlardan herbiri onun sırtından çıktı. Bu mesh etme (sıvazlama) ve çıkarma işlemi hakikati (hakikatteki anlamı) üzeredir. Bu hususta zahirin dışına çıkmak caiz değildir. Ehli sünnetin görüşü de budur. Allah Teâlâ onları sırtından çıkardığı zaman insanlardan herbirinin iki gözü arasına nurdan bir parlaklık koydu. Sonra da onları Adem -aleyhisselam-'a arzetti. Adem -aleyhisselam-: "Ey Rabbim! Bunlar kimdir?" diye sordu. Allah: "Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Onlardan bir tanesi dikkatini çekti, gözlerinin arasındaki parlaklık çok hoşuna gitmişti. "Ey Rabbim şu da kim?" diye sordu. Allah: "O, Dâvûd!" deyince. "Pekala ona ne kadar ömür verdin?" diye sordu. Allah: Altmıs yıl!" dedi. Adem: "Ey Rabbim, ona benim ömrümden kırk yıl ilave et!" dedi. Allah Teâlâ Davud'un ömrünü altmış yıl yaptı. Adem -aleyhisselam-'ın ömrü, ömrünün bitimine kırk yıl kala tamam olunca ölüm meleği ruhunu kabzetmek üzere Adem'e geldi. Adem -aleyhisselam- meleğe: "Benim ömrümden geriye kırk yıl kalmadı mı?" dedi. Bunun üzerine melek: "Sen o kırk yılı oğlun Davud'a vermedin mi?" dedi. Adem bunu inkâr etti. Çünkü onun, ömründen kırk yıl verme işi, Adem'in neslinin mesh edilmek sureti ile yayıldığı ve saçıldığı zamandaki alemde idi. Ölüm meleğinin geldiği anda Adem bunu hatırlayamadı. Adem inkâr etti. Zürriyeti de inkar etti. Adem unuttu, onun zürriyeti de unuttu. Adem günah işledi, onun zürriyeti de günah işledi. Çünkü çocuk, babasına benzer. İşte Davud -aleyhisselam-, onun yazılı olan ömrü kırk yıl idi. Sonra Allah bu ömrü altmış yıl yaptı. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- olanı, olacak olanı, olmayanı, olsaydı nasıl olacaktı bütün bunları bilendir. O onun için ne yazdığını, bundan sonra da onun için ömrünü ne kadar artıracağını bilendir. Meleklerin ise Allah Teâlâ'nın onlara öğrettiğinden başka bir ilimleri yoktur. Allah, herşeyi olmadan önce de olduktan sonra da bilendir. Bunun içindir ki alimler şöyle demişlerdir: Şüphesiz ki silmek ve sabit tutmak meleklerin sahifelerindedir. Ama Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın ilmine gelince onda bir karışıklık olmaz, bilmediği bir şey sonradan ortaya çıkmaz, onun katındaki ilimde bir silinme ve sabit kalma yoktur.

Arapça açıklama

لما خلق الله تعالى آدم -عليه السلام- مسح ظهره، فخرج من ظهره كل إنسان هو خالقه من ذريته إلى يوم القيامة، وهذا المسح والإخراج على حقيقته، ولا يجوز تأويله بما يخرجه عن ظاهره كما هو مذهب أهل السنة. فلما أخرجهم من ظهره جعل بين عيني كل إنسان منهم بريقًا ولمعانًا من نور، ثم عرضهم على آدم، فقال آدم: يا رب، من هؤلاء؟ قال تعالى : هم ذريتك. فرأى رجلا منهم فأعجبه البريق الذي بين عينيه، فقال: يا رب، من هذا؟ قال تعالى : هو داود. فقال آدم: رب كم جعلتَ عمره؟ قال: ستين سنة. قال: رب زده من عمري أربعين سنة.

فلما انقضى عمر آدم إلا أربعين سنة، جاءه ملك الموت ليقبض روحه، فقال آدم: لقد بقي من عمري أربعون سنة. فقال له: لقد أعطيتها ابنك داود. وقد أنكر آدم ذلك لأنه كان في عالم الذر فلم يستحضره حالة مجيء ملك الموت له، فأنكرت ذريته، ونسي آدم فنسيت ذريته، وعصى آدم بأكله من الشجرة فعصت ذريته، لأن الولد يشبه أباه.

فهذا داود كان عمره المكتوب ستين سنة ثم زاده الله أربعين سنة، والله سبحانه عالم بما كان وما يكون وما لم يكن لو كان كيف كان يكون؛ فهو يعلم ما كتبه له وما يزيده إياه بعد ذلك، والملائكة لا علم لهم إلا ما علمهم الله، والله يعلم الأشياء قبل كونها وبعد كونها؛ فلهذا قال العلماء: إن المحو والإثبات في صحف الملائكة، وأما علم الله سبحانه فلا يختلف ولا يبدو له ما لم يكن عالمًا به فلا محو فيه ولا إثبات.

  • أن إخراج الذرية كان حقيقيا.
  • إثبات أن الله -تعالى- مسح على ظهر آدم من غير تكييف ولا تمثيل ومن غير تحريف ولا تعطيل.
  • إثبات الكلام لله -تعالى- من غير تكييف ولا تمثيل ومن غير تحريف ولا تعطيل.
  • المحو والإثبات في صحف الملائكة، وأما علم الله سبحانه فلا يختلف ولا يبدو له ما لم يكن عالما به فلا محو فيه ولا إثبات.

Klasik şerh

Mübârekfûrî — Tuhfetü'l-Ahvezî

قَوْلُهُ : ( فَسَقَطَ مِنْ ظَهْرِهِ ) أَيْ خَرَجَ مِنْهُ ( كُلُّ نَسَمَةٍ ) أَيْ ذِي رُوحٍ وَقِيلَ كُلُّ ذِي نَفْسٍ مَأْخُوذَةٍ مِنْ النَّسِيمِ قَالَهُ الطِّيبِيُّ ( هُوَ خَالِقُهَا مِنْ ذُرِّيَّتِهِ ) الْجُمْلَةُ صِفَةُ نَسَمَةٍ وَمِنْ بَيَانِيَّةٌ , وَفِي الْحَدِيثِ دَلِيلٌ بَيِّنٌ عَلَى أَنَّ إِخْرَاجَ الذُّرِّيَّةِ كَانَ حَقِيقِيًّا ( وَبِيصًا ) أَيْ بَرِيقًا وَلَمَعَانًا ( مِنْ نُورٍ ) فِي ذِكْرِهِ إِشَارَةٌ إِلَى الْفِطْرَةِ السَّلِيمَةِ وَفِي قَوْلِهِ. بَيْنَ عَيْنَيْ كُلِّ إِنْسَانٍ إِيذَانٌ بِإِنَّ الذُّرِّيَّةَ كَانَتْ عَلَى صُورَةِ الْإِنْسَانِ عَلَى مِقْدَارِ الذَّرِّ ( فَأَعْجَبَهُ وَبِيصُ مَا بَيْنَ عَيْنَيْهِ ) . أَيْ سَرَّهُ ( هَذَا رَجُلٌ مِنْ آخِرِ الْأُمَمِ ) جَمْعُ أُمَّة…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Elbânîv. 1420 h. Sahihصحيح Hadis صحيح الترمذي No. 3076
Zübeyr Ali Zeîv. 1435 h. Senedi hasenIsnaad Hasan Yalnız senet No. 3076
Beşşâr Avvâd Ma'rûf SahihHasan Sahih Hadis No. 3076
Tirmizîv. 279 h. Sahihحسن صحيح Hadis سنن الترمذي No. 3076
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (8)
  • SahihElbânî صحيح — صحيح الجامع (5208)
  • SahihElbânî صحيح — شرح الطحاوية (240)
  • Senedi hasenElbânî إسناده حسن — هداية الرواة (114)
  • SahihAhmed Muhammed Şâkir أشار في المقدمة إلى صحته — عمدة التفسير (2/74)
  • Senedi hasenİbn Bâz إسناده جيد — مجموع تفسير الشيخ عبد العزيز بن باز (9/339)
  • HasenMukbil el-Vâdiî حسن — الصحيح المسند (1408)
  • Sahihابن منده صحيح — الرد على الجهمية (49)
  • Sahihابن العربي صحيح — أحكام القرآن لابن العربي (2/333)

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (4)
  • التوحيد لابن منده (433)لَمَّا خَلَقَ اللهُ آدَمَ مَسَحَ عَلَى ظَهْرِهِ ، فَسَقَطَ مِنْ ظَهْرِهِ كُلُّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا مِنْ ذُرِّيَّتِهِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ، وَجَعَلَ بَيْنَ عَيْنَيْ كُلِّ إِنْسَانٍ مِنْهُمْ وبَيِصًا مِنْ نُورٍ ، ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى آدَمَ ، فَقَالَ : أَيْ رَبِّ ، مَنْ هَؤُلَاءِ ، قَالَ :
  • الطبقات الكبرى لابن سعد (39)خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ مَسَحَ ظَهْرَهُ فَسَقَطَ مِنْ ظَهْرِهِ كُلُّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ، ثُمَّ جَعَلَ بَيْنَ عَيْنَيْ كُلِّ إِنْسَانٍ مِنْهُمْ وَبِيصًا مِنْ نُورٍ ، ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى آدَمَ ، فَقَالَ : أَيْ رَبِّ مَنْ هَؤُلاءِ ؟ قَالَ : هَؤُلاءِ ذُرِّيَّتُكَ ، فَرَأ
  • المستدرك على الصحيحين (4063)لَمَّا خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ مَسَحَ ظَهْرَهُ فَخَرَجَ مِنْ ظَهْرِهِ كُلُّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا مِنْ ذُرِّيَّتِهِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ، وَجَعَلَ بَيْنَ عَيْنَيْ كُلِّ إِنْسَانٍ مِنْهُمْ وَبِيصًا مِنْ نُورِهِمْ ، ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى آدَمَ ، فَقَالَ : أَيْ رَبِّ مَنْ هَؤُلاءِ ؟ قَالَ : هَؤُ
  • مسند أبي يعلى الموصلي (6617)لَمَّا خَلَقَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ آدَمَ مَسَحَ عَلَى ظَهْرِهِ ، فَسَقَطَ مِنْ ظَهْرِهِ كُلُّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ، وَجَعَلَ بَيْنَ عَيْنَيْ كُلِّ إِنْسَانٍ مِنْهُمْ وَبِيصًا مِنْ نُورٍ ، ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى آدَمَ ، فَقَالَ : أَيْ رَبِّ ! مَنْ هَؤُلاءِ ؟ قَالَ : هَ

Aynı konuda

Hüküm yok Müsned 16932

حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ يَعْنِي ابْنَ سَلَمَةَ حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ عَنْ أَبِي نَضْرَةَ أَنَّ رَجُلًا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُقَالُ لَهُ أَبُو عَبْدِ…

Râvi: أبو عبد الله + 2 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Müsned 17000

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ سَوَّارٍ حَدَّثَنَا لَيْثٌ يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ عَنْ مُعَاوِيَةَ عَنْ رَاشِدِ بْنِ سَعْدٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ قَتَادَةَ السُّلَمِيِّ أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى…

Râvi: عبد الرحمن بن قتادة السلمي Yalnız Arapça

Konular

10 Ekim 2026 Cumartesi 29 ربيع الآخر 1448 هـ