İçeriğe geç

Sünen-i Tirmizî47. kitap

«Allah’ım! İyilikler yapmayı kötülüklerden el çekmeyi, yoksulları sevmeyi, beni bağışlayıp bana rahmet etmeni senden dilerim. Bir topluma bir fitne göndereceksen beni o fitneye düşürmeksizin vefat ettir. Bana seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine yaklaştıran her ameli sevmeyi nasip eyle.»

باب وَمِنْ سُورَةِ ص

Sahih 6 âlimin hükmü Sünen-i Tirmizî 3235

Râvi:Muâz b. Cebel

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هَانِئٍ أَبُو هَانِئٍ الْيَشْكُرِيُّ حَدَّثَنَا جَهْضَمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ سَلاَّمِ عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَائِشٍ الْحَضْرَمِيِّ أَنَّهُ حَدَّثَهُ عَنْ مَالِكِ بْنِ يُخَامِرَ السَّكْسَكِيِّ عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رضى الله عنه قَالَ احْتُبِسَ عَنَّا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ غَدَاةٍ عَنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ حَتَّى كِدْنَا نَتَرَاءَى عَيْنَ الشَّمْسِ فَخَرَجَ سَرِيعًا فَثُوِّبَ بِالصَّلاَةِ فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَجَوَّزَ فِي صَلاَتِهِ فَلَمَّا سَلَّمَ دَعَا بِصَوْتِهِ قَالَ لَنَا ‏"‏ عَلَى مَصَافِّكُمْ كَمَا أَنْتُمْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ انْفَتَلَ إِلَيْنَا ثُمَّ قَالَ ‏

"‏ أَمَا إِنِّي سَأُحَدِّثُكُمْ مَا حَبَسَنِي عَنْكُمُ الْغَدَاةَ إِنِّي قُمْتُ مِنَ اللَّيْلِ فَتَوَضَّأْتُ وَصَلَّيْتُ مَا قُدِّرَ لِي فَنَعَسْتُ فِي صَلاَتِي حَتَّى اسْتَثْقَلْتُ فَإِذَا أَنَا بِرَبِّي تَبَارَكَ وَتَعَالَى فِي أَحْسَنِ صُورَةٍ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَبِّ ‏.‏ قَالَ فِيمَ يَخْتَصِمُ الْمَلأُ الأَعْلَى قُلْتُ لاَ أَدْرِي ‏.‏ قَالَهَا ثَلاَثًا قَالَ فَرَأَيْتُهُ وَضَعَ كَفَّهُ بَيْنَ كَتِفَىَّ حَتَّى وَجَدْتُ بَرْدَ أَنَامِلِهِ بَيْنَ ثَدْيَىَّ فَتَجَلَّى لِي كُلُّ شَيْءٍ وَعَرَفْتُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ ‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ رَبِّ قَالَ فِيمَ يَخْتَصِمُ الْمَلأُ الأَعْلَى قُلْتُ فِي الْكَفَّارَاتِ قَالَ مَا هُنَّ قُلْتُ مَشْىُ الأَقْدَامِ إِلَى الْجَمَاعَاتِ وَالْجُلُوسُ فِي الْمَسَاجِدِ بَعْدَ الصَّلَوَاتِ وَإِسْبَاغُ الْوُضُوءِ فِي الْمَكْرُوهَاتِ ‏.‏ قَالَ فِيمَ قُلْتُ إِطْعَامُ الطَّعَامِ وَلِينُ الْكَلاَمِ وَالصَّلاَةُ بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ ‏.‏ قَالَ سَلْ ‏.‏ قُلْتُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَتَرْكَ الْمُنْكَرَاتِ وَحُبَّ الْمَسَاكِينِ وَأَنْ تَغْفِرَ لِي وَتَرْحَمَنِي وَإِذَا أَرَدْتَ فِتْنَةَ قَوْمٍ فَتَوَفَّنِي غَيْرَ مَفْتُونٍ أَسْأَلُكَ حُبَّكَ وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ وَحُبَّ عَمَلٍ يُقَرِّبُ إِلَى حُبِّكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّهَا حَقٌّ فَادْرُسُوهَا ثُمَّ تَعَلَّمُوهَا ‏"

Muaz b. Cebel -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sabah namazına o kadar geç kalmıştı ki neredeyse güneş doğacaktı. Derken çabucak çıktı namazı için kamet getirildi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı biraz hafifçe kıldırdı. Selam verince olanca sesiyle saflarda bulunduğunuz şekilde kalınız buyurdu ve bize dönerek şöyle dedi: «Beni bu sabah namazına geciktiren sebebin ne olduğunu söyleyeceğim, geceleyin kalkıp abdest alıp, takdir olunan sayıda namaz kıldım, derken namazda uyuklamaya başladım. Sonra uykum ağırlaştı ve ben Rabbimi en güzel surette gördüm. Ya Muhammed diye buyurdu. Ben de: Buyur Rabbim, buyur! dedim. Rabbim buyurdu ki: Mele-i Âlâ (yüce topluluk), hangi hususta, nelerde yarıştıklarını biliyor musun? dedi. Ben de: Bilmiyorum Ya Rabbi! dedim. Bunu üç kere tekrarladı. Sonra avucunu iki küreğimin arasına koydu, ben iki elin serinliğini iki memem arasında hissettim. Her şey bana göründü ve her şeyi bildim. Ya Muhammed! diye buyurdu. Ben de: Buyur Rabbim, buyur! dedim. Rabbim buyurdu ki: Mele-i Âlâ (yüce topluluk), hangi hususta, nelerde yarıştıklarını biliyor musun? dedi. Ben de: Kefaretler konusunda, dedim. Nedir onlar? buyurdu. Ben de dedim ki: Yaya olarak cemaatlere gitmek, namazlardan sonra mescitlerde oturmak, her türlü zorluklar karşısında abdest organlarını kapsamlı yıkamak dedim. Sonra hangi konularda? buyurdu. Yemek yedirmek, yumuşak söz söylemek, insanlar uyurken geceleyin namaz kılmak. Bunun üzerine: Dile benden ne dilersen! buyurdu. Ben de şöyle dua ettim: Allah’ım! İyilikler yapmayı, kötülüklerden el çekmeyi, yoksulları sevmeyi, beni bağışlayıp bana rahmet etmeni senden dilerim. Bir topluma bir fitne göndereceksen, beni o fitneye düşürmeksizin vefat ettir. Bana seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine yaklaştıran her ameli sevmeyi nasip eyle.» Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bu söylenenler haktır ve gerçektir. Bunları kendinize ders edininiz ve öğreniniz.» buyurdu.

Rivayet eden: Tirmizî (No. 3235) ve Ahmed b. Hanbel (No. 21093).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Muaz b. Cebel –radıyallahu anh- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in bir gün sabah namazını kıldırmak için geç geldiğini haber veriyor. Öyle geç kalmıştı ki; namazı ancak güneşin doğmasına çok az kala kıldırabilmişti. Hızlı bir şekilde gelerek, kamet getirilmesini emretmiş, selam verdikten sonra sahabelere yerlerinde kalmalarını emrederek, namaza geç kalış sebebini beyan etmiştir. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- gece kalkıp, abdest alarak yüce Allah’ın dilemesi ile namaz kılmış ve namaz esnasında uyuya kalmıştır. Uykusunda Rabbini en güzel surette görmüştür. Allah Teâlâ kendisine mukarreb/yakınlaştırılmış meleklerin hangi konuda konuştuklarını sormuş, Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- de bilmediğini beyan etmiştir. Bu soru ve cevap üç kere tekrarlandıktan sonra Allah Teâlâ avucunu Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in iki küreği arasına koymuş, o da yüce Allah’ın iki elinin parmak serinliğini iki memesi arasında hissetmiştir. Şüphesiz Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in Rabbini vasfettiği bu sıfatlar hak ve sıdk haberlerdir. Bu sıfatları tasdik edip, iman etmek gerekir. Zira yüce Allah’ın kendisini vasfettiği sıfatlara da böyle teşbih ve temsil etmeden iman etmek gerekir. Bu türden bazı sıfatları anlamakta zorluk çekenler yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de övdüğü ilimde derinleşenlerin söylediği gibi söylesinler. Onlar; “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır.” derler. Bilmediği konularda tekellüf ederek, zorlama yorumlar yapmalarına hiç gerek yoktur. Böyle yapması sonucu helak olabilirler. Mümin kimseler böyle ayet ve hadisler karşısında Allah ve Rasûlü bizlere böyle haber vermiştir. Allah ve Rasûlü doğru söylemiştir, derler. Bu tür ayet ve hadisler Mümin kimselerin imanını arttırır. Allah Teâlâ avucunu Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in iki küreği arasına koyunca her şey onun gözü önünde aydınlığa kavuşmuş, böylece kendisine sorulan cevabı bulmuştur. Cevaben; melekler kendi aralarında günahlara kefaret olan hususları konuşup tartışıyorlar demiştir. Meleklerin konuşup, tartışması bu amelleri yazıp göğe yükselmek için yarışmalarıdır. Yahut bu amellerin fazileti ve şerefi hakkında konuşmalarıdır. Bu hasletler; cemaatle namaz kılmak için camiye yürüyerek gitmek, zikir çekmek, Kur’an okumak, ilim öğrenip öğretmek için namazlardan sonra camide kalıp beklemek, abdesti güzelce alarak soğuk hava koşulları gibi zor durumlarda bunu yapmaktır. Ardından Rabbimiz Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e; "Melekler hangi konularda konuşup, tartışırlar." diye tekrardan sormuştur. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Yemek yedirmek yumuşak söz söylemek, insanlar uyurken geceleyin namaz kılmak.» diye cevap vermiştir. Bunun üzerine: Allah Subhanehû ve Teâlâ: "Dile benden ne dilersen!" diye buyurmuş, o da; kendisine iyilikler yapmayı, kötülüklerden el çekmeyi, yoksul ve fakirleri sevdirmesini, bağışlayıp, rahmet etmesini dilemiştir. Bir topluma bir fitne gönderdiğinde kendisini o fitneye düşürmeksizin vefat ettirmesini, kendisini sevmeyi, onu sevenleri sevmeyi ve sevgisine yaklaştıran her ameli sevmeyi isteyip, niyaz etmiştir. Ardından Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- bu söylenenlerin hak ve gerçek olduğunu haber vermiş, sahabelere bunları kendilerine ders edinip öğrenmelerini de emretmiştir.

Arapça açıklama

يخبر معاذ بن جبل رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم في بعض الأيام تأخر في الخروج إليهم لصلاة الفجر، حتى كادت الشمس أن تطلع، فخرج إليهم مسرعًا، فأمر بإقامة الصلاة، ثم صلى بهم وخفَّف، فلما انتهى من صلاته، أمرهم أن يظلوا في مواضعهم من الصفوف، ثم أخبرهم عن سبب تأخره عن صلاة الفجر، أنه قام بالليل فتوضأ، ثم صلى ما شاء الله من الركعات، فنام في صلاته، فرأى ربه تعالى في المنام في أحسن صورة، فسأله: في أي شيء يتحدَّث الملائكة المقربون؟ فقال له النبي صلى الله عليه وسلم: لا أدري. حدَث هذا السؤال وهذا الجواب ثلاث مرات، فوضع الرب سبحانه وتعالى كفه بين كتفي النبي صلى الله عليه وسلم، حتى أحسَّ النبيُّ صلى الله عليه وسلم ببرد أصابعه تعالى في صدره. ووَصْفُ النبي صلى الله عليه وسلم لربه عز وجل بما وصفه به حق وصدق، يجب الإيمان والتصديق به كما وصف الله عز وجل به نفسه مع نفي التمثيل عنه، ومن أشكل عليه فهمُ شيء من ذلك واشتبه عليه فليقل كما مدح الله تعالى به الراسخين في العلم وأخبر عنهم أنهم يقولون عند المتشابه: {آمنّا به كُلٌّ من عند ربِّنا} ولا يتكلَّف ما لا علم له؛ فإنه يُخشى عليه من ذلك الهلكة، فكلما سمع المؤمنون شيئاً من هذا الكلام قالوا: هذا ما أخبرنا الله ورسوله وصدقَ الله ورسولُه وما زادَهُم إلاّ إيمانًا وتسليمًا.

ولما وضع الرب سبحانه وتعالى كفه بين كتفي النبي صلى الله عليه وسلم انكشف له كل شيء وعرف الجواب فقال: يتحدثون ويتناقشون ويختصمون في الخصال التي من شأنها أن تُكَفِّر الخطيئة، واختصامهم عبارة عن تبادرهم إلى إثبات تلك الأعمال والصعود بها إلى السماء، أو تحدثهم في فضلها وشرفها، وهذه الخصال هي: المشي إلى صلاة الجماعة، والجلوس في المسجد بعد انتهاء الصلوات للذكر والقراءة وسماع العلم وتعليمه، وإتمام الوضوء وإبلاغه مواضعه الشرعية في الحالات التي تكره النفس فيها الوضوء كالبرد الشديد.

ثم قال له الرب: ثم في أي شيء يختصم الملائكة المقربون؟ فقال له النبي صلى الله عليه وسلم: إطعام الناس الطعام، والكلام مع الناس بالكلام الطيب اللين، وصلاة قيام الليل والناس نائمون. فقال له الرب سبحانه: اسألني ما شئت. فسأله النبي صلى الله عليه وسلم أن يوفِّقه لفعل كل خير وترك كل شر، وأن يحببه في المساكين والفقراء، وأن يغفر له ويرحمه، وإذا أراد الله أن يفتن قومًا ويضلهم عن الحق، أن يتوفاه غير مفتون ولا ضال، وأن يرزقه حبَّه وحبَّ من يحب الله، وحب كل عمل يقربه إلى الله. ثم أخبر النبي صلى الله عليه وسلم أصحابه أن هذه الرؤيا حق، وأمرهم أن يدرسوها ويتعلموا معانيها وأحكامها.

  • لم يكن من عادته صلى الله عليه وسلم تأخير صلاة الصبح إلى قريب طلوع الشمس.
  • من أخَّر الصلاة إلى آخر الوقت لعذر أو غيره وخاف خروج الوقت في الصلاة إن طوَّلها، فعليه أن يخففها حتى يدركها كلها في الوقت.
  • من رأى رؤيا تسره فإنه يقصها على أصحابه وإخوانه المحبين له.
  • من استثقل نومه في تهجده بالليل حتى رأى رؤيا تسره فإن في ذلك بشرى له.
  • فيه دلالة على شرف النبي صلى الله عليه وسلم وتفضيله بتعليمه ما في السموات والأرض.
  • جواز رؤية الله في المنام وهي رؤية قلبية وليست بصرية وتكون بحسب حال الشخص من الصلاح والتقوى.
  • إثبات الصورة لله تعالى.
  • رؤيا الأنبياء وحي من الله تعالى.
  • إثبات صفة الكف وصفة الكلام لله -عز وجل- على ما يليق بجلاله -سبحانه

Klasik şerh

Mübârekfûrî — Tuhfetü'l-Ahvezî

قَوْلُهُ : ( حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ إِلَخْ ) لَمْ يَقَعْ هَذَا الْحَدِيثُ فِي بَعْضِ نُسَخِ التِّرْمِذِيِّ ( حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هَانِئٍ أَبُو هَانِئٍ السُّكَّرِيُّ ) الْقَيْسِيُّ وَيُقَالُ : الْعَيْشِيُّ , وَيُقَالُ : الْيَشْكُرِيُّ وَيُقَالُ الْبَهْرَانِيُّ الْبَصْرِيُّ ثِقَةٌ مِنْ كِبَارِ الْعَاشِرَةِ ( حَدَّثَنَا جَهْضَمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ) بْنِ أَبِي الطُّفَيْلِ الْقَيْسِيُّ مَوْلَاهُمْ الْيَمَانِيُّ وَأَصْلُهُ مِنْ خُرَاسَانَ صَدُوقٌ يُكْثِرُ عَنْ الْمَجَاهِيلِ مِنْ الثَّامِنَةِ ( عَنْ زَيْدِ بْنِ سَلَامٍ ) بْنِ أَبِي سَلَامٍ مَمْطُورٍ الْحَبَشِيِّ ( عَنْ أَبِي سَلَّامٍ ) بِتَشْدِيدِ اللَّامِ اِسْمُهُ مَمْطُورٌ الْأَسْوَدُ الْحَبَشِيُّ ( عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Elbânîv. 1420 h. SahihSahih صحيح Hadis No. 3235
Zübeyr Ali Zeîv. 1435 h. Senedi hasenIsnaad Hasan Yalnız senet No. 3235
Ahmed Muhammed Şâkirv. 1377 h. SahihSahih Hadis No. 3235
Beşşâr Avvâd Ma'rûf SahihHasan Sahih Hadis No. 3235
Buhârîv. 256 h. Sahihحسن صحيح Hadis سنن الترمذي No. 3235
Tirmizîv. 279 h. Sahihحسن صحيح Hadis سنن الترمذي No. 3235
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (4)
  • ZayıfElbânî ضعيف — ضعيف الجامع (1233)
  • İbn Huzeyme ليس يثبت — التوحيد لابن خزيمة (540/2)
  • Sahihابن العربي صحيح — أحكام القرآن لابن العربي (4/73)
  • ابن العربي ورد من طريق صحيحة — عارضة الأحوذي (6/307)

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (4)
  • التوحيد لابن خزيمة (310)احْتَبَسَ عَنَّا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ ذَاتَ غَدَاةٍ ، عَنْ صَلاةِ الصُّبْحِ حَتَّى كِدْنَا أَنْ نَتَرَاءَى قَرْنَ الشَّمْسِ ، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ سَرِيعًا ، فَثَوَّبَ بِالصَّلاةِ ، فَصَلَّى وَتَجَوَّزَ فِي صَلاتِهِ ، فَلَمَّا سَلَّمَ دَعَا بِصَوْتِهِ : عَلَىمَصَافِّكُمْ كَمَا أَنْتُمْ ، ثُمَّ أَ
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (35130)مَا حَبَسَنِي عَنْكُمُ الْغَدَاةَ ، إِنِّي قُمْتُ مِنَ اللَّيْلِ ، فَتَوَضَّأْتُ وَصَلَّيْتُ مَا قُدِّرَ لِي ، فَنَعَسْتُ فِي صَلاتِي حَتَّى اسْتَثْقَلْتُ ، فَإِذَا أَنَا بَرَبِّي تَعَالَى فِي أَحْسَنِ صُورَةٍ ، فَقَالَ : يَا مُحَمَّدٌ ، قُلْتُ : لَبَّيْكَ رَبِّ ، قَالَ : فِيمَا يَخْتَصِمُ الْمَلأُ
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (35131)مَا حَبَسَنِي عَنْكُمُ الْغَدَاةَ ، إِنِّي قُمْتُ مِنَ اللَّيْلِ ، فَصَلَّيْتُ مَا قُدِّرَ لِي ، فَنَعَسْتُ فِي صَلاتِي حَتَّى اسْتَيْقَظْتُ ، فَإِذَا أَنَا بِرَبِّي عَزَّ وَجَلَّ فِي أَحْسَنِ صُورَةٍ ، فَقَالَ : يَا مُحَمَّدٌ ، أَتَدْرِي فِيمَ يَخْتَصِمُ الْمَلأُ الأَعْلَى ؟ قُلْتُ : لا أَدْرِي رَب
  • تهذيب الكمال للمزي (1917)فِيمَ يَخْتَصِمُ الْمَلأُ الأَعْلَى ؟ قُلْتُ : فِي الْكَفَّارَاتِ ، قال : ومَا الْكَفَّارَاتُ ؟ قُلْتُ : نَقْلُ الأْقَدَامِ إِلَى الْجُمُعَاتِ ، وجُلُوسٌ فِي الْمَسَاجِدِ بَعْدَ الصَّلَوَاتِ ، وإِسْبَاغُ الْوُضُوءِ عِنْدَ الْكَرِيهَاتِ ، قال : ومَا الدَّرَجَاتُ ؟ قُلْتُ : إِطْعَامُ الطَّعَامِ ، ولِي

Aynı konuda

Geçen âyetler

Konular

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ