walillahi ghaybu l-samāwāti wal-arḍi wamā amru l-sāʿati illā kalamḥi l-baṣari aw huwa aqrabu inna l-laha ʿalā kulli shayin qadīrun
Meal
Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Nahl Suresi’nin 77. ayeti (16:77) Mekki bir surededir; 14. cüzde, Mushaf’ın 275. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Nahl Suresi 77. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
77. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Göklerde ve yeryüzünde gizli kalmış bütün işlerin bilgisi bir tek Allah’ta vardır. Bütün mahlukatının dışında bu ilim sadece O'na mahsustur. Allah’a mahsus sırlardan biri olan kıyametin Allah’ın istediği zaman süratle gelişi de, göz kapağının açılıp kapanması kadardır. Bilakis kıyamet (kopuşu) bundan daha yakındır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz. Bir şey olmasını istediği zaman ona "Ol!" der ve o da oluverir.
77. Yani göklerin ve yerin gaybını tek başına bilen O’dur. Gizlilikleri, sırları, saklı şeyleri O’ndan başka bilen olmaz. Kıyamet’in ne zaman kopacağına dair bilgi de bunlardandır. Allah’tan başka onun ne zaman gerçekleşeceğini kimse bilemez. Vakti gelip de Kıyamet koptuğunda bu, ancak “bir göz kırpma gibi hatta daha da az bir sürede gerçekleşecektir.” İnsanlar da diriltilerek kabirlerinden kalkacak ve mahşere geleceklerdir. Mühlet isteyecekler için de tüm fırsatlar kaçmış olacaktır. “Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.” O’nun her şeyi kapsayan kudretine kıyasla ölüleri diriltmesi hiç de garip karşılanamaz.
Rızıkların kulların arasında dağıtılmasında Allah Teâlâ’nın eksiksiz bir hikmeti vardır. Çünkü kâinatın bütünlük içinde olması, insanların bir arada yaşaması ve birbirlerine hizmet etmesi için onlardan bazılarını zengin, bazılarını fakir ve bazılarını da orta halli yaratmıştır.
Ayette geçen bu iki örnek, müşriklerin sapıklığına ve putlara ibadet etmenin batıl olduğuna delalet eder. Çünkü ibadet edilen ilahın durumu; eşya üzerinde tasarrufta bulunmaya, kendisine ibadet eden başkalarına fayda sağlamaya, hayrı ve adaleti emretmeye malik ve gücü yetiyor olmalıdır.
İnsanları, annelerinin karnında hiçbir şeyden habersiz bir halde yaratması, sonra da onlara işitme, görme ve konuşma duyuları gibi öğrenme ve bilgi edinme araçlarını vermesi, Allah Teâlâ’nın nimetlerinden ve kudretinin göstergelerinden biridir. İnsan ancak bunlarla öğrenir ve idrak edebilir.
77. ayetin diğer mealleri
Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet vakti ancak bir göz açıp kapama kadardır. Veya daha kısadır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.
Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz ancak bir tek kişi(nin yaratılması ve diriltilmesi) gibidir. Şüphesiz Allah; hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
(O esnada) şimşek onların gözlerini aniden alacakmış gibi olur. Şimşek parıldadığında yürürler, ortalık birden kararınca da orada dikilip kalıverirler. Eğer Allah isteseydi onların kulaklarını sağır ve gözlerini kör ederdi. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.
Biz neshettiğimiz veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin?
Kitap ehlinden bir çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki haset yüzünden, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürmeyi arzu ederler. Öyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar bırakıp, terk edin. Kendi hallerine bırakınız. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter.
Her bir ümmetin yöneldiği bir yön vardır. Öyleyse sizler, hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun, sonunda Allah sizi huzurunda toplayacaktır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.
Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimse gibisini görmedin mi? Allah, bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: "Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bir bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara ibret kılacağız. Kemiklere bak, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyor ve sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" dedi. Durum kendisince anlaşılınca: "Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir," dedi.
Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.