İçeriğe geç

Kehf Suresi 47. Ayet

سورة الكهف، الآية ٤٧

18:47 15. cüz 30. hizb Mushaf’ta 299. sayfa Mekki sure

18:47 ayetinin metni

وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا ۝٤٧

Okunuşu

wayawma nusayyiru l-jibāla watarā l-arḍa bārizatan waḥasharnāhum falam nughādir min'hum aḥadan

Meal

Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü dümdüz göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Kehf Suresi’nin 47. ayeti (18:47) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 299. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Kehf Suresi 47. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

47. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Dağları yerlerinden yok ettiğimiz günü hatırla. Üzerinde bulunan dağları, ağaçları ve binaları tamamen yok edip yeryüzünü dümdüz görürsün. Gelmiş geçmiş bütün yaratılmışları haşrederiz; tek birini bile terk etmeden mutlaka diriltiriz.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 47–48. ayetler

47. Yüce Allah, kıyamet gününün halini, o gündeki tedirgin edici, dehşetli, zorlu ve sıkıntılı halleri haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır: “O günde dağları yürütürüz.” Yani Allah, o dağları yerlerinden koparacak ve onları kum yığını haline getirecek, daha sonra da onları atılmış renkli yün gibi yapacaktır. Daha sonra da onlar dağılıp havaya saçılmış toz zerrecikleri haline gelecektir. Böylece yeryüzü apaçık ortaya çıkacak, herhangi bir iniş ve çıkışı bulunmayan dümdüz bir yer haline gelecektir. Allah, bütün insanları bu yer üzerinde haşredecek ve onlardan bu haşir meydanına getirmedik … Devamını oku

Kehf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Kehf suresinin 46-53. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 299. sayfası).

  • Kulun üzerine düşen kalıcı salih amelleri çokça yapmasıdır. O da ahiret için yapılan söz ve fiillerden oluşan salih amellerdir.
  • Kulun üzerine düşen kıyamet gününün şiddetli korkularını hatırlaması ve bu günün şiddetli korkularından kurtulmak için Allah'ın rızasına ve cennetinde bulunan nimetlere kavuşana kadar amel etmesi gerekir.
  • Allah Teâlâ meleklere selam ve saygı secdesi yapmalarını emrederek babamız Âdem -aleyhiesselâm-'ı ve beşerin bütün cinsini yüceltip ikramda bulunmuştur.
  • Ayetlerde şeytanın düşman edinilmesine teşvik vardır.

47. ayetin diğer mealleri

O gün dağları yürütürüz de yeri açık (üzerinde hiçbir şey olmadan) görürsün. Onlardan hiç birini bırakmadan, (mahşerde) toplarız.

(Düşün) o günü ki, dağları yerinden götürürüz ve yeryüzünün çırılçıplak olduğunu görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın onları (tüm ölüleri) mahşerde toplamış olacağız.

O kıyamet gününü hatırla ki, dağları yürüteceğiz ve yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Bütün insanları, mahşerde toplayacağız hiçbir kimseyi bırakmayacağız.

47. ayet kelime kelime

  1. وَيَوْمَ wayawma O gün
  2. نُسَيِّرُ nusayyiru yürütürüz
  3. ٱلْجِبَالَ l-jibāla dağları
  4. وَتَرَى watarā ve görürsün
  5. ٱلْأَرْضَ l-arḍa yeri
  6. بَارِزَةً bārizatan çırılçıplak
  7. وَحَشَرْنَٰهُمْ waḥasharnāhum onları toplamışız
  8. فَلَمْ falam ve
  9. نُغَادِرْ nughādir bırakmamışızdır
  10. مِنْهُمْ min'hum onlardan
  11. أَحَدًا aḥadan hiçbirini

47. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Tûr 52:9–10

    يَوْمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوْرًا …

    O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. …

  • Neml 27:88

    وَتَرَى ٱلْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِىَ تَمُرُّ مَرَّ ٱلسَّحَابِ صُنْعَ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ أَتْقَنَ كُلَّ شَىْءٍ إِنَّهُۥ خَبِيرٌۢ بِمَا تَفْعَلُونَ

    Dağları görürsün de yerlerinde durduğunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi geçip giderler. Bu, her şeyi sapasağlam/noksansız yapan Allah’ın işidir. Muhakkak O, yaptıklarınızdan haberdardır.

  • Kâria 101:5

    وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ

    Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır.

  • Tâhâ 20:105–107

    وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْجِبَالِ فَقُلْ يَنسِفُهَا رَبِّى نَسْفًا …

    Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları un ufak edecektir." …

  • Vâkıa 56:49–50

    قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ …

    De ki: "Hem öncekiler, hem sonrakiler." …

  • Hûd 11:103

    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّمَنْ خَافَ عَذَابَ ٱلْـَٔاخِرَةِ ذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّجْمُوعٌ لَّهُ ٱلنَّاسُ وَذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّشْهُودٌ

    Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. O, tanık olunacak bir gündür.

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ