İçeriğe geç

Nahl Suresi 61. Ayet

سورة النحل، الآية ٦١

16:61 14. cüz 28. hizb Mushaf’ta 273. sayfa Mekki sure

16:61 ayetinin metni

وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ ۝٦١

Okunuşu

walaw yuākhidhu l-lahu l-nāsa biẓul'mihim mā taraka ʿalayhā min dābbatin walākin yu-akhiruhum ilā ajalin musamman fa-idhā jāa ajaluhum lā yastakhirūna sāʿatan walā yastaqdimūna

Meal

Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Nahl Suresi’nin 61. ayeti (16:61) Mekki bir surededir; 14. cüzde, Mushaf’ın 273. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Nahl Suresi 61. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

61. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah -Subhânehu ve Teâlâ- yaptıkları haksızlıklar ve kendisine karşı küfürleri sebebiyle insanları cezalandıracak olsa, yeryüzünde hiçbir insanı ve üzerinde yürüyen hiçbir hayvanı bırakmazdı. Fakat Allah -Subhânehu ve Teâlâ- onlara, kendi ilminde belirli olan bir zaman verir. Eğer O'nun ilminde belirli olan bu müddet dolarsa, kısa bir süre bile olsa ondan geri kalamazlar veya öne geçemezler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

61. Yüce Allah, zalimlerin kendi zatı hakkında uydurdukları iftiraları söz konusu ettikten sonra kemal derecesindeki hilmini ve sabrını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Eğer Allah, insanları zulümlerinden ötürü” herhangi bir fazlalık ve eksiklik olmaksızın adaletli bir şekilde “sorgulayacak olsaydı (yeryüzü) üzerinde hiçbir canlı bırakmazdı.” Yani bizzat günah işleyenleri de onların dışında kalan türlü hayvan ve canlıları da yok ederdi. Çünkü günahların tesiri ile ekinler ve nesiller de telef olur. “Fakat O, insanları” onlara hemen ceza vermeyerek “belirli bir vadeye kadar” ki o da … Devamını oku

Nahl Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Nahl suresinin 55-64. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 273. sayfası).

  • Müşrikler tarafından sergilenen cahilce davranışlardan bazıları şunlardır; Allah Teâlâ’ya kız çocuklarını ve kendilerine erkek çocuklarını nispet etmeleri, kız çocuklarını hor görmeleri ve kız çocukları sebebiyle yüzlerinin üzüntü ve kederle değişip, onlardan birinin kız çocukları sebebiyle içinde bulunduğu aşırı üzüntü, kötü leke, utanç ve hayâ sebebiyle kavmiyle karşı karşıya gelmemek için saklanıp gizlenerek ortadan kaybolması.
  • Kâfirlerin iman edip tövbe etmelerine fırsat vermek onlara mühlet vererek cezalandırmada acele etmemesi, Allah Teâlâ’nın yeryüzündeki sünnetlerinden biridir.
  • Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in en büyük görevi, Kur’an’da ne ifade edildiğini göstermek, çeşitli din mensupları ve hevâ sahiplerinin ayrılığa düştükleri dinleri ve hükümlerini açıklamaktır. Bunların açıklanmasıyla onların üzerine hüccet ikame edilmiş olur.

61. ayetin diğer mealleri

Eğer Allah, insanları zulümleri sebebiyle cezalandırsaydı, yeryüzünde hiç bir canlı bırakmazdı. Fakat O, belli bir süreye kadar erteler. Onların eceli gelince ne (kısa) bir süre geri kalabilirler ve ne de öne geçebilirler.

Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.

Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Müddetleri (ecelleri) geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

61. ayet kelime kelime

  1. وَلَوْ walaw ve eğer
  2. يُؤَاخِذُ yuākhidhu cezalandırsaydı أ خ ذ
  3. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  4. ٱلنَّاسَ l-nāsa insanları أ ن س
  5. بِظُلْمِهِم biẓul'mihim yaptıkları (her) haksızlıkla ظ ل م
  6. مَّا mā bırakmazdı
  7. تَرَكَ taraka ت ر ك
  8. عَلَيْهَا ʿalayhā üzerinde (yeryüzünde)
  9. مِن min hiçbir
  10. دَآبَّةٍ dābbatin canlı د ب ب
  11. وَلَٰكِن walākin fakat
  12. يُؤَخِّرُهُمْ yu-akhiruhum onları erteler أ خ ر
  13. إِلَىٰٓ ilā bir süreye kadar
  14. أَجَلٍ ajalin أ ج ل
  15. مُّسَمًّى musamman takdir edilen س م و
  16. فَإِذَا fa-idhā zaman
  17. جَآءَ jāa geldiği ج ي أ
  18. أَجَلُهُمْ ajaluhum süreleri أ ج ل
  19. لَا lā asla
  20. يَسْتَـْٔخِرُونَ yastakhirūna geri kalmazlar أ خ ر
  21. سَاعَةً sāʿatan bir sa'at (dahi) س و ع
  22. وَلَا walā ne de
  23. يَسْتَقْدِمُونَ yastaqdimūna ileri geçerler ق د م

61. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Zuhruf 43:17

    وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمَٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ

    Oysa onlardan birine Rahman'a isnat ettiği (kız çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah kesilir.

  • Hûd 11:9–10

    وَلَئِنْ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَٰهَا مِنْهُ إِنَّهُۥ لَيَـُٔوسٌ كَفُورٌ …

    Eğer insanlara tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra onu kendisinden geri alırsak, o artık ümitsiz bir nankör olur. …

  • Fussilet 41:50

    وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنَّا مِنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِى وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّجِعْتُ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّ لِى عِندَهُۥ لَلْحُسْنَىٰ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ

    Andolsun ki kendisine dokunan bir darlıktan sonra ona rahmetimizden tattırsak o elbette şöyle der: “Bu benimdir. Ben kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülsem de şüphesiz benim için onun yanında iyilik vardır. Andolsun biz kâfir olanlara ne yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara çok şiddetli azaptan tattıracağızdır.”

  • Meryem 19:77–78

    أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى كَفَرَ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالًا وَوَلَدًا …

    (Rasûlüm) Ayetlerimizi inkâr eden ve muhakkak; “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü? …

  • Kehf 18:35–36

    وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًا …

    Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum.” …

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • A’râf 7:34

    وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

    Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit onu ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

  • Fâtır 35:45

    وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُوا۟ مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهْرِهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِعِبَادِهِۦ بَصِيرًۢا

    Eğer Allah insanları işlediklerinden dolayı hemen yakalayıp cezalandırsaydı onun (yerin) üzerinde bir tek canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar ertelemektedir. Ecelleri geldiğinde artık muhakkak ki Allah kullarını görmektedir.

  • Yûnus 10:49

    قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى ضَرًّا وَلَا نَفْعًا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ إِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

    (Ey Muhammed) De ki: Allah’ın dilediğinden başka kendim için bir zarar da faydaya da sahip değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Eceli geldiği zaman bir saat bile geri de bırakılmaz, ileri de alınmaz.

Nahl Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ