A’râf Suresi’nin 34. ayeti (7:34) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 154. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
A’râf Suresi 34. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
34. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Her nesil ve milletin belirli bir süresi ve ecellerinin bir vadesi vardır. Onların takdir edilen vadeleri geldiği zaman az bir süre dahi olsa onu ne geciktirebilirler, ne de öne alabilirler.
34. Yani Yüce Allah, Ademoğullarını yeryüzüne çıkarmış, orada yerleştirmiş ve orada onlara belli bir vade tespit etmiştir. Bu ümmetlerden herhangi birisinin tayin edilmiş vaktinden öne geçmesi de sonraya kalması da mümkün değildir. Genel olarak bütün ümmetler için de bu ümmetlerin her bir ferdi için de bu, böyledir.
Mümin bir kimse, özellikle camiye giderken, namaz esnasında mahrem yerlerini örtmek ve güzel elbiseler giymek suretiyle Allah’ın şiarlarını tazim etmekle emrolunmuştur.
Kim, ilim sahibi olmadığı halde Kur’an’ı tefsir eder veya fetva verir ya da hüküm verirse, kuşkusuz Allah adına bilgisizce söz söylemiş olur. Bu da en büyük haramlardan biridir.
Ayetlerde, kıyamet günü Müminlerin korkmayacaklarına, üzülmeyeceklerine, dehşet ve paniğe kapılmayacaklarına dair bir delil vardır. Onların başına bu tür şeyler gelse bile sonucu güvendir.
İnsanların en zalimi Allah Teâlâ’nın muradını iki yönüyle iptal eden kimsedir. Birincisi, O'nun muradına delalet eden şeylerin iptal edilmesi. Diğeri ise, Yüce Allah’ın istemediği bir şeyi insanlara Allah’ın onlardan istediği bir şeymiş gibi göstermek.
34. ayetin diğer mealleri
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde; ne bir süre ertelenebilir, ne de öne alınabilir.
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.
Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
34. ayet kelime kelime
وَلِكُلِّwalikullive her
أُمَّةٍummatinümmetin
أَجَلٌajalunbir süresi vardır
فَإِذَاfa-idhāne zaman ki
جَآءَjāagelince
أَجَلُهُمْajaluhumsüreleri
لَاlāgeri kalmazlar
يَسْتَأْخِرُونَyastakhirūna
سَاعَةًsāʿatanbir an
وَلَاwalāve ne de
يَسْتَقْدِمُونَyastaqdimūnaöne geçemezler
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
Bu böyle. Kim Allah’ın hürmet edilmesini emrettiği şeyleri tazim ederse bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. (Haram olduğu) size okunanların dışında kalan hayvanlar size helâl kılındı. Şu halde pisliğin ta kendisi olan putlardan uzak durun ve yalan söylemekten de kaçının. …
Kim de küfre saparsa, artık onun küfre sapması seni üzmesin. Onların dönüşü bizedir, artık biz de onlara yapmakta olduklarını haber vereceğiz. Allah, göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. …
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
(Ey Muhammed) De ki: Allah’ın dilediğinden başka kendim için bir zarar da faydaya da sahip değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Eceli geldiği zaman bir saat bile geri de bırakılmaz, ileri de alınmaz.