74:1 ayetinin metni
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ ١
Okunuşu
yāayyuhā l-mudathiru
Meal
Ey elbisesine bürünen!
سورة المدثر، الآية ١
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ ١
yāayyuhā l-mudathiru
Ey elbisesine bürünen!
Müddessir Suresi’nin 1. ayeti (74:1) Mekki bir surededir; 29. cüzde, Mushaf’ın 575. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Ey elbisesine sarılmış, bürünmüş olan! (Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kastediliyor.)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1-2. Müzzemmil ile Müddessir’in aynı anlama geldiği daha önce açıklanmıştı. Allah, Rasûlüne gerek faydası kendi şahsına ait olan, gerekse de başkalarına ulaşan birtakım ibadetlerde olanca gayret göstermesini emretmişti. Bundan önceki sûrede bu kabilden ibadetlerde bulunmasını ve kavminin eziyetlerine karşı da sabredip katlanmasını bildirmişti. Burada da davetini açığa vurmasını, açıktan açığa uyarılarda bulunmasını emrederek: Tam bir gayret ve istek ile “kalk ve” insanları, maksadı gerçekleştirebilecek türden söz ve fiillerle, kendisi ile korkutulan şeyin durumunu açıklamak sureti ile “uyar” ki bu, sakındırılan şeyleri terk etmeye daha bir sevkedici olsun.
73:20 ile 74:18 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 575. sayfası).
Ey (elbisesine) bürünen!
Ey bürünüp sarınan (Rasûlüm)!
Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)!
«Bir gün yürürken gökten bir ses işittim. Başımı kaldırıp baktığımda, Hira’da bana gelen meleği gökle yer arasında bir taht üzerinde otururken gördüm. Ondan korkuya kapıldım ve geri dönerek: ‘Beni örtün, beni örtün!’ dedim. Bunun üzerine Allah Teâlâ, ‘Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar!’…
قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيَّ، قَالَ ـ وَهُوَ يُحَدِّثُ عَنْ فَتْرَةِ الْوَحْىِ، فَقَالَ ـ فِي حَدِيثِهِ " بَيْنَا أَنَا…
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
Ey Nebi! Allah’tan kork, kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak Allah Alîmdir, Hakîmdir.
وَوَٰعَدْنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيْلَةً وَأَتْمَمْنَٰهَا بِعَشْرٍ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخْلُفْنِى فِى قَوْمِى وَأَصْلِحْ وَلَا تَتَّبِعْ سَبِيلَ ٱلْمُفْسِدِينَ
Mûsâ’ya otuz gece sözleştik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Mûsâ, kardeşi Hârûn’a: “Kavmim arasında benim yerime geç ve ıslah et. Sakın bozguncuların yoluna uyma!” dedi.