İçeriğe geç

Mâide Suresi 19. Ayet

سورة المائدة، الآية ١٩

5:19 6. cüz 11. hizb Mushaf’ta 111. sayfa Medeni sure

5:19 ayetinin metni

يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَىٰ فَتْرَةٍ مِّنَ ٱلرُّسُلِ أَن تَقُولُوا۟ مَا جَآءَنَا مِنۢ بَشِيرٍ وَلَا نَذِيرٍ فَقَدْ جَآءَكُم بَشِيرٌ وَنَذِيرٌ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ ۝١٩

Okunuşu

yāahla l-kitābi qad jāakum rasūlunā yubayyinu lakum ʿalā fatratin mina l-rusuli an taqūlū mā jāanā min bashīrin walā nadhīrin faqad jāakum bashīrun wanadhīrun wal-lahu ʿalā kulli shayin qadīrun

Meal

Ey Ehl-i Kitap! Peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde; “Bize, müjdeci ve uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye, size gerçekleri açıkça anlatan Rasûlümüz geldi. O, müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah’ın her şeye gücü yeter.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Mâide Suresi’nin 19. ayeti (5:19) Medeni bir surededir; 6. cüzde, Mushaf’ın 111. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Mâide Suresi 19. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

19. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Yahudi ve Hristiyanlardan olan ey ehlikitap! Peygamberlerin gönderilmesine ara verildikten ve gönderilmesine şiddetli ihtiyaç olduktan sonra peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- size geldi. Bu, mazeret sunarak; Bizlere Allah'ın sevabını müjdeleyen ve azabını uyaran bir resul gelmedi dememeniz içindir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-, yüce Allah'ın mükâfatını müjdeleyici ve cezalarına karşı uyarıcı olarak sizlere geldi. Allah her şeye gücü yetendir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz. Resulleri göndermesi de Allah'ın kudretindendir. Gönderdiği bu elçilerin sonuncusu Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'dir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

19. Allah Teala Kitap ehlini, kendilerine ihsan etmiş olduğu lütufları sebebi ile Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman etmeye, “peygamberlerin arasının kesildiği” ve ona ihtiyacın şiddetle arttığı “bir zamanda” onu kendilerine gönderen Allah’a şükretmeye davet etmektedir. Bu durum ona imanı gerektiren bir husustur. Ayrıca o peygamber kendilerine bütün ilâhi talepleri ve şer’î hükümleri açıklamaktadır. Allah böylelikle onların ileri sürebilecekleri herhangi bir mazeret bırakmamış ve onların: “Bize ne bir müjdeleyici ne de bir uyarıcı gelmedi” demelerini önlemiş olmaktadır. Çünkü … Devamını oku

Mâide Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Mâide suresinin 18-23. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 111. sayfası).

  • Allah Teâlâ'nın İsrailoğulları'ndan kâfir olanların şekillerini hayvanlara çevirmesi ve başka azap çeşitleriyle onları cezalandırması onların, yüce Allah'ın çocukları ve sevdiği kimseler oldukları iddiasını çürütmektedir.
  • Allah Teâlâ'ya tevekkül edip dayanmak ve güvenmek yardımın gelmesi için birer sebeptir.
  • Bu ayetler, İsrailoğulları’nda bulunan kötü ahlaktan sakındırmak için indirildi.
  • Allah'tan korkmak, kulun üzerine nimetlerin inmesine sebep olur. Allah'ın kuluna indirmiş olduğu en önemli nimeti ise her noksanlıktan münezzeh olan Allah'a itaat etmesidir.

19. ayetin diğer mealleri

Ey Kitap ehli! Peygamberlerin gelmediği dönemde “Bize, müjdeci ve uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye, size gerçekleri açıkça anlatan Peygamberimiz geldi. O, müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah’ın her şeye gücü yeter.

Ey kitap ehli! Peygamberler arasındaki boşluğa dayanarak, "Bize müjdeci ve korkutucu (bir peygamber) gelmedi" dememeniz için, size (her şeyi) açıklayan Peygamberimiz gelmiştir. Size bir müjdeci bir korkutucu gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla kadirdir.

Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdir.

19. ayet kelime kelime

  1. يَٰٓأَهْلَ yāahla Ey ehli
  2. ٱلْكِتَٰبِ l-kitābi Kitap
  3. قَدْ qad muhakkak
  4. جَآءَكُمْ jāakum size geldi
  5. رَسُولُنَا rasūlunā Elçimiz
  6. يُبَيِّنُ yubayyinu gerçekleri açıklıyan
  7. لَكُمْ lakum size
  8. عَلَىٰ ʿalā arasının kesildiği sırada
  9. فَتْرَةٍ fatratin
  10. مِّنَ mina elçilerin
  11. ٱلرُّسُلِ l-rusuli
  12. أَن an demeyesiniz
  13. تَقُولُوا۟ taqūlū
  14. مَا mā bize gelmedi
  15. جَآءَنَا jāanā
  16. مِنۢ min bir müjdeleyici
  17. بَشِيرٍ bashīrin
  18. وَلَا walā ve ne de
  19. نَذِيرٍ nadhīrin bir uyarıcı
  20. فَقَدْ faqad işte
  21. جَآءَكُم jāakum size geldi
  22. بَشِيرٌ bashīrun müjdeleyici
  23. وَنَذِيرٌ wanadhīrun ve uyarıcı
  24. وَٱللَّهُ wal-lahu Allah
  25. عَلَىٰ ʿalā her
  26. كُلِّ kulli
  27. شَىْءٍ shayin şeye
  28. قَدِيرٌ qadīrun kadirdir

19. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Âl-i İmrân 3:24

    ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَٰتٍ وَغَرَّهُمْ فِى دِينِهِم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    Bu, (haktan yüz çeviriş) onların: "Sayılı günlerden başka bize, asla ateş dokunmayacak" demeleri yüzündendir. Ve uydura geldikleri yalanlar, dinlerinde kendilerini aldatmıştır.

  • Kehf 18:25

    وَلَبِثُوا۟ فِى كَهْفِهِمْ ثَلَٰثَ مِا۟ئَةٍ سِنِينَ وَٱزْدَادُوا۟ تِسْعًا

    Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha kattılar.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Âl-i İmrân 3:189

    وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  • Mâide 5:15

    يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِّمَّا كُنتُمْ تُخْفُونَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَعْفُوا۟ عَن كَثِيرٍ قَدْ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورٌ وَكِتَٰبٌ مُّبِينٌ

    Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğunu da (açıklamadan) geçiveren rasûlümüz gelmiştir. Doğrusu size Allah’tan bir aydınlatıcı ve apaçık/açıklayıcı bir kitap gelmiştir.

  • Hûd 11:4

    إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Dönüşünüz Allah’adır. O’nun her şeye gücü yeter.

  • Mülk 67:1

    تَبَٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلْمُلْكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Bütün mülk elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve Onun her şeye gücü yeter.

  • Tevbe 9:39

    إِلَّا تَنفِرُوا۟ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـًٔا وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Eğer savaşa çıkmazsanız, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır ve yerinize de başka bir toplum getirir. O’na herhangi bir zarar da veremezsiniz. Allah’ın her şeye gücü yeter.

  • Burûc 85:9

    ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    Allah ki; göklerin ve yerin mülkü ona aittir ve Allah her şeyin üzerine şahittir.

Mâide Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ