İçeriğe geç

Mâide Suresi 116. Ayet

سورة المائدة، الآية ١١٦

5:116 7. cüz 13. hizb Mushaf’ta 127. sayfa Medeni sure

5:116 ayetinin metni

وَإِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ءَأَنتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِى وَأُمِّىَ إِلَٰهَيْنِ مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالَ سُبْحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِى بِحَقٍّ إِن كُنتُ قُلْتُهُۥ فَقَدْ عَلِمْتَهُۥ تَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِى وَلَآ أَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِكَ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ ۝١١٦

Okunuşu

wa-idh qāla l-lahu yāʿīsā ib'na maryama a-anta qul'ta lilnnāsi ittakhidhūnī wa-ummiya ilāhayni min dūni l-lahi qāla sub'ḥānaka mā yakūnu lī an aqūla mā laysa lī biḥaqqin in kuntu qul'tuhu faqad ʿalim'tahu taʿlamu mā fī nafsī walā aʿlamu mā fī nafsika innaka anta ʿallāmu l-ghuyūbi

Meal

Allah, “Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve annemi Allah'ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?” dediğinde, “Münezzehsin sen, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söylediysem, mutlaka sen onu bilirsin. Sen bende olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilmem. Gerçekten gaipleri bilen sadece sensin” dedi.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Mâide Suresi’nin 116. ayeti (5:116) Medeni bir surededir; 7. cüzde, Mushaf’ın 127. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Mâide Suresi 116. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

116. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Kıyamet günü Yüce Allah'ın Meryemoğlu İsa -aleyhisselam-'a hitap ederek: "Ey Meryemoğlu İsa! Beni ve annemi Allah'tan başka iki mabut olarak edinin! diye insanlara sen mi söyledin?" dediği zamanı hatırla! İsa Rabbini tenzih ederek şöyle cevap verdi: Onlara haktan başka bir şeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer ben böyle söylemiş olsaydım, kesinlikle sen bunu bilirdin. Çünkü hiçbir şey sana gizli kalmaz. Sen benim nefsimde gizlediğim şeyi bilirsin, ama ben ise senin nefsinde olanı bilmem. Şüphesiz sen tek başına her gizli ve açık olanı bilensin.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 111–120. ayetler

111. “Hani Havarilere…” Yani üzerindeki şu nimetimi de hatırla ki sana uyacak kimseler ve yardımcılar ihsan etmiştim. Ben havarilere “vahyetmiştim”, yani ilham etmiştim, kalplerine bana ve peygamberime iman etmeleri ilhamını yerleştirmiştim. Veya senin ağzından, senin vasıtanla onlara vahyetmiştim. Yani Allah’tan sana gelen vahiy ile onlara emretmiştim, onlar da bu emri kabul ederek boyun eğmiş ve: “İman ettik, müslümanlar olduğumuza şahit ol, demişlerdi.” Böylelikle zahiren, salih ameller ile emre itaat etmeyi kapsayan İslâm’ı ve kişiyi münafıklıktan ve iman zafiyetinden kurtaran batınî … Devamını oku

Mâide Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Mâide suresinin 114-120. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 127. sayfası).

  • Apaçık deliller kendisine ikame edildikten sonra inat ve küfrüne devam eden kimseyi Allah Teâlâ tehdit etmektedir.
  • Mesih -aleyhisselam- Hristiyanların iddia ettiği gibi Allah ya da Allah'ın oğlu yahut rububiyet ve uluhiyet iddiasında bulunmaktan uzaktır.
  • Şüphesiz Allah, kıyamet gününde insanların önderlerini ve şerefli resullerini sorguya çekecektir. Makam olarak onlardan aşağı durumda olanların durumu nicedir?
  • Kıyamet gününde doğru olanların derecesinin yüksek oluşu, Allah Teâlâ'nın doğru olanları övmesi ve doğruluğun sahibine faydalı olması beyan edilmiştir.

116. ayetin diğer mealleri

Allah: Ey Meryemoğlu İsa! "Beni ve annemi Allah’tan başka iki ilah olarak edinin" diye insanlara sen mi söyledin? dediği zaman, İsa şöyle cevap verir: Seni noksanlıktan tenzih ederim, hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer deseydim, elbette sen bunu bilirdin. Sen, benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem. Elbette sen, gaybları en iyi bilensin.

Allah (Meryem'in oğlu İsa'ya) demişti ki: "Ey Meryem oğlu İsâ! Beni ve anamı Allah'tan başka iki ilâh edinin diye insanlara sen mi söyledin?" Îsâ ise, şöyle demişti: "Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Zaten bunu söylemiş olsam, sen onu muhakkak bilirdin. Sen benim nefsimdekini bilirsin, halbuki ben senin nefsinde olanı bilmem. Şüphe yoktur ki gaybları (gizlilikleri) hakkıyla bilen sensin."

Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!".

116. ayet kelime kelime

  1. وَإِذْ wa-idh ve yine
  2. قَالَ qāla demişti ki
  3. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  4. يَٰعِيسَى yāʿīsā Ey Îsa
  5. ٱبْنَ ib'na oğlu
  6. مَرْيَمَ maryama Meryem
  7. ءَأَنتَ a-anta sen mi?
  8. قُلْتَ qul'ta dedin
  9. لِلنَّاسِ lilnnāsi insanlara
  10. ٱتَّخِذُونِى ittakhidhūnī beni edinin
  11. وَأُمِّىَ wa-ummiya ve annemi
  12. إِلَٰهَيْنِ ilāhayni iki tanrı
  13. مِن min başka
  14. دُونِ dūni
  15. ٱللَّهِ l-lahi Allah'tan
  16. قَالَ qāla dedi ki
  17. سُبْحَٰنَكَ sub'ḥānaka sen yücesin
  18. مَا mā değildir
  19. يَكُونُ yakūnu
  20. لِىٓ lī benim (haddime)
  21. أَنْ an söylemek
  22. أَقُولَ aqūla
  23. مَا mā bir şeyi
  24. لَيْسَ laysa olmayan
  25. لِى lī benim için
  26. بِحَقٍّ biḥaqqin gerçek
  27. إِن in eğer
  28. كُنتُ kuntu olsaydım
  29. قُلْتُهُۥ qul'tuhu demiş
  30. فَقَدْ faqad muhakkak
  31. عَلِمْتَهُۥ ʿalim'tahu sen bunu bilirdin
  32. تَعْلَمُ taʿlamu sen bilirsin
  33. مَا mā olanı
  34. فِى fī benim nefsimde
  35. نَفْسِى nafsī
  36. وَلَآ walā ve
  37. أَعْلَمُ aʿlamu ben bilmem
  38. مَا mā olanı
  39. فِى fī senin nefsinde
  40. نَفْسِكَ nafsika
  41. إِنَّكَ innaka şüphesiz sen
  42. أَنتَ anta sensin
  43. عَلَّٰمُ ʿallāmu bilen
  44. ٱلْغُيُوبِ l-ghuyūbi gizlileri

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.

116. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Mâide 5:110

    إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱذْكُرْ نِعْمَتِى عَلَيْكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَإِذْ عَلَّمْتُكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ بِإِذْنِى فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِى وَتُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ بِإِذْنِى وَإِذْ تُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِى وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsâ, senin üzerindeki ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Hani ben, seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Hani sana kitabı (yazıyı), hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i de öğretmiştim. Hani benim iznimle çamurdan bir kuş suretine benzer bir şeyi yapıyordun; ona üfürüyordun da iznimle (canlı) bir kuş oluveriyordu. Anadan doğma körü, abrası (alaca hastalığına yakalanmışı) da yine benim iznimle iyi ediyordun. Yine benim iznimle ölüleri (kabirlerinden diri olarak) çıkartıyordun. Ve hani İsrailoğulları'nı kendilerine apaçık mucizelerle geldiğin zamanda senden (zarar vermelerini engelleyerek) çekmiştim de içlerinden kâfir olanları; “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” demişlerdi.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mâide 5:109

    يَوْمَ يَجْمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبْتُمْ قَالُوا۟ لَا عِلْمَ لَنَآ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    Allah peygamberleri toplayacağı gün: “Size ne cevap verildi?” buyuracak, onlar da: “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Şüphesiz gaybları çok iyi bilen ancak sensin.” diyecekler.

  • Mâide 5:112

    إِذْ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَطِيعُ رَبُّكَ أَن يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ قَالَ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    Hani Havâriler: “Ey Meryem oğlu İsâ! Rabbin gökten bize bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. O: “Eğer iman edenlerdenseniz, Allah’tan korkun!” demişti.

  • Âl-i İmrân 3:55

    إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوْقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

    Allah, İsa’ya şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Seni vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim. Kâfirlerden seni tertemiz kurtaracağım. Sana tabi olanları kıyamet gününe kadar inkâr edenlerin/kâfirlerin üstünde tutacağım. Sonra bana döneceksiniz. Sizin aranızda, hakkında ihtilaf ettiğiniz konularda hüküm vereceğim."

  • Yûnus 10:15

    وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا ٱئْتِ بِقُرْءَانٍ غَيْرِ هَٰذَآ أَوْ بَدِّلْهُ قُلْ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أُبَدِّلَهُۥ مِن تِلْقَآئِ نَفْسِىٓ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    Kendilerine ayetlerimiz açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur’an getir ya da bunu değiştir" dediler. De ki: "O’nu kendime göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım."

Mâide Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası