İçeriğe geç

Mâide Suresi 109. Ayet

سورة المائدة، الآية ١٠٩

5:109 7. cüz 13. hizb Mushaf’ta 126. sayfa Medeni sure

5:109 ayetinin metni

يَوْمَ يَجْمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبْتُمْ قَالُوا۟ لَا عِلْمَ لَنَآ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ ۝١٠٩

Okunuşu

yawma yajmaʿu l-lahu l-rusula fayaqūlu mādhā ujib'tum qālū lā ʿil'ma lanā innaka anta ʿallāmu l-ghuyūbi

Meal

Allah peygamberleri toplayacağı gün: “Size ne cevap verildi?” buyuracak, onlar da: “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Şüphesiz gaybları çok iyi bilen ancak sensin.” diyecekler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Mâide Suresi’nin 109. ayeti (5:109) Medeni bir surededir; 7. cüzde, Mushaf’ın 126. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Mâide Suresi 109. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

109. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey insanlar! Kıyamet gününde Allah'ın bütün resulleri toplayacağı o günü hatırlayın. Yüce Allah onlara şöyle buyurur: "Sizleri kendilerine göndermiş olduğum ümmetleriniz size ne cevap verdiler?". Onlar da cevabı Allah'a bırakarak şöyle dediler: "Bizim bir bilgimiz yoktur, -Rabbimiz- bunun ilmi sadece sana mahsustur. Şüphesiz sen gaybı en iyi bilensin."

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

109. Yüce Allah Kıyamet gününe ve o gündeki dehşetli hallere dair haber vermekte ve o günde bütün peygamberleri toplayıp onlara: “Size ne cevap verildi?” diye soracağını bildirmektedir. Yani, Ümmetlerinizin size verdiği karşılık ne oldu?, diyecektir. “Onlar da: Bizim hiçbir bilgimiz yok” ey Rabbimiz, bunu bilen ancak sensin, sen bizden daha iyi bilirsin “şüphesiz gaybı en iyi bilen ancak sensin” yani Sen gayb olan hususları da halihazırdaki hususları da bilirsin “diyecekler.”

Mâide Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Mâide suresinin 109-113. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 126. sayfası).

  • Allah'ın kıyamet günü önemli ve hakir olan bütün yaratılmışları bir araya toplayacağının ispatı vardır.
  • Mesih -aleyhisselam-'ın beşer olduğunun ispatı vardır. Ayrıca ölüyü diriltmek, anadan doğma körü ve alacanın derisini iyileştirmek gibi somut mucizelerin hepsini Allah'ın onun eliyle uyguladığının ispatı da vardır.
  • Peygamberler tarafından ortaya konulan mucizelerin açıktan icra edilmesindeki maksadın; onlara tabi olanları teyit etmek, muhalif olanları da delil ile susturmak olduğu beyan edilmiştir. Şüphesiz göstermiş oldukları mucizeler kendi istekleri ile değil, bilakis Allah'ın izni ile meydana gelir.

109. ayetin diğer mealleri

Allah peygamberlerini topladığı gün: "Size ne cevap verildi?" der. Onlar da derler ki: Bizim bir bilgimiz yoktur, gaybları en iyi bilen sadece sensin!

  Allah'ın peygamberleri toplayıp da «Size ne cevap verildi» dediği gün, «Bizim hiçbir bilgimiz yok, şüphesiz gizlilikleri hakkıyla bilen ancak sensin» diyeceklerdir.

Allah, Resulleri topladığı gün:" Size ne cevap verildi? "der. "Bizim bilgimiz yok" derler, "gizlileri bilen yalnız sensin, sen!".

109. ayet kelime kelime

  1. يَوْمَ yawma gün
  2. يَجْمَعُ yajmaʿu toplayacağı
  3. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  4. ٱلرُّسُلَ l-rusula Elçileri
  5. فَيَقُولُ fayaqūlu derler
  6. مَاذَآ mādhā ne?
  7. أُجِبْتُمْ ujib'tum size cevap verildi
  8. قَالُوا۟ qālū derler
  9. لَا lā bilgimiz yok
  10. عِلْمَ ʿil'ma
  11. لَنَآ lanā bizim
  12. إِنَّكَ innaka yalnız sensin
  13. أَنتَ anta sen
  14. عَلَّٰمُ ʿallāmu bilen
  15. ٱلْغُيُوبِ l-ghuyūbi gizlileri

109. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • A’râf 7:6

    فَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Andolsun ki, kendilerine peygamber gönderilenleri de, peygamberleri de elbette sorgulayacağız.

  • Hicr 15:92–93

    فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ …

    Rabbine andolsun ki, onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya çekeceğiz. …

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mâide 5:116

    وَإِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ءَأَنتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِى وَأُمِّىَ إِلَٰهَيْنِ مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالَ سُبْحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِى بِحَقٍّ إِن كُنتُ قُلْتُهُۥ فَقَدْ عَلِمْتَهُۥ تَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِى وَلَآ أَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِكَ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    Allah, “Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve annemi Allah'ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?” dediğinde, “Münezzehsin sen, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söylediysem, mutlaka sen onu bilirsin. Sen bende olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilmem. Gerçekten gaipleri bilen sadece sensin” dedi.

Mâide Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ