De ki: “Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele gelmesini istediğiniz şey (azap), benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah’a aittir. O, hakkı haber verir. O, (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”
En’âm Suresi’nin 57. ayeti (6:57) Mekki bir surededir; 7. cüzde, Mushaf’ın 134. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
En’âm Suresi 57. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
57. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Muhakkak ben Rabbimden apaçık bir burhan üzereyim. Hevâ üzerine değilim. Siz bu burhanı yalanladınız. Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azap ve harikulade mucizeler benim yanımda değildir. Şüphesiz bu Allah'ın elindedir. Hüküm -sizin talep ettiğiniz şeyler ile ilgili olanlar da- yalnız Allah’a aittir. O hakkı söyler ve onunla hükmeder. O -Subhanehu veTeâlâ- hak ile batılı birbirinden ayırt edenlerin ve açıklayanların en hayırlısıdır.
57. Benim izlemekte olduğum Allah’ın tevhidi, amelin O’na ihlas ile yapılmasına gelince; işte hakkında her türlü kat’i delil ve belgenin ortaya konulduğu gerçek odur. “Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil” doğruluğuna dair apaçık ve kesin bir bilgi, onun dışında kalan her şeyin de batıl olduğuna dair kat’i bir belge “üzerindeyim.” Bu ise herhangi bir tereddüdü kabil olmayan, Allah Rasûlü tarafından yapılmış kati bir şahitliktir ki kayıtsız ve şartsız tüm insanlar içinde şahitlerin en adil ve doğrusu odur. Mü’minler de bu şahitliği tasdik etmişler ve Allah’ın bu hususta kendilerine … Devamını oku
Allah Teâlâ kulların bazılarını bazılarına fitne kılar. Rızıkta, küfür ve iman etmede dereceleri birbirlerinden farklıdır. Rızkın genişliği ve darlığı küfür ve imana bağlı değildir.
Güler yüzlü olmak, selam vermek, sade olmak ve arkadaşlarının mutluluğu ile mutluluk duymak davetçi olan kimsenin ahlakındandır.
Hakka davet eden kimse akidesinde, menhecinde ve davranışlarında hevâ ve hevesten sakınmalıdır.
Gayb ilminde Allah -Azze ve Celle-'in tek başına olduğu, hiç bir ortağının bulunmadığı ve bu hususta ilminin genişliği ispat edilmiştir. Şüphesiz hiçbir şey O'na gizli kalmaz ve mahlukatı hakkında hiçbir şeyi unutmaz. Her şey en ince ayrıntısına kadar Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın katında yazılmış kayıt altındadır.
57. ayetin diğer mealleri
Ve yine de ki: Ben, Rabbimden gelen apaçık bir belge üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz şey benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.
De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
De ki: "Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz ise onu yalanladınız. O çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde değildir, hüküm ancak Allah'a aittir, gerçeği O anlatır ve O, hakkı bâtıldan ayırdedenlerin en hayırlısıdır".
De ki: Sizin çabukça gelmesini istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. Allah, zalimleri en iyi bilendir.
Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”
Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”
Şuayb, şöyle dedi: ''Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse! Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.''
“Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
“Ey oğullarım, hepiniz (Mısır’a) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber Allah’dan size gelecek hiçbir şeyi sizden geri çeviremem. Hüküm ancak Allah’ındır. Ben, yalnız O’na güvenip dayandım. Tevekkül edenler de yalnız O’na güvenip dayanmalıdır” dedi.