qāla yāqawmi ara-aytum in kuntu ʿalā bayyinatin min rabbī warazaqanī min'hu riz'qan ḥasanan wamā urīdu an ukhālifakum ilā mā anhākum ʿanhu in urīdu illā l-iṣ'lāḥa mā is'taṭaʿtu wamā tawfīqī illā bil-lahi ʿalayhi tawakkaltu wa-ilayhi unību
Meal
Şuayb, şöyle dedi: ''Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse! Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.''
Hûd Suresi’nin 88. ayeti (11:88) Mekki bir surededir; 12. cüzde, Mushaf’ın 231. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Hûd Suresi 88. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
88. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Şuayb -aleyhisselam- kavmine şöyle dedi: Ey kavmim! Eğer benim, Rabbim tarafından (verilmiş) apaçık bir delilim varsa, ben O'ndan bir basiret üzere isem ve O, bana tarafından helal bir rızık ve peygamberlik vermişse buna ne dersiniz? Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece davetimle gücümün yettiği kadar sizlerin, Rabbinizi birlemenizi ve O'na ibadet etmenizi ve sizlerin bu hususta ıslah olmanızı istiyorum. Fakat benim bu hususta başarılı olmam ancak Allah -Subhânehu Teâlâ-'nın yardımı iledir. Ben, bütün işlerimde yalnız O'na dayandım ve yalnız O'na dönerim.
88. Şuayb onlara şöyle dedi: “Ey kavmim, ya ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem” benim getirdiğimin doğruluğu hususunda kesin bir bilgi ve tam bir gönül huzuruna sahipsem “ve O, bana kendisinden güzel bir rızık ihsan etmiş” Allah bana çeşitli türlerden helal mallar bağışlamış “ise ne dersiniz?” Ben “size yasakladığım şeylere kendin uymayarak size aykırı davranmak istemem.” Yani ben size ölçü ve tartıları eksik yapmayı yasaklarken kendim yasakladığım o işi yapmak istemem. O nedenle de bu konuda beni itham etme imkânı söz konusu olamaz. Aksine ben, size herhangi bir şeyi … Devamını oku
Zalimleri, en şiddetli ve en kötü şekilde cezalandırmak Allah'ın sünnetindendir.
Ölçü ve tartıyı eksik yapmanın ve insanların haklarını eksik vermenin haramlığı beyan edilmiştir.
Az da olsa helal olana razı olmanın gerekliliği beyan edilmiştir.
İyiliği emredip kötülükten alıkoymanın fazileti, Allah'ın emrettikleri ile amel etmenin ve yasakladıklarından uzak durmanın farz olduğu beyan edilmiştir.
88. ayetin diğer mealleri
Dedi ki: Ey kavmim! Eğer benim, Rabbim tarafından (verilmiş) apaçık bir delilim varsa ve O bana tarafından güzel bir rızık vermişse buna ne dersiniz? Sizi birtakım şeylerden menederek kendim onları işlemek istemiyorum. Sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum, dedi. Başarım yalnız Allah'a bağlıdır. dedi. O’na tevekkül ettim O’na yöneldim, dedi.
Dedi ki: Ey kavmim! Eğer benim, Rabbim tarafından (verilmiş) apaçık bir delilim varsa ve O bana tarafından güzel bir rızık vermişse buna ne dersiniz? Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum. Fakat başarmam ancak Allah'ın yardımı iledir. Yalnız O'na dayandım ve yalnız O'na yöneldim.
Şu'ayb dedi ki: "Ey kavmim! Şayet ben Rabbimden ispat edici bir delil üzerinde bulunuyorsam ve şayet bana, O kendi katından güzel bir rızık ihsan etmişse, söyleyin bakalım ben ne yapmalıyım? Ben size karşı çıkmakla sizi menettiğim şeylere kendim düşmek istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmeye çalışıyorum. Muvaffakiyetim de ancak Allah'ın yardımı ile olacaktır. Ben yalnızca O'na dayandım ve ancak O'na döneceğim."
88. ayet kelime kelime
قَالَqāladedi ki
يَٰقَوْمِyāqawmiEy kavmim
أَرَءَيْتُمْara-aytumsöyleyin bakalım
إِنineğer
كُنتُkuntuben isem
عَلَىٰʿalāüzere
بَيِّنَةٍbayyinatinaçık bir belge
مِّنminRabbimden
رَّبِّىrabbī
وَرَزَقَنِىwarazaqanīve beni rızıklandırmışsa
مِنْهُmin'hukendi katından
رِزْقًاriz'qanbir rızıkla
حَسَنًاḥasanangüzel
وَمَآwamāve
أُرِيدُurīduistemiyorum
أَنْansize aykırı hareket etmek
أُخَالِفَكُمْukhālifakum
إِلَىٰilāşeylerde
مَآmā
أَنْهَىٰكُمْanhākumsizi menettiğim
عَنْهُʿanhuondan
إِنْinistiyorum
أُرِيدُurīdu
إِلَّاillāancak
ٱلْإِصْلَٰحَl-iṣ'lāḥaıslah etmek
مَاmāgücümün yettiğince
ٱسْتَطَعْتُis'taṭaʿtu
وَمَاwamāve yoktur
تَوْفِيقِىٓtawfīqībir başarım
إِلَّاillābaşka
بِٱللَّهِbil-lahiAllah'ın (verdiğinden)
عَلَيْهِʿalayhiO'na
تَوَكَّلْتُtawakkaltugüvendim
وَإِلَيْهِwa-ilayhive O'na
أُنِيبُunībugönülden yönelirim
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”
Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”
De ki: “Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele gelmesini istediğiniz şey (azap), benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah’a aittir. O, hakkı haber verir. O, (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”