qāla yāqawmi ara-aytum in kuntu ʿalā bayyinatin min rabbī waātānī raḥmatan min ʿindihi faʿummiyat ʿalaykum anul'zimukumūhā wa-antum lahā kārihūna
Meal
Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”
Hûd Suresi’nin 28. ayeti (11:28) Mekki bir surededir; 12. cüzde, Mushaf’ın 224. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Hûd Suresi 28. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
28. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Nuh -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ey kavmim! Eğer Rabbimden, benim doğruluğuma şahitlik eden sizin de beni doğrulamanız gerektiren açık bir delil üzerine isem ve Rabbim bana, nübüvvet ve risalet olan bir rahmet vermiş ve sizin bundaki cehaletiniz sebebi ile size gizli kalmış ise biz sizi buna iman etmeniz için zorlayacak ve sizin kalplerinize bunu zorla mı sokacağız? Biz, buna güç yetiremeyiz. İman etmeye muvaffak kılan Allah Teâlâ'dır.
28. Nûh aleyhisselam onlara cevap vermek üzere “dedi ki: “Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem” yani bu konuda kesin ve kat’i kanaate sahip isem... Yani o, kamil ve insanlara örneklik yapacak rehber bir rasuldür, özlü akıl sahipleri kendisine itaat ederler, aklı karşısında üstün akıllıların dahi akılları eriyip gider. Yine O, gerçekten doğru sözlüdür. Öyle ki “Ben Rabbimden açık bir delil üzerindeyim” diyecek olursa bu sözü kendi lehine bir tanık ve tasdik edici bir belge olarak yeterlidir. “ve O, bana katından bir rahmet vermiş” bana vahiy göndermiş, beni elçi olarak … Devamını oku
Kafir, kulağı ve gözünden kendisini imana götürecek şekilde faydalanamaz. Bu iki organ kâfir için işe yaramaz/faydasız bir şey gibidir. Mümin kimse için böyle değildir.
Allah Teâlâ'nın peygamberlere tabi olan kimseler hakkındaki sünneti gereği onlar (tabi olanlar) kibirden arınmaları sebebiyle fakirler ve zayıf kimselerdir. Peygamberlerin düşmanları ise ileri gelenler ve şerefli (soylu) kimselerdir.
Genel olarak soylu kimselerin ve ileri gelenlerin kendilerinden daha aşağıda olan kimseleri hakir gördükleri beyan edilmiştir.
28. ayetin diğer mealleri
"Ey Halkım! Söyleyin bakalım?" dedi. "Eğer ben, Rabbim tarafından açık bir delil ile gelmişsem ve katından bana, bir rahmet vermiş ise siz de ona karşı kör kalmışsanız, (o rahmeti) istemediğiniz halde sizi ona zorlayacak mıyız?"
Nûh da onlara demişti ki: "Ey kavmim! Şimdi bana söyleyin, Rabbimden apaçık bir delile sahip olsam ve bana kendi katından bir de rahmet verse, bunlar da size gizli kalsa, siz istemediğiniz halde bunları size zorla mı kabul ettiririz?"
Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki şu söyleyeceğime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apaçık bir delil üzere isem ve O, bana kendi tarafından bir rahmet bahşetmişse, size de onu görecek göz verilmemişse biz, istemediğiniz halde onu size zorla mı kabul ettireceğiz?"
28. ayet kelime kelime
قَالَqāladedi ki
يَٰقَوْمِyāqawmiEy kavmim
أَرَءَيْتُمْara-aytumNe dersiniz?
إِنineğer
كُنتُkuntuben isem
عَلَىٰʿalāüzere
بَيِّنَةٍbayyinatinbir delil
مِّنminRabbimden
رَّبِّىrabbī
وَءَاتَىٰنِىwaātānīve bana vermişse
رَحْمَةًraḥmatanbir rahmet
مِّنْminkatından
عِندِهِۦʿindihi
فَعُمِّيَتْfaʿummiyatbu gizli bırakılmış ise
عَلَيْكُمْʿalaykumsize
أَنُلْزِمُكُمُوهَاanul'zimukumūhābiz sizi zorlayacak mıyız?
وَأَنتُمْwa-antumsiz
لَهَاlahāonu
كَٰرِهُونَkārihūnaistemediğiniz halde
28. ayetle ilgili ayetler
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”
Şuayb, şöyle dedi: ''Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse! Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.''
De ki: “Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele gelmesini istediğiniz şey (azap), benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah’a aittir. O, hakkı haber verir. O, (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”