فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ لَّكُمْ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ ١٩
O suyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki, oralarda sizin için birçok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz.
Anlamı: meyve, neşe, şakalaşma
12 surede, 19 ayette 19 kez · 5 türemiş kelime
Bu kökten türeyen Kur’an’daki her kelime, ön ve son ekleriyle (و، ب، ال…) Hafs kıraatine göre sayılır.
فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ لَّكُمْ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ ١٩
O suyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki, oralarda sizin için birçok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz.
إِنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ ٱلْيَوْمَ فِى شُغُلٍ فَٰكِهُونَ ٥٥
Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler.
لَهُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ ٥٧
Orada, onlar için meyveler vardır. Canlarının istediği her şey onlarındır.
فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكْرَمُونَ ٤٢
Çeşitli meyveler. Onlar ikram edilenlerdir.
مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ ٥١
Orada koltuklarına kurulmuşlar, birçok meyve ve içecek isterler.
لَكُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِّنْهَا تَأْكُلُونَ ٧٣
Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yersiniz.
وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ ٢٧
İçinde eğlenip durdukları nimetleri.
يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ ٥٥
Orada güven içinde her meyveyi isterler.
فَٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ ١٨
Rablerinin kendilerine verdikleri ile sefa sürerler. Rableri, onları çılgın alevin azabından korumuştur.
وَأَمْدَدْنَٰهُم بِفَٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ٢٢
Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.
فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ ١١
Orada meyveler ve tomurcuklu hurmalar vardır.
فِيهِمَا مِن كُلِّ فَٰكِهَةٍ زَوْجَانِ ٥٢
İkisinde de her türlü meyveden çift çift vardır.
فِيهِمَا فَٰكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ ٦٨
Her ikisinde de meyve, hurma ve nar vardır.
وَفَٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ٢٠
Beğendikleri meyveler.
وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ ٣٢
Bir çok meyveler.
لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ٦٥
Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık; siz de şaşırıp kalırdınız.
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ ٤٢
Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).
وَفَٰكِهَةً وَأَبًّا ٣١
Meyveler ve otlaklar,
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ ٣١
Ailelerine döndükleri zaman zevk duyarak dönerlerdi.
Sonuçlar otomatik olarak sıralanır: yalnızca Kur’an metinleri ve anlamlarının çevirileri gösterilir, makine tarafından yazılmış hiçbir metin yoktur. Dinî hüküm için bir âlime danışın.