Annesi Safiyye binti Abdülmuttalib vasıtasıyla Peygamber’in ﷺ halasının oğlu ve Hz. Hatice’nin yeğeni olan Zübeyr b. Avvâm çok genç yaşta Müslüman oldu; cennetle müjdelenen on sahâbîden biridir (Tirmizî, 3747). Hendek Savaşı’nda düşman hakkında haber getirmeye gönüllü oldu; Peygamber ﷺ de “Her peygamberin bir havârisi vardır, benim havârim de Zübeyr’dir” buyurdu (Buhârî, 2846). Hicrî 36 yılında öldürüldü.
Zübeyr, zebr kelimesinin küçültme biçimidir; sözlükler bu kelimeye “taş” (kuyu duvarının taşları), “güç” (fâris zebr, “güçlü süvari”) ve “akıl, görüş” (mâ lehû zebr, “aklı yok”) anlamlarını verir. Aynı z-b-r kökünden zübre demir kütlesidir; Kur’an Zülkarneyn’e getirilen “demir kütlelerinden” söz eder (18:96). İsim böylece güç ve sağlamlık çağrıştırır. Türkçede Zübeyr ve Zübeyir biçimleri kullanılır.
“Bana (yeterince) demir madeni getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince; “Körükleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da; “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım.” dedi.
Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Ya'kûb’a, torunlarına, İsâ’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyettik. Dâvud’a da Zebur’u verdik.
(Onları) apaçık belgelerle ve kitaplarla (gönderdik). İnsanlara kendilerine ne indirildiğini açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler diye sana da bu Zikri indirdik.
Câbir –radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o, şöyle diyordu: Ahzâb Harbi (Hendek) günü Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kurayzaoğulları topluluğunun haberini bana kim getirir?» diye sordu. Zubeyr: "Ben (getiririm)," dedi. Sonra Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- yine: «O…