Kelimenin Kur’an’daki okunuşu: Mahmud Halil el-Husari, A’râf 7:180.
İslam’da Esma
Ebû Bekir’in kızı Esmâ, hicret sırasında Peygamber ﷺ ile babasının azığını hazırlamış, bağlayacak bir şey bulamayınca kuşağını ikiye ayırmış ve bu yüzden “iki kuşaklı” (Zâtü’n-nitâkayn) diye anılmıştır (Buhârî, 2979). Habeşistan’a hicret eden Esmâ bint Umeys de Peygamber’in ﷺ kendisine “Siz gemi ehlinin iki hicreti vardır” dediğini nakletmiştir (Buhârî, 4231).
Esmâ, anlamı eski dilciler arasında bile tartışılan köklü bir Arap ismidir. Sîbeveyh ve onu izleyen İbn Manzûr, kelimeyi “yüz güzelliği, zarafet” anlamındaki vesâme’den gelen bir sıfat sayar: aslı vesmâ, yani “güzel yüzlü kadın” olup baştaki v sesi hemzeye dönüşmüştür. Başkaları onu isim kelimesinin çoğulu kabul eder. Sıkça okunan “yüce, yüksek” anlamı, Arapçada ayrı bir kelime olan esmâ (“daha yüce”) ile karıştırılmasından doğar. Türkçede Esma, Allah’ın güzel isimlerini (Esmâ-i Hüsnâ) de hatırlatır.
En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na bunlarla dua edin. O’nun isimlerinde eğriliğe sapanları terk edin. Onlar yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.
Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin.” dedi.
De ki: İster Allah diyerek dua edin, ister Rahman diyerek. Hangisiyle dua ederseniz edin, çünkü en güzel isimler O’nundur. Namazında (okurken) sesini pek yükseltme, çok da kısma! İkisinin arasında bir yol tut.