Umrân kelimesi Kur’an’da geçmez, ama kökü geçer: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inananlar imar eder (ya‘muru)” (Tevbe 9:18); Hz. Salih de kavmine şöyle der: “Sizi yerden yaratan ve orayı imar etmenizi isteyen O’dur (ista‘merakum)” (Hûd 11:61).
Ümran isminin anlamı ve kökeni
Umrân, “yerleşmek, imar etmek, şenlendirmek” anlamındaki amera fiilinin masdarıdır (ömür kelimesiyle aynı a-m-r kökü): yıkıntının zıddı olarak insanların yaşadığı, imar edilmiş ve gelişmiş yer. İbn Haldûn XIV. yüzyılda ilmü’l-umrânı, medeniyet ilmini kurmuştur. Ümran Türkiye’de hem kız hem erkek adıdır; Meryem’in babası İmrân ile karıştırılmamalıdır.
Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı ikame eden, zekâtı veren ve ancak Allah’tan başkasından korkmayanlar imar eder. İşte onlar doğru yolda olanlardır.
Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yerden yaratıp sizi orada bir ömür boyu yaşattı. O halde O’ndan mağfiret dileyin. Sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz ki Rabbim çok yakındır, duaları kabul edendir.”