Ebû Mâlik el-Eşcaî Sa'd b. Târık -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki: Babama dedim ki: Ey babacığım! Muhakkak ki sen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali -radıyallahu anhum-'un arkasında ve Ali -radıyallahu anh-'ın arkasında burada Kûfe'de…
صَلَّيْتَ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ وَعَلِيٍّ هَا هُنَا بِالْكُوفَةِ، نَحْوًا مِنْ خَمْسِ سِنِينَ. فَكَانُوا يَقْنُتُونَ فِي الْفَجْرِ؟
Ebu Eyyub el-Ensarî -radıyallahu anh-’den Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki: «Vitir, her müslümana bir haktır. Dileyen yedi rekât ile vitir yapsın. Kim beş rekât ile vitir yapmak isterse yapsın, kim üç rekât ile vitir yapmak isterse yapsın ve kim de tek rekât ile vitir yapmak…
Rabîa b. Abdillah el Hudeyr et-Teymi'den rivayet edildiğine göre:Ebu Ömer b. Hattab -radıyallahu anh-'ın bir Cuma günü minber üzerinde Nahl suresini okumuş, nihayet secde ayetine geldiği zaman minberinden inip secde etmiş ; insanlar da onunla beraber secde etmişler. Ertesi Cuma olduğu zaman Ömer, o…
يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا نَمُرُّ بِالسُّجُودِ فَمَنْ سَجَدَ فَقَدْ أَصَابَ، وَمَنْ لَمْ يَسْجُدْ فَلاَ إِثْمَ عَلَيْهِ. وَلَمْ يَسْجُدْ عُمَرُ ـ رضى الله عنه. وَزَادَ نَافِعٌ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما…
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'tan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Namazda (birini uyarmak istediğinde) tesbih etmek (subhanallah demek) erkeklere, tasfîk/el çırpmak (alkışlamak) da kadınlara mahsustur.»
Âsım'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Enes –radıyallahu anh-’a kunuttan sordum. O da: “Rukûdan önce” diye cevap verdi. Bunun üzerine ben: “Falanca, senin (kunutu) rûkudan sonra dediğini iddia ediyor buna ne dersin? dedim." Bunun üzerine Enes-radıyallahu anh-, o yanlış söylemiştir, dedi…
قَنَتَ شَهْرًا بَعْدَ الرُّكُوعِ يَدْعُو عَلَى أَحْيَاءٍ مِنْ بَنِي سُلَيْمٍ ـ قَالَ ـ بَعَثَ أَرْبَعِينَ أَوْ سَبْعِينَ ـ يَشُكُّ فِيهِ ـ مِنَ الْقُرَّاءِ إِلَى أُنَاسٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ، فَعَرَضَ لَهُمْ هَؤُلاَءِ…
Aişe -radıyallahu anha-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre; Ümmü Habibe yedi sene istihâze oldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bunu sorduğunda kendisine yıkanmasını emretti. Âişe şöyle dedi: "Bunun üzerine Ümmü Habibe -radıyallahu anhâ- her namaz için yıkanırdı."
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: "Merru'z-Zahrân denilen yerde bir tavşanı ürkütüp kaçırdık. İnsanlar onun arkasından koştular. Ben de ona yetişip yakaladım ve tavşanı Ebû Talha’ya getirdim. Onu kesti bir budunu veya kalçasını Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve…
، فَبَعَثَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِوَرِكِهَا وَفَخِذَيْهَا فَقَبِلَهُ.
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre o, şöyle dedi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gece yatsı namazını geç vakte kadar geri bıraktı. Ömer -radıyallahu anh- çıktı ve: "Ey Allah'ın Rasûlü! Namaz, buradaki kadınlar ve çocuklar uyuya kaldı!" dedi. Nebi…
لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي ـ أَوْ عَلَى النَّاسِ
Abdullah b. Abbas ve Misver b. Mahreme (Mekke’ye yakın) Ebvâ mevkiinde ihramlının başını yıkama hususunda ihtilaf ettiler. İbn Abbas: İhramlı kimse başını yıkayabilir, dedi. Misver ise: Yıkayamaz dedi. Ravi Abdullah b. Huneyn dedi ki: Bu ihtilaf üzerine Abdullah b. Abbas beni, Ebu Eyyûb el-Ensari…
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre; Hassân –radıyallahu anh- mescitte şiir okurken Ömer -radıyallahu anh- yanına uğradı ve ona yan gözle baktı. Bunun üzerine Hassân: Ben, bu mescitte senden daha hayırlısı varken de şiir okurdum, dedi. Sonra Hassân, Ebû Hureyre'ye dönerek…
Alkame ve Esved'den rivâyet edildiğine göre, şöyle demişlerdir: Abdullah (b. Mes’ud)’a; hiçbir mehir kararlaştırmadan bir kadınla evlenen fakat gerdeğe girmeden ölen bir adam hakkında fetva sordular. Abdullah dedi ki: “Sorun bakalım o kadına onda evlilik (hamilelik) belirtisi var mı?” dedi. Onlar…
Ebû Musa şiddetli bir şekilde hastalandı. Başı, ailesinden bir kadının kucağındayken bayıldı, Ebû Mûsâ ona karşılık verecek durumda değildi. Kendine gelince şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kendisinden beri (uzak) olduğu kimseden ben de beriyim. Şüphesiz Rasûlullah…
وَقَالَ الْحَكَمُ بْنُ مُوسَى حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جَابِرٍ، أَنَّ الْقَاسِمَ بْنَ مُخَيْمِرَةَ، حَدَّثَهُ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو بُرْدَةَ بْنُ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ…
Cabir İbn Abdullah –radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Necaşi’nin cenaze namazını kıldı, ben de ikinci ya da üçüncü saftaydım.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu ahumâ-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, (Mekke'nin Fethi günü, beraberinde) Üsâme b. Zeyd, Bilal ve Osman b. Talha olduğu halde Beytullah'a girip üzerlerine kapıyı kapadılar. (Kapıyı) açtıkları zaman…
دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْبَيْتَ هُوَ وَأُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، وَبِلاَلٌ، وَعُثْمَانُ بْنُ طَلْحَةَ، فَأَغْلَقُوا عَلَيْهِمْ فَلَمَّا فَتَحُوا، كُنْتُ أَوَّلَ مَنْ وَلَجَ، فَلَقِيتُ بِلاَلاً…
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Arafat`tan yola çıkmıştı, arkasından birisinin (koşturmak için) devesine şiddetle bağırıp, vurduğunu işitti. Bunun üzerine kamçısıyla (etrafındakilere kulak verin diye) işaret edip, şöyle buyurdu…
Ebu Cemre -Nasr b. İmrân Ed-Dubaî- anlatiyor: "İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'ya temettu haccından sordum; bana temettu haccı yapmamı emretti. O'na, hacda kesilen kurbandan sordum. "Bu hususta deve, sığır, davar veya kana (kurbana) ortak olmak imkanları var (bunların hepsi meşrudur) dedi." Ebu…
سَأَلْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ الْمُتْعَةِ، فَأَمَرَنِي بِهَا، وَسَأَلْتُهُ عَنِ الْهَدْىِ، فَقَالَ فِيهَا جَزُورٌ أَوْ بَقَرَةٌ أَوْ شَاةٌ أَوْ شِرْكٌ فِي دَمٍ قَالَ وَكَأَنَّ نَاسًا كَرِهُوهَا…
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Biz Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte hac yaptık. Bayramın birinci günü ifada tavafını yaptıktan sonra Safiyye -radıyallahu anha- hayız oldu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kocanın, karısından istediği şeyi…
حَجَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَفَضْنَا يَوْمَ النَّحْرِ، فَحَاضَتْ صَفِيَّةُ، فَأَرَادَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْهَا مَا يُرِيدُ الرَّجُلُ مِنْ أَهْلِهِ. فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ…
Amr b. Ebî Hasen'in, Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh-'a Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nasıl abdest aldığını sorarken şahit oldum. Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh- içi su dolu bir kap istedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nasıl abdest aldığını onlara öğretmek için abdest aldı…
Âişe ve Ümmü Seleme -radıyallahu anhuma-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cima sebebiyle cünüp olarak sabahlıyor sonra gusül abdesti alıp, oruç tutuyordu."
Ebû Ca'fer Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebî Talib ve babası Ali b. Hüseyin, Câbir ibn Abdillah -radıyallahu anh-'ın yanında bulunuyordu. Câbir -radıyallahu anh-'ın yanında bir topluluk vardı. O cemâat Câbir -radıyallahu anh-'a gusülden sordular. Câbir -radıyallahu anh-, bir sâ' (mikdârı…
Meymûne -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yıkanması için su döktüm. O, sağ eliyle sol eli üzerine su döküp ellerini yıkadı. Sonra avret mahallini yıkadı. Sonra eliyle yere vurup elini toprağa sürdü. Sonra elini yıkadı. Sonra…
Âişe -radıyallahu anhâ- şöyle demiştir: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazını kıldırırdı ve bazı mümin kadınlar yünden yapılmış elbiselerine sarınmış şekilde namazda hazır bulunurlardı. Sonra alacakaranlıkta evlerine dönerlerdi de kimse onları tanımazdı."
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte abdesti be tuvalet ihtiyacı için kova ile su taşırdım.Tuvaleti için çıktığında peşinden gitti. Giderken Kendisine yaklaştım Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-:Bu kimdir buyurdu:Ben Ebû…
«Bizim namazımızı kılan, kıblemize yönelen ve kestiğimiz hayvanın etinden yiyen kimse, Allah’ın ve Resûlü’nün güvencesi altında bulunan Müslümandır. O hâlde Allah’ın verdiği güvenceyi ihlal etmeyin.»
Câbir -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Bulunduğu yön hangi yöne doğru olursa olsun Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- binek hayvanının üzerinde nafile namazı kılardı; farz namazı kılacağı zaman ise bineğinden iner kıbleye doğru yönelirdi."
Safiyye bint Şeybe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hanımlarından biriyle evlenirken iki müdd arpa unuyla düğün yemeği verdi.
أَوْلَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى بَعْضِ نِسَائِهِ بِمُدَّيْنِ مِنْ شَعِيرٍ.