Abdullah (b. Mes’ud)’a; hiçbir mehir kararlaştırmadan bir kadınla evlenen fakat gerdeğe girmeden ölen bir adam hakkında fetva sordular. Abdullah dedi ki: “Sorun bakalım o kadına onda evlilik (hamilelik) belirtisi var mı?” dedi. Onlar da: “Ey Ebu Abdurrahman, onda böyle bir belirti göremedik” dediler. Bunun üzerine Abdullah: Kendi görüşümü söylüyorum doğruysa bu Allah’tandır.
Alkame ve Esved'den rivâyet edildiğine göre, şöyle demişlerdir: Abdullah (b. Mes’ud)’a; hiçbir mehir kararlaştırmadan bir kadınla evlenen fakat gerdeğe girmeden ölen bir adam hakkında fetva sordular. Abdullah dedi ki: “Sorun bakalım o kadına onda evlilik (hamilelik) belirtisi var mı?” dedi. Onlar da: “Ey Ebu Abdurrahman, onda böyle bir belirti göremedik” dediler. Bunun üzerine Abdullah: Kendi görüşümü söylüyorum doğruysa bu Allah’tandır. O kadına benzeri kadınların aldıkları mehir kadar mehir vardır az da olmaz çokta olmaz, kocasından miras alır ve iddet beklemesi de gerekir. O zaman Eşca kabilesinden bir adam kalkıp şöyle dedi: Buna benzer bir olayda Rasûlullah -sallallahu aleyhi e sellem- aynı hükmü vermişti şöyle ki: Berva binti Vâşık adında bir kadın bir adamla evlenmiş gerdeğe girmeden de adam ölmüştü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- o kadın hakkında benzeri kadınların aldıkları mehir kadar mehir almasını, mirastan pay almasını ve iddet süresini beklemesini emretmişti. Bunun üzerine Abdullah ellerini kaldırıp tekbir getirdi.
Rivayet eden: Nesâî (No. 3354, 3358) ve Ahmed b. Hanbel (No. 4053, 17733, 17734).
Bu hadis hiç bir mehir kararlaştırmadan nikah akdinden sonra kocası ölen kadının mehrin tamamını almaya hak ettiğine delalet etmektedir. Gerdeğe girmemiş ve başbaşa kalmamış olsalar bile böyledir. Eğer mehri dile getirmediyse -belirlemediyse- kadının mehri yakın akrabalarına göre belirlenir. Hadis aynı zamanda nikah akdinin gerçekleşmesinden dolayı kadının iddet beklemesi gerektiğine delalet eder. Şayet kocası öldü ise kadına ölüm iddetini beklemesi ve süslenmeyi terk etmesi gerekir. Gerdeğe girmemiş ve başbaşa kalmamış olsalar bile böyledir. Aynı zamanda kocasından miras alma hakkı vardır. Çünkü kadın kocasının koruması altındadır.
Arapça açıklama
دل الحديث على أن المرأة تستحق بموت زوجها بعد العقد قبل فرض الصداق جميع المهر، وإن لم يقع منه دخول ولا خلوة، وإن كانت لم يسمَّ لها مهر -أي لم يحدد- فلها مهر مثلها من قراباتها، ودل الحديث أيضا أن َعليها العِدَّة بما أنَّه قد حصل عقد النكاح، فإذا توفي زوجها، فعليها عدة الوفاة والإحداد، ولو لم يحصل دخول ولا خلوة، كما أنها ترث منه؛ لأنَّها زوجة بعصمة زوجها.
أن المرأة تستحق كمال المهر وإن لم يُسمَّ، وذلك في حالة موت الزوج وإن لم يدخل بها ولا خلا بها، وإذا لم يحدد المهر فالذي تستحقه مهر المثل.
أنَّ عدم ذكر المهر في العقد أو قبله، لا يُخِلُّ بصحة النكاح؛ فإنَّه يصح ولو لم يسم.
أنَّه لابد من وجود الصداق في النكاح، وأنَّ عدم ذكره لا يجعل عقد النكاح عقد تبرع لا عوض فيه.
أن المرأة التي مات عنها زوجها ولم يدخل بها ولم يَفرِض لها صداقًا فيجب لها مهر المثل، وتجب عليها العدّة. وأنها ترث من زوجها ذلك.
ما كان عليه ابن مسعود -رضي اللَّه عنه- من الورع، حيث امتنع عن الفتوى بلا نصّ.
أن إصابة الحقّ توفيقٌ من اللَّه -تعالى-، فينبغي الشكر عليه، وأن خطأه من تلبيس الشيطان، ولا يُنسب إلى الشارع.
أن المجتهد إذا أخطأ لا لوم عليه، بل يُعذر في ذلك، حيث إن له أجرًا باجتهاده.
أسد الغابة (1859)امرأة توفي عنها زوجها ولم يدخل بِهَا ولم يفرض لَهَا ، فأبى أن يقول فيها شيئا ، فأفتى فيها بعد شهر فقال : اللَّهُمَّ ، إن كَانَ صوابا فمنك ، وإن كَانَ خطأ فمني ، لَهَا صدقة إحدى نسائها ، وَلَهَا الميراث وعليها العدة ، فقام رجل من أشجع فقال : قضى رسول الله صلى الله عَلَيْهِ وسلم فينا بذلك فِي بروع بنت