Rabîa b. Abdillah el Hudeyr et-Teymi'den rivayet edildiğine göre:Ebu Ömer b. Hattab -radıyallahu anh-'ın bir Cuma günü minber üzerinde Nahl suresini okumuş, nihayet secde ayetine geldiği zaman minberinden inip secde etmiş ; insanlar da onunla beraber secde etmişler. Ertesi Cuma olduğu zaman Ömer, o sureyi yine okumuş, nihayet secde Ayetine geldiği zaman: Ey insanlar! Biz secde ayetini okuyup geçiyoruz, binaenaleyh her kim secde ederse, muhakkak sünnete icabet etmiş; doğru yapmıştır. Her kim de secde etmezse, ona da günah yoktur, demiştir. Ve Ömer -radıyallahu anh- kendisi de secde etmemiştir. Ve başka bir rivayette:''Şüphesiz ki Allah’u Teâlâ - tilavet - secdesini farz kılmadı.Bizim ismememiz müstesnadır.''Sahih- i Buhârî.
باب مَنْ رَأَى أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يُوجِبِ السُّجُودَ
Sahih
Sahîh-i Buhârî hadisi
Mevkûf (sahabe sözü)Sahîh-i Buhârî 1077
يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا نَمُرُّ بِالسُّجُودِ فَمَنْ سَجَدَ فَقَدْ أَصَابَ، وَمَنْ لَمْ يَسْجُدْ فَلاَ إِثْمَ عَلَيْهِ. وَلَمْ يَسْجُدْ عُمَرُ ـ رضى الله عنه. وَزَادَ نَافِعٌ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما إِنَّ اللَّهَ لَمْ يَفْرِضِ السُّجُودَ إِلاَّ أَنْ نَشَاءَ.
Rabîa b. Abdillah el Hudeyr et-Teymi'den rivayet edildiğine göre:Ebu Ömer b. Hattab -radıyallahu anh-'ın bir Cuma günü minber üzerinde Nahl suresini okumuş, nihayet secde ayetine geldiği zaman minberinden inip secde etmiş ; insanlar da onunla beraber secde etmişler. Ertesi Cuma olduğu zaman Ömer, o sureyi yine okumuş, nihayet secde Ayetine geldiği zaman: Ey insanlar! Biz secde ayetini okuyup geçiyoruz, binaenaleyh her kim secde ederse, muhakkak sünnete icabet etmiş; doğru yapmıştır. Her kim de secde etmezse, ona da günah yoktur, demiştir. Ve Ömer -radıyallahu anh- kendisi de secde etmemiştir. Ve başka bir rivayette:''Şüphesiz ki Allah’u Teâlâ - tilavet - secdesini farz kılmadı.Bizim istememiz müstesnadır.''
Hadisin manası:''Ömer b. Hattab -radıyallahu anh-'ın Cuma günü minber üzerinde secdeye gelene kadar Nahl suresini okudu.Allah Teâlâ'nın şu sözüne kadar:Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler.Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar.)Nahl Suresi :49,50.''Minberden indi secde etti ve insanlarda secde ettiler.''Ertesi Cuma olduğu zaman Ömer, o sureyi yine okudu, nihayet secde Ayetine geldiği zaman: İnsanlar secde etmek için hazırlandılar Ömer -radıyallahu anh- secde etmedi.Onları secde etmekten men etti.Muvatta'da gelen rivayette olduğu gibi:''İnsanlar secde etmek için hazırlandılar.Onlara yavaş olun dedi:'Şüphesiz ki Allah’u Teâlâ - tilavet - secdesini farz kılmadı.Bizim istememiz müstesna diyerek onları secde etmekten men etti.Sonra da Ömer -radıyallahu anh- şöyle dedi ki:''Ey insanlar! Biz secde ayetini okuyup geçiyoruz, binaenaleyh her kim secde ederse, muhakkak sünnete icabet etmiş; doğru yapmıştır. Her kim de secde etmezse, ona da günah yoktur, demiştir.İçinde secde olan ayetleri okuyoruz.Kim onlarda secde yaparsa sünnete uygun davranmış olur kim de secde yapmazsa ona bir günah yoktur.''Ömer -radıyallahu anh- secde yapmadı.''Tilavet secdesinin farz olmadığını açıklamak için böyle yaptı.Başka bir rivayette:''Şüphesiz Allah tilavet secdesini farz kılmadı,ancak bizim istememiz müstesna.''Başka bir rivayette:''Ey insanlar!Biz secde ile emrolunmadık.''Hasılı:Bu eser Müminlerin emiriden olup onu Cuma hutbesinde söylemiştir.Sahabelerin hepsine gelince,onlardan hiçbiri buna itiraz etmemişlerdir.Bu da itirazın olmadığına delalet etmiştir.O zaman sahabenin sözü delil olmuştur.Özellikle de Râşid halife olan Ömer -radıyallahu anh-'ın sözü ki o sünnete uyma noktasında daha önceliklidir.Ve sahabenin hepsinin hazır bulunduğu bir yerde bu da icma olmuştur.
Arapça açıklama
معنى الحديث: "أن عمر بن الخطاب رضي الله عنه ، قرأ يوم الجمعة على المِنْبَر بسورة النَّحل حتى إذا جاء السَّجدة "
"نَزل، فسجد وسجد الناس" نزل من على المِنْبَر وسجد على الأرض وسجد الناس معه.
"حتى إذا كانت الجمعة القَابِلة قَرأ بها" أي: بسورة النَّحل، "حتى إذا جاء السَّجدة" أي: حتى إذا قرأ الآية التي فيها سجدة، وتأهب الناس للسجود لم يُسجد رضي الله عنه ، ومنعهم من السُّجود كما في رواية الموطأ : "فتَهيَّأ الناس للسجود فقال على رِسْلِكم إن الله لم يكتبها علينا إلا أن نَشاء فلم يسجد ومنعهم أن يسجدوا"
ثم قال رضي الله عنه : "يا أيُّها الناس إنا نَمُرُّ بالسُّجود، فمن سَجد، فقد أصاب ومن لم يسجد، فلا إثم عليه" يعني: نَمُرُّ بالآيات التي فيها سَجدة، فمن سَجد فيها فقد أصاب السُّنة ومن لم يسجد فلا إثم عليه.
"ولم يسجد عمر رضي الله عنه " لبيان أن سجود التِّلاوة ليس واجبا.
وفي رواية: «إن الله لم يَفرض السُّجود إلا أن نشاء» أي : لم يوجبه علينا إلا إن شِئنا السُّجود سجدنا وإن لم نشأ لم نَسجد. وفي رواية: "يا أيُّها الناس، إنا لم نُؤمر بالسُّجود" فالحاصل: أن هذا الأثر من أمير المؤمنين قاله في خطبة الجمعة، أمام الصحابة كلهم، فلم يُنكر عليه أحد منهم؛ فدلَّ على عدم المعارضة، فحينئذٍ يكون قول الصحابي حجة، لاسيما الخليفة الرَّاشد، الذي هو أولى باتباع السُّنة، وبحضور جميع الصحابة، فيكون إجماعًا.
استحباب سجود التلاوة، ثم إنه -رضي الله عنه- قاله بمحضر من الصحابة ولم ينكره عليه أحد، فكان إجماعًا سكوتيًا.
فيه جواز قراءة سورة فيها سجدة في خطبة الجمعة.
فيه أن الفَصل اليَسير في خطبة الجمعة لا يؤثر على صحتها.
فيه أن سجود التلاوة لا يؤثر على صحة خطبة الجمعة.
جواز قراءة سورة النَّحل في خطبة الجمعة.
النُّزول من على المِنْبَر لأداء سجدة التِّلاوة، لكن هذا يُقيد بما إذا كان لا يمكنه السُّجود عليه؛ لضيق المكان، فينزل ويسجد وإن أمكنه سجد عليه.
أن المُستمع تَبَع للقارئ، فإن سَجد، سجد المُستمع معه وإلا فلا .
فيه أن السُّنة يُثاب فاعلها ولا يُعاقب تاركها .
فيه أن خليفة المسلمين هو من يتولى خُطبة الجمعة.
فيه فقه عمر -رضي الله عنه- وحرصه على بيان ونشر السُّنة.
فيه فضل سورة النَّحل؛ لأن عمر -رضي الله عنه- كرر قراءتها في جمعتين.