Su, iki kulle miktarına ulaşırsa pisliği taşımaz (ondan etkilenmez)
«Su, iki kulle miktarına ulaşırsa pisliği taşımaz (ondan etkilenmez).»
" إِذَا كَانَ الْمَاءُ قُلَّتَيْنِ لَمْ يَحْمِلِ الْخَبَثَ "
Fıkıh ve Fıkıh Usûlü
Bu konuda 12.084 hadis; her hadis ve rivayetleri için bir kart, önce sahih olanlar. 1536 tanesi Türkçe çevirili.
«Su, iki kulle miktarına ulaşırsa pisliği taşımaz (ondan etkilenmez).»
" إِذَا كَانَ الْمَاءُ قُلَّتَيْنِ لَمْ يَحْمِلِ الْخَبَثَ "
Hanzala b. Kays anlatıyor: Râfi' b. Hadîc'e; araziyi, altın ve gümüş karşılığında kiraya verme meselesini sordum. O da; "Bunda bir sakınca yoktur. Çünkü insanlar, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında su boyları ile ark başları, tarla sahiplerine tahsis edilmek üzere ya da ekinden…
يُؤَاجِرُونَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَا عَلَى الْمَاذِيَانَاتِ وَأَقْبَالِ الْجَدَاوِلِ وَأَشْيَاءَ مِنَ الزَّرْعِ فَيَهْلِكُ هَذَا وَيَسْلَمُ هَذَا وَيَسْلَمُ هَذَا وَيَهْلِكُ هَذَا وَلَمْ…
Abdullah b. Abbâs -radyalahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Nebi -salalahu aleyhi ve sellem-, Veda Haccı'nda deve üzerinde (Haceru'l-Esved'in bulunduğu) rüknu bastonla selamlayarak (Beyt'i) tavaf etmiştir.
طَافَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ عَلَى بَعِيرٍ، يَسْتَلِمُ الرُّكْنَ بِمِحْجَنٍ.
Abdullah b.Ömer -radıyallahu anhuma- şöyle demiştir: "Ben Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i iki Rükn-i Yemânî'den başkasını (eliyle) meshederken görmedim."
لَمْ أَرَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَلِمُ مِنَ الْبَيْتِ إِلاَّ الرُّكْنَيْنِ الْيَمَانِيَيْنِ.
Âişe radıyallahu anha- şöyle dedi: Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kurbanlık develerinin gerdanlıklarını ellerimle ördüm, sonra o develeri işaretledim, boyunlarına gerdanlık taktı -ya da taktım- ve sonra Beytullah'a gönderdi. (Kendisi de) Medine'de kaldı, ama (bununla) kendisine…
فَتَلْتُ قَلاَئِدَ هَدْىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ أَشْعَرَهَا وَقَلَّدَهَا ـ أَوْ قَلَّدْتُهَا ـ ثُمَّ بَعَثَ بِهَا إِلَى الْبَيْتِ، وَأَقَامَ بِالْمَدِينَةِ، فَمَا حَرُمَ عَلَيْهِ شَىْءٌ كَانَ لَهُ حِلٌّ.
Ziyâd b. Cübeyr şöyle demiştir: Ben (Minâ'da) İbn Ömer -radıyallahu anhumâ-'yı gördüm. O, kurbanlık devesini çöktürmüş de kesmekte olan bir kimsenin yanına geldi ve o kimseye: "Deveyi ayağa kaldır da ayakta ve ayağı bağlanmış olarak kes! Devenin bu şekilde kesilmesi Muhammed -sallalahu aleyhi ve…
ابْعَثْهَا قِيَامًا مُقَيَّدَةً، سُنَّةَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم.
Saîd b. Hâris'ten şöyle nakledilmiştir:Câbir b. Abdullah'a bir parçadan oluşan elbise ile namaz kılmanın hükmünü sorduk. O da şöyle cevap verdi;Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in düzenlediği bir seferde onunla birlikte yola çıkmıştım. Bir gece bir ihtiyacımdan dolayı onun yanma vardım. O sırada…
فَإِنْ كَانَ وَاسِعًا فَالْتَحِفْ بِهِ، وَإِنْ كَانَ ضَيِّقًا فَاتَّزِرْ بِهِ "
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: ''Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in önünde uyuyordum ve ayaklarım O'nun kıblesi tarafındaydı. O, secde ettiği zaman bana dokunurdu, ben de ayaklarımı toplardım. Kalktığı zaman ise ayaklarımı uzatırdım. O zamanlarda…
أَنَامُ بَيْنَ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرِجْلاَىَ فِي قِبْلَتِهِ، فَإِذَا سَجَدَ غَمَزَنِي فَقَبَضْتُ رِجْلَىَّ، فَإِذَا قَامَ بَسَطْتُهُمَا. قَالَتْ وَالْبُيُوتُ يَوْمَئِذٍ لَيْسَ فِيهَا…
Câbir b. Abdullah el-Ensârî -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- öğle namazını öğle sıcağının şiddetinde kılardı. İkindi namazını güneş parlak ve rengi sararmamış iken, akşam namazını güneş batınca, yatsı namazında ise insanlar çoğalınca acele eder, az olunca ise…
يُصَلِّي الظُّهْرَ بِالْهَاجِرَةِ، وَالْعَصْرَ وَالشَّمْسُ نَقِيَّةٌ، وَالْمَغْرِبَ إِذَا وَجَبَتْ، وَالْعِشَاءَ أَحْيَانًا وَأَحْيَانًا، إِذَا رَآهُمُ اجْتَمَعُوا عَجَّلَ، وَإِذَا رَآهُمْ أَبْطَوْا أَخَّرَ، وَالصُّبْحَ…
Ebu Saîd Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Bir adam, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek; "Kardeşimin karnı ağrıyor." dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ona bal (şerbeti) içir!» buyurdu. Sonra bu adam ikinci…
اسْقِهِ عَسَلاً ". ثُمَّ أَتَى الثَّانِيَةَ فَقَالَ " اسْقِهِ عَسَلاً ". ثُمَّ أَتَاهُ فَقَالَ فَعَلْتُ. فَقَالَ " صَدَقَ اللَّهُ، وَكَذَبَ بَطْنُ أَخِيكَ، اسْقِهِ عَسَلاً ". فَسَقَاهُ فَبَرَأَ.
«Kim bir namazı unutursa onu hatırladığında kılsın. Zira onun kefareti ancak budur.» {Beni anmak için namaz kıl.} [Tâ-Hâ Suresi: 14]
مَنْ نَسِيَ صَلاَةً فَلْيُصَلِّ إِذَا ذَكَرَهَا، لاَ كَفَّارَةَ لَهَا إِلاَّ ذَلِكَ ". {وَأَقِمِ الصَّلاَةَ لِذِكْرِي}
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Akşam yemeği takdim edilince, akşam namazından önce ona başlayın ve akşam yemeğini (yerken, vakit müsaitse) acele etmeyin.»
إِذَا قُدِّمَ الْعَشَاءُ فَابْدَءُوا بِهِ قَبْلَ أَنْ تُصَلُّوا صَلاَةَ الْمَغْرِبِ، وَلاَ تَعْجَلُوا عَنْ عَشَائِكُمْ "
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet olunduğuna göre karısını hayızlı iken boşamış, bunun üzerine, Ömer b. el-Hattâb bu durumu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sormuş, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu duruma kızmış.Sonra da şöyle cevap vermiştir;"Ona emret…
لِيُرَاجِعْهَا، ثُمَّ لْيُمْسِكْهَا حَتَّى تَطْهُرَ، ثُمَّ تَحِيضَ فَتَطْهُرَ، فَإِنْ بَدَا لَهُ أَنْ يُطَلِّقَهَا فَلْيُطَلِّقْهَا "
Mutarrif b. Abdullah dedi ki: Ben ve İmrân b. Husayn, Ali b. Ebî Tâlib radıyallahu anh'ın arkasında namaz kıldık.O, secde ettiği zaman tekbir getirirdi, başını secdeden kaldırınca tekbir getirirdi, iki rekâtı kıldıktan sonra kalkarken tekbir getirirdi. Namazı bitirdikten sonra İmrân b. Husayn…
إِذَا سَجَدَ كَبَّرَ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ كَبَّرَ، وَإِذَا نَهَضَ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ كَبَّرَ، فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ أَخَذَ بِيَدِي عِمْرَانُ بْنُ حُصَيْنٍ فَقَالَ قَدْ ذَكَّرَنِي هَذَا صَلاَةَ مُحَمَّدٍ صلى…
Abdullah b. Buheyne -radıyallahu anh-'dan -Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabındandır- rivayet edildiğine göre: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara öğle namazını kıldırırken (birinci teşehhüde) oturmadan (üçüncü rekat için) ayağa kalktı. Cemaat de, onunla birlikte ayağa kalktı…
بِهِمُ الظُّهْرَ فَقَامَ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ لَمْ يَجْلِسْ، فَقَامَ النَّاسُ مَعَهُ حَتَّى إِذَا قَضَى الصَّلاَةَ، وَانْتَظَرَ النَّاسُ تَسْلِيمَهُ، كَبَّرَ وَهْوَ جَالِسٌ، فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ قَبْلَ…
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Dişi bir merkebe binerek geldim. Ben o zaman ergenlik çağına yaklaşmıştım. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Minâ'da (önünde sütre yerine geçecek) bir duvar olmadan insanlara namaz kıldırıyordu. Saffın…
أَقْبَلْتُ رَاكِبًا عَلَى حِمَارٍ أَتَانٍ وَأَنَا يَوْمَئِذٍ قَدْ نَاهَزْتُ الاِحْتِلاَمَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بِالنَّاسِ بِمِنًى إِلَى غَيْرِ جِدَارٍ، فَمَرَرْتُ بَيْنَ يَدَىْ بَعْضِ الصَّفِّ…
Aişe -radıyallahu anhâ- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir keresinde içeri yanıma girdi. Yanımda bir adam vardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana: «Bu kimdir?» diye sordu. Ben de: Süt kardeşim, diye cevap verdim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve…
وَعَنْهَا قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم -{ اُنْظُرْنَ مَنْ إِخْوَانُكُنَّ, فَإِنَّمَا اَلرَّضَاعَةُ مِنْ اَلْمَجَاعَةِ. } مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ 1 . 1 - صحيح. رواه البخاري (2647)، ومسلم…
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ensar'dan bir kadına: «Senin bizimle beraber haccetmene engel olan şey nedir?» diye sordu.(Hadisin ravisi İbn-i Cüreyc; İbn-i Abbâs, bu kadının adını söyledi, fakat ben adını unuttum, dedi.) Kadın -Bizim su taşıyan iki devemizden başka malımız yoktur. Oğlum…
فَإِذَا جَاءَ رَمَضَانُ فَاعْتَمِرِي فَإِنَّ عُمْرَةً فِيهِ تَعْدِلُ حَجَّةً "
Fatıma binti Kays –radıyallahu anha- anlatıyor: Ebu Amr b. Hafs onu kesin olarak boşadı. Kocası orada bulunmuyordu. (Başka bir rivayette “Üç talakta boşadı.”) Ona vekili ile arpa gönderdi. Bu onu kızdırdı. (Vekil) Şöyle dedi: Senin bizde bir şeyin yoktur. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve…
لَيْسَ لَكِ عَلَيْهِ نَفَقَةٌ " . فَأَمَرَهَا أَنْ تَعْتَدَّ فِي بَيْتِ أُمِّ شَرِيكٍ ثُمَّ قَالَ " تِلْكَ امْرَأَةٌ يَغْشَاهَا أَصْحَابِي اعْتَدِّي عِنْدَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ فَإِنَّهُ رَجُلٌ أَعْمَى تَضَعِينَ…
Aişe -radıyallahu anha- anlatıyor: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki; «Humma/Sıtma hastalığı cehennem ateşinin kaynaması olduğu için derhal su ile söndürün.»
الْحُمَّى مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ فَابْرُدُوهَا بِالْمَاءِ "
Cabir b. Semure -radıyallahu anh- şöyle demiştir: “Bir kimse, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e koyun eti yedikten sonra abdest alayım mı? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Dilersen abdest al, dilersen abdest alma!» dedi. O kimse: Deve eti yedikten sonra abdest alayım…
أَأَتَوَضَّأُ مِنْ لُحُومِ الْغَنَمِ قَالَ " إِنْ شِئْتَ فَتَوَضَّأْ وَإِنْ شِئْتَ فَلاَ تَوَضَّأْ " . قَالَ أَتَوَضَّأُ مِنْ لُحُومِ الإِبِلِ قَالَ " نَعَمْ فَتَوَضَّأْ مِنْ لُحُومِ الإِبِلِ " . قَالَ…
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, Medine sokaklarından birinde Ebû Hureyre ile karşılaştı. O esnada cünüp olan Ebû Hureyre, sessizce Peygamber’in yanından ayrılıp gidip gusletti. Geri döndüğünde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: 'Neredeydin ey Ebû Hureyre?' diye sordu. O da: 'Ey Allah’ın…
سُبْحَانَ اللَّهِ إِنَّ الْمُؤْمِنَ لاَ يَنْجُسُ "
Ebu Seleme b. Abdurrahman İbn Avf -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anhâ-'ya Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin namaz için kalktığı zaman namazına ne ile başlardı? diye sordum. Şöyle dedi: “Geceleyin namaz için…
اللَّهُمَّ رَبَّ جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ اهْدِنِي لِمَا اخْتُلِفَ…
"Allah yolunda, bir gün nöbet/ribât beklemek, bir ay oruç tutmak ve gece namazı kılmaktan daha hayırlıdır. Ölürse dünyada yaptığı ameli(nin sevabı) ve (cennette) kendisine rızık verilmeye devam eder. Kabir sorgusundan da emin olur."
"رباط يوم وليلة خير من صيام شهر وقيامه، وإن مات فيه أجري عليه عمله الذي كان يعمل، وأجري عليه رزقه، وأمن الفتان"
Enes -radıyallahu anh- merfu olarak rivayet ediyor: "Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- erkeğin zaferan sürmesini yasaklamıştır."
عن أنس رضي الله عنه قال: نهى النبي صلى الله عليه وسلم أن يتزعفر الرجل. ((متفق عليه)).
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sâ' ile beş müd miktarı arasında değişen su ile gusül abdesti, bir müd miktarı su ile de abdest alırdı.
يَغْسِلُ ـ أَوْ كَانَ يَغْتَسِلُ ـ بِالصَّاعِ إِلَى خَمْسَةِ أَمْدَادٍ، وَيَتَوَضَّأُ بِالْمُدِّ.
İbn Abbâs'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Meymune ile ihramlı iken nikâh yapıp, ihramdan çıktıktan sonra zifafa girmiştir ve (Meymune) Serif denilen mıntıkada vefat etmiştir"
تَزَوَّجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَيْمُونَةَ وَهْوَ مُحْرِمٌ، وَبَنَى بِهَا وَهْوَ حَلاَلٌ وَمَاتَتْ بِسَرِفَ
Cebrâil -aleyhisselam-, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi ve: “Ey Muhammed! Hasta mısın?” diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Evet.” diye buyurdu. Bunun üzerine Cebrâil -aleyhisselam- şöyle dua etti: “Allah'ın adıyla sana rukye yapıyorum. Sana eziyet veren her şeyden…
بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ مِنْ كُلِّ شَىْءٍ يُؤْذِيكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنِ حَاسِدٍ اللَّهُ يَشْفِيكَ بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ .
İbn Abbâs -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Sabit b. Kays’ın karısı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve: Ya Rasulallah, ben Sabit b. Kays’a ne ahlak ne de din hususunda kızmıyorum. Fakat ben İslam’da nankörlüğü kerih görüyorüm dedi. Bunun üzerine Rasûlullah…
" أَتَرُدِّينَ عَلَيْهِ حَدِيقَتَهُ " . قَالَتْ نَعَمْ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْبَلِ الْحَدِيقَةَ وَطَلِّقْهَا تَطْلِيقَةً "
Kays b. Talk -radıyallahu anh- şöyle demiştir: (Babam) Talk b. Ali -radıyallahu anh- bir ramazan günü bizi ziyaret edip yanımızda akşamladı ve iftar etti. Bize o gecenin namazını (teravihini) ve vitrini kıldırdı. Sonra (imamı olduğu) mescidine gidip cemaatine namaz kıldırdı. Nihayet, vitir kalınca…
لاَ وِتْرَانِ فِي لَيْلَةٍ "