Tevbe Suresi’nin 125. ayeti (9:125) Medeni bir surededir; 11. cüzde, Mushaf’ın 207. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Tevbe Suresi 125. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
125. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Münafıklara gelince içerisindeki hükümler ve kıssalar ile Kur'an, onların hastalıklarını ve pisliklerini arttırmaktadır. Bu, onların inen vahyi yalanlamaları sebebiyledir. Böylece Kur'an'ın inişinin artmasıyla birlikte onların kalplerindeki hastalık da artar. Çünkü her bir ayet indikçe onlar inen bu ayetler hakkında şüphe etmekte ve kâfir olarak ölmektedirler.
125. “Kalplerinde hastalık” şüphe ve nifak “bulunanlara gelince onların da murdarlıklarına murdarlık” hastalıklarına hastalık, şüphelerine şüphe “katıp artırır.” Çünkü onlar bu sureyi inkâr edip ona karşı inatlaşırlar, ondan yüz çevirirler. Bundan dolayı hastalıkları artar ve helake doğru hızlıca yönelmiş olurlar. “Ve” kalplerine mühür vurulur da nihâyet “onlar, kâfir olarak ölüp giderler.” İşte bu, onlar için bir cezadır, çünkü onlar Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş, Rasûlüne asi olmuşlardır. Bu nedenle de “Allah, kalplerine huzuruna çıkacakları güne kadar (sürecek) bir nifak sokmuştur.” (et-Tevbe, 9/77)
Eğer İslam toprakları genişlerse ve savaşmaya hacet olursa, kâfirlerden yakın olanlara karşı savaşmaya başlamanın gerekliliği beyan edilmiştir.
Kur'an indirilirken münafıkların aleyhine (olan ayetlerin) indirildiği zamanki halleri beyan edilmiştir ki, onlar Kur'an inerken gözetlerler ve bundan endişelenirler/rahatsız olurlar.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Müminlere karşı olan rahmeti ve düşkünlüğü beyan edilmiştir.
Ayetlerde imanın artıp eksildiğine dair bir delil bulunmaktadır. Yine ayetlerde Müminin imanını sorgulaması, sürekli artış halinde olması için imanını daima yoklaması, yenilemesi ve artırması gerekir.
125. ayetin diğer mealleri
Kalplerinde hastalık bulunanların pisliklerine (küfürlerine) pislik (küfür) katmıştır. Ve onlar, kâfir olarak ölmüşlerdir.
Kalplerinde hastalık (kâfirlik ve münafıklık) olanlara (bir sûre) gelince, bu onların da inkârlarını büsbütün artırır ve onlar artık kâfir olarak ölürler.
Kalblerinde bir hastalık olanlara gelince, onların da murdarlıklarına (küfürlerine) murdarlık (küfür) katmıştır ve kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: "Bu Kur'an, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlar için bir körlüktür.” İşte onlar (sanki kendilerine) uzak bir yerden seslenilmekte (de duymuyor gibiler).
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Kalplerinde hastalık olanların: "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih verir veya katından bir emir getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
İman edenler: “Bir sure indirilmeli değil miydi?” derler. Muhkem bir sure indirilip de içinde savaş emri verilince kalplerinde hastalık bulunanların üzerlerine ölüm baygınlığı gelmiş gibi sana baktıklarını görürsün. O onlara yakın olandır.
Biz; kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah; dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.