Biz; kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah; dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.
Müddessir Suresi’nin 31. ayeti (74:31) Mekki bir surededir; 29. cüzde, Mushaf’ın 576. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Müddessir Suresi 31. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
31. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Biz, Cehennem'in muhafızlarını yalnızca meleklerden kıldık. Çünkü beşerin buna gücü yetmezdi. Biz, bu sayıyı Allah’a karşı inkârcı olanlar için bir imtihan vesilesi kıldık. Onlar da böylece söylemiş oldukları sözleri dile getirdiler ve azapları kat kat artırıldı. Aynı zamanda bu imtihanı, kendilerine Tevrat verilen Yahudiler'in ve kendilerine İncil verilen Hristiyanlar'ın kitaplarında bulunanları tasdik eden Kur’an indiğinde, şüphe duymadan iman etmeleri, ehli kitap onlara muvafakat gösterdiğinde Müminler'in imanının artması, iman etmekte tereddüt edenlerin ve kâfirlerin; "Allah, bu garip sayıyla neyi murat etti?” diye sorması için bir vesile kıldık. Bu sayısı inkâr eden kişinin saptırılması, bunu tasdik edene hidayet olunması Yüce Allah’ın sapıtmasını dilediği kimseyi saptırması ve hidayete ermeyi dilediği kimseye de hidayet etmesi babındandır. Sayılarının çokluğu sebebiyle, Allah'ın ordusunu Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'dan başkası bilemez. Cehennem, insanoğlunun Allah -Subhânehû ve Teâlâ-’nın azametini öğrendiği bir hatırlatmadan başka bir şey değildir.
31. “Biz cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden yaptık.” Buna sebep ise onların çetin bir güce sahip oluşlarıdır. "Onların sayısını da inkâr edenler için ancak bir fitne/imtihan kıldık.” Burada şu kastedilmiş olabilir: Biz, onları âhiretteki azap ve cezaları için, oradaki ibretli cezalarının artırılması için böyle yaptık. Çünkü azaba da “fitne” denilebilir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “O gün onlar ateş üzerinde fitneye maruz kalırlar.” (ez-Zâriyât, 51/13) Yani azaba uğratılırlar, demektir. Bu buyruktan şu da kastedilmiş olabilir: Bizlerin sizlere o meleklerin sayısını haber … Devamını oku
Hakkın ona apaçık beyan olmasının ardından Velit b. el-Muğira'yı iman etmekten alıkoyan kibrin tehlikesi ifade edilmiştir.
İnsanoğlu yaptığı amellerinden dünyada ve ahirette sorumludur.
İhtiyacı olan kimseleri doyurmamak, cehenneme girme sebeplerinden biridir.
31. ayetin diğer mealleri
Biz kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını, meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah, dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.
Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtinan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını arttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: «Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?» desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.
Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.
31. ayet kelime kelime
وَمَاwamāve
جَعَلْنَآjaʿalnābiz yapmadık
أَصْحَٰبَaṣḥābamuhafızları
ٱلنَّارِl-nāricehennemin
إِلَّاillābaşkasını
مَلَٰٓئِكَةًmalāikatanmeleklerden
وَمَاwamāve
جَعَلْنَاjaʿalnāyapmadık
عِدَّتَهُمْʿiddatahumonların sayısını
إِلَّاillābaşka bir şey
فِتْنَةًfit'natanbir sınavdan
لِّلَّذِينَlilladhīnaiçin
كَفَرُوا۟kafarūinkar edenler;
لِيَسْتَيْقِنَliyastayqinaiyice inansın diye
ٱلَّذِينَalladhīnaolanlar
أُوتُوا۟ūtūkendilerine verilmiş
ٱلْكِتَٰبَl-kitābaKitap
وَيَزْدَادَwayazdādave artsın diye
ٱلَّذِينَalladhīnainananların
ءَامَنُوٓا۟āmanū
إِيمَٰنًاīmānanimanı
وَلَاwalāve
يَرْتَابَyartābakuşkulanmasınlar
ٱلَّذِينَalladhīnaolanlar
أُوتُوا۟ūtūverilmiş
ٱلْكِتَٰبَl-kitābaKitap
وَٱلْمُؤْمِنُونَwal-mu'minūnave inananlar
وَلِيَقُولَwaliyaqūlave desinler diye
ٱلَّذِينَalladhīnakimseler
فِىfībulunan
قُلُوبِهِمqulūbihimkalblerinde
مَّرَضٌmaraḍunhastalık
وَٱلْكَٰفِرُونَwal-kāfirūnave kafirler
مَاذَآmādhāne?
أَرَادَarādademek istedi
ٱللَّهُl-lahuAllah
بِهَٰذَاbihādhābu
مَثَلًاmathalanmisalle
كَذَٰلِكَkadhālikaböylece
يُضِلُّyuḍilluşaşırtır
ٱللَّهُl-lahuAllah
مَنmankimseyi
يَشَآءُyashāudilediği
وَيَهْدِىwayahdīve doğru yola iletir
مَنmankimseyi
يَشَآءُyashāudilediği
وَمَاwamāve
يَعْلَمُyaʿlamubilmez
جُنُودَjunūdaordularını
رَبِّكَrabbikaRabbinin
إِلَّاillābaşkası
هُوَhuwaO'ndan
وَمَاwamāve değildir
هِىَhiyabu
إِلَّاillābaşka bir şey
ذِكْرَىٰdhik'rābir uyarı(dan)
لِلْبَشَرِlil'bashariinsanlara
31. ayetle ilgili ayetler
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Kötü ameli kendine süslü gösterilen ve böylece onu güzel gören kimse (doğru yolda olanla bir midir)? Şüphesiz Allah dilediğini sapıklığa düşürür dilediğini de doğru yola eriştirir. Öyleyse nefsin onlara karşı hasretlere (üzüntülere) kapılmasın. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını bilmektedir.
Allah, bir sivrisineği ve onun üzerinde bir şeyi örnek vermekten haya etmez. İman edenler, onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler, ama kâfirler; "Allah bu misalle ne demek istiyor?" derler. Allah, bu misalle birçoklarını dalalette bırakır, birçoklarını da hidayete erdirir. Onunla ancak fasıkları saptırır.