İçeriğe geç

Saf Suresi 6. Ayet

سورة الصف، الآية ٦

61:6 28. cüz 55. hizb Mushaf’ta 552. sayfa Medeni sure

61:6 ayetinin metni

وَإِذْ قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَمُبَشِّرًۢا بِرَسُولٍ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِى ٱسْمُهُۥٓ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ ۝٦

Okunuşu

wa-idh qāla ʿīsā ub'nu maryama yābanī is'rāīla innī rasūlu l-lahi ilaykum muṣaddiqan limā bayna yadayya mina l-tawrāti wamubashiran birasūlin yatī min baʿdī us'muhu aḥmadu falammā jāahum bil-bayināti qālū hādhā siḥ'run mubīnun

Meal

Hani Meryem oğlu Îsâ: "Ey İsrailoğulları! Ben, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir rasûlü de müjdeleyen Allah’ın size (gönderdiği) bir rasûlüm." demişti. Onlara, apaçık delillerle gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür." demişlerdi.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Saf Suresi’nin 6. ayeti (61:6) Medeni bir surededir; 28. cüzde, Mushaf’ın 552. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Saf Suresi 6. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

6. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Hani Meryem oğlu İsa -aleyhisselam-: "Ey İsrailoğulları! Ben, benden önce indirilen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir resulü de müjdeleyen, Allah’ın size (gönderdiği) bir resulüm. Ben; daha önce örneği görülmemiş bir peygamber değilim." demişti. İsa -aleyhisselam- onlara, kendisinin doğruluğuna dair apaçık delillerle gelince şöyle demişlerdi: "Bu; apaçık bir büyüdür, ona asla tabi olmayız."

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

6. Yüce Allah, Meryem oğlu İsa aleyhisselam’ın kendilerini davet ettiği ilk dönem İsrailoğullarının inatlarını haber vermekte ve İsa’nın kendilerine şöyle seslendiğini bildirmektedir: “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben Allah’ın rasulüyüm.” Allah beni sizleri hayra davet edeyim, kötülükten vazgeçmenizi emredeyim diye gönderdi. Beni pek açık delillerle ve mucizelerle destekledi. Benim doğruluğumun delillerinden birisi de “benden önceki Tevrat’ı” tasdik etmemdir. Ben Mûsâ’nın getirmiş olduğu Tevrat’ı ve semavî hükümleri getirdim. Eğer ben peygamberliği yalan yere iddia eden birisi olsaydım, benden … Devamını oku

Saf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Saf suresinin 6-14. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 552. sayfası).

  • Önceki dinlerin Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'i müjdelemesi, onun peygamberliğinin doğruluğuna delalet etmektedir.
  • Dinin güçlü kılınması, ilahi bir sünnettir/kanundur.
  • İman ve Allah yolunda cihat etmek, cennete girişin sebeplerindendir.
  • Allah Teâlâ, Müminin mükâfatını bu dünyada verebildiği gibi ahirete de saklayabilir. Fakat Yüce Allah, Müminin mükâfatını asla zayi etmez.

6. ayetin diğer mealleri

Hani Meryem’in oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir rasûlü de müjdeleyen Allah’ın size (gönderdiği) bir rasûlüm, demişti. Onlara, apaçık delillerle gelince: Bu, apaçık bir büyüdür, demişlerdi.

Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler.

Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları! ben size Allah'ın elçisiyim. benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)." demişti. Fakat onlara apaçık delillerle gelince "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.

6. ayet kelime kelime

  1. وَإِذْ wa-idh ve hani
  2. قَالَ qāla demişti ق و ل
  3. عِيسَى ʿīsā Îsa
  4. ٱبْنُ ub'nu oğlu ب ن ي
  5. مَرْيَمَ maryama Meryem
  6. يَٰبَنِىٓ yābanī ey oğulları ب ن ي
  7. إِسْرَٰٓءِيلَ is'rāīla İsrail
  8. إِنِّى innī elbette ben
  9. رَسُولُ rasūlu elçisiyim ر س ل
  10. ٱللَّهِ l-lahi Allah'ın
  11. إِلَيْكُم ilaykum size (gönderilen)
  12. مُّصَدِّقًا muṣaddiqan doğrulayıcı ص د ق
  13. لِّمَا limā olanı
  14. بَيْنَ bayna elimde ب ي ن
  15. يَدَىَّ yadayya ي د ي
  16. مِنَ mina Tevrattan
  17. ٱلتَّوْرَىٰةِ l-tawrāti
  18. وَمُبَشِّرًۢا wamubashiran ve müjdeleyiciyim ب ش ر
  19. بِرَسُولٍ birasūlin bir elçiyi ر س ل
  20. يَأْتِى yatī gelecek أ ت ي
  21. مِنۢ min benden sonra
  22. بَعْدِى baʿdī ب ع د
  23. ٱسْمُهُۥٓ us'muhu onun ismi س م و
  24. أَحْمَدُ aḥmadu Ahmed'dir ح م د
  25. فَلَمَّا falammā zaman
  26. جَآءَهُم jāahum onlara geldiği ج ي أ
  27. بِٱلْبَيِّنَٰتِ bil-bayināti apaçık delillerle ب ي ن
  28. قَالُوا۟ qālū dediler ق و ل
  29. هَٰذَا hādhā bu
  30. سِحْرٌ siḥ'run bir büyüdür س ح ر
  31. مُّبِينٌ mubīnun apaçık ب ي ن

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 2 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

6. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Ahzâb 33:69

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ ءَاذَوْا۟ مُوسَىٰ فَبَرَّأَهُ ٱللَّهُ مِمَّا قَالُوا۟ وَكَانَ عِندَ ٱللَّهِ وَجِيهًا

    Ey iman edenler! Mûsâ’ya eziyet edenler gibi olmayın. Nihayet Allah; onu, onların söylediklerinden temize çıkardı. O, Allah katında itibarlı ve değerli bir kimseydi.

  • En’âm 6:110

    وَنُقَلِّبُ أَفْـِٔدَتَهُمْ وَأَبْصَٰرَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    Onların kalplerini ve gözlerini tersine çeviririz de, ilk defa iman etmedikleri gibi yine iman etmezler. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

  • Nisâ 4:115

    وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلْهُدَىٰ وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ ٱلْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصْلِهِۦ جَهَنَّمَ وَسَآءَتْ مَصِيرًا

    Kim, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra rasûle muhalefet eder ve Müminlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu girmiş olduğu bu yolda bırakır ve Cehennem'e atarız. O, ne kötü bir dönüş yeridir.

  • A’râf 7:157

    ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِىَّ ٱلْأُمِّىَّ ٱلَّذِى يَجِدُونَهُۥ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَىٰهُمْ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَٱلْأَغْلَٰلَ ٱلَّتِى كَانَتْ عَلَيْهِمْ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلنُّورَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları ümmî Peygambere, Rasûle tâbi olurlar. (O peygamber) onlara iyiliği emreder ve kötülüklerden nehyeder, temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zorlukları kaldırır. Ona iman edenler, onu destekleyip yardım eden ve onunla indirilen nura uyanlar, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

  • Âl-i İmrân 3:81

    وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ لَمَآ ءَاتَيْتُكُم مِّن كِتَٰبٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥ قَالَ ءَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِى قَالُوٓا۟ أَقْرَرْنَا قَالَ فَٱشْهَدُوا۟ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    Hani, Allah tüm peygamberlerden; “Size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edecek ve ona mutlaka yardım edeceksiniz.” diye söz almıştı. Onlara: “Bunu kabul ettiniz mi? Verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar da: "Kabul ettik" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah da: "Şahit olun! Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim" buyurmuştu.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Neml 27:13

    فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ ءَايَٰتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince; “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler.

  • Âl-i İmrân 3:50

    وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size haram edilen şeylerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin!

  • Mâide 5:114

    قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلْ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِّنكَ وَٱرْزُقْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

    Meryem oğlu İsâ: "Allah’ım! Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de öncemiz ve sonramız için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." dedi.

  • Saf 61:5

    وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِى وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوٓا۟ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Hani Mûsâ, kendi kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (hak yoldan) sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı. Allah, fasık kavme hidayet etmez.

  • A’râf 7:158

    قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِىِّ ٱلْأُمِّىِّ ٱلَّذِى يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben göklerin ve yerin mülkü (ve hakimiyeti) kendisinin olan, kendisinden başka hiçbir (hak) ilah bulunmayan, hem dirilten, hem öldüren, Allah’ın size, hepinize gönderdiği peygamberiyim. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine iman eden ümmî peygamber olan Rasûlüne iman edin ve ona uyun ki, doğru yolu bulmuş olasınız.”

  • Saf 61:14

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوٓا۟ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّـۧنَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةٌ فَأَيَّدْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ عَلَىٰ عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا۟ ظَٰهِرِينَ

    Ey iman edenler! Allah'ın (dininin) yardımcıları olun. Meryem oğlu Îsâ’nın Havariler'e dediği gibi: "Allah (yolunda) yardımcılarım kimdir?" Havariler dedi ki: "Biz, Allah'ın (dininin) yardımcılarıyız!" İsrailoğulları'ndan da bir grup iman etmiş, bir grup da küfretmişti. Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler.

Saf Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ