De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben göklerin ve yerin mülkü (ve hakimiyeti) kendisinin olan, kendisinden başka hiçbir (hak) ilah bulunmayan, hem dirilten, hem öldüren, Allah’ın size, hepinize gönderdiği peygamberiyim. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine iman eden ümmî peygamber olan Rasûlüne iman edin ve ona uyun ki, doğru yolu bulmuş olasınız.”
A’râf Suresi’nin 158. ayeti (7:158) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 170. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
A’râf Suresi 158. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
158. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ey Resul! De ki: "Ey insanlar! Gerçekten ben Arap ve Acemlere, tüm insanlara gönderilmiş Yüce Allah'ın bir resulüyüm. Göklerin ve yerin mülkü yalnız O'na aittir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dan başka hak yoktur. O ölüleri diriltir ve hayatta olanları öldürür. Ey insanlar! Allah'a ve okuma yazma bilmeyen peygamberi ve resulü olan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman edin. O, Rabbi tarafından kendisine vahyedilenle geldi. Allah'a ve resulüne indirilene ve kendisinden önce gelen peygamberlere indirilene aralarında ayırım yapmadan iman edin. Rabbinden getirdiklerine uyun, umulur ki dünyada ve ahirette faydalanacağınız hidayete eresiniz.
158. Yüce Allah Tevrat’a [ve İncil’e] inanan İsrailoğulları’nı Peygamber’e uymaya davet ettikten sonra herhangi bir kimsenin bu davetin, yalnızca İsrailoğulları’na has olduğu kanaatine sahip olması ihtimaline karşı bu davetin umumi olduğunu ifade etmek üzere şöyle buyurmaktadır: “De ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben göklerin ve yerin egemenliği kendisinin olan” onlarda hem kevnî ahkamı, mutlak egemenliğinin tecellisi ve tedbirleri ile hem de dinî ve şer’î hükümleri ile -ki sizi Allah’a, O’nun lütuf ve ihsan yurduna çağıran, Allah’tan ve O’nun lütuf ve ihsan yurdundan uzaklaştıran her şeyden de … Devamını oku
Tevrat ve İncil, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğine ve doğruluğuna delalet eden apaçık delilleri ihtiva etmiştir.
Allah'ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Fakat Allah'ın rahmetinin kulları hakkında farklı mertebeleri vardır. Kişinin imanı ve salih ameline göre değişir.
Duruma göre dua bazen genel bazen de tafsilatlı olabilir. Musa, bu konumda duasını genel olarak yapmıştır.
Allah -Azze ve Celle-'nin adaletli olmasının örneklerinden bir tanesi de azınlık olan Mümin taifeye insaf ve merhamet etmesidir. Öyleki İsrailoğulları'nın kemâle aykırı olan ve hidayetle çelişen özelliklerini zikretmiştir. Belki bazı kimseler bu sıfatların hepsine ait olduğu zannına kapılabilir. Bundan dolayı Allah Teâlâ onlar arasında hakka tabi olup hakka çağıran, istikamet üzere bulunan bir topluluk olduğunu zikredip, beyan etmiştir.
158. ayetin diğer mealleri
De ki: Ey insanlar! Ben sizin hepinize, Allah’ın gönderdiği rasûlüm. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Kendisinden başka (hak) ilah olmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın Allah’a ve O’nun rasûlü olan ümmi Peygamber’e iman edin. Zira O da Allah’a ve O’nun kelimelerine/Kur'an'a iman etmiştir. Ona tabi olun ki, hidayete eresiniz.
(Ey Muhammed! Bütün insanlara) de ki: "Ey insanlar! Ben, sizin hepinize birden, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın Peygamberiyim. O'ndan başka ilâh yoktur. Diriltir ve öldürür. Allah'a ve O'nun ümmî peygamberi olan elçisine îman edin; o Peygamber de Allah'a ve O'nun sözlerine îman etmektedir. Ona uyun ki hidayete eresiniz."
De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah'ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O'dur. Bundan dolayı gelin, Allah'a ve resulüne iman edin. Allah'a ve Allah'ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.
158. ayet kelime kelime
قُلْqulde ki
يَٰٓأَيُّهَاyāayyuhāEy
ٱلنَّاسُl-nāsuinsanlar
إِنِّىinnīmuhakkak ben
رَسُولُrasūluElçisiyim
ٱللَّهِl-lahiAllah'ın
إِلَيْكُمْilaykumsizin
جَمِيعًاjamīʿanhepinize
ٱلَّذِىalladhīonundur
لَهُۥlahu
مُلْكُmul'kumülkü
ٱلسَّمَٰوَٰتِl-samāwātigöklerin
وَٱلْأَرْضِwal-arḍive yerin
لَآlāyoktur
إِلَٰهَilāhatanrı
إِلَّاillābaşka
هُوَhuwakendisinden
يُحْىِۦyuḥ'yīyaşatır
وَيُمِيتُwayumītuve öldürür
فَـَٔامِنُوا۟faāminūgelin inanın
بِٱللَّهِbil-lahiAllah'a
وَرَسُولِهِwarasūlihive O'nun Elçisine
ٱلنَّبِىِّl-nabiyipeygamberi
ٱلْأُمِّىِّl-umiyiümmi
ٱلَّذِىalladhīki o
يُؤْمِنُyu'minuinanmaktadır
بِٱللَّهِbil-lahiAllah'a
وَكَلِمَٰتِهِۦwakalimātihive O'nun sözlerine
وَٱتَّبِعُوهُwa-ittabiʿūhuO'na uyun ki
لَعَلَّكُمْlaʿallakumbelki
تَهْتَدُونَtahtadūnadoğru yolu bulursunuz
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey (sorumluluk) yüklemez. (Herkesin) kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir! Rabbimiz, eğer unuttuk veya hata yaptıysak bizi hesaba çekme. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir görev yükleme. Rabbimiz! Gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın. Kâfir topluma karşı bize yardım et.
De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “(İbadete layık) tek (hak) ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
Rabbi katından (gelen) açık bir delil üzere olan ve ardından Rabbinden bir şahidin takip ettiği ve kendisinden önce bir de önder ve rahmet olarak Mûsâ 'nın kitabı bulunan kimse (kâfirler gibi) midir? Bunlar o (kitaba) inanırlar. Hangi topluluk onu inkâr ederse vadedilen yeri ateştir. O'ndan (Kitap) tan şüphen olmasın. Şüphesiz O, Rabbinden (gelen) haktır. Fakat, insanların çoğu iman etmezler.
Seninle tartışmaya girişirlerse de ki: "Ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını görmektedir.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Allah, kendisinden başka (ibadet edilmeye layık) hak ilah olmayan, her zaman diri, ölümsüz, bütün varlıkların tek yöneteni ve gözeteni olan tek hak ilahtır.