Kim, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra rasûle muhalefet eder ve Müminlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu girmiş olduğu bu yolda bırakır ve Cehennem'e atarız. O, ne kötü bir dönüş yeridir.
Nisâ Suresi’nin 115. ayeti (4:115) Medeni bir surededir; 5. cüzde, Mushaf’ın 97. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Nisâ Suresi 115. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
115. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Kim, hak ona apaçık beyan olduktan sonra getirdiği şeylerde peygamberle inatlaşır ve ona muhalefet eder, Müminlerin gittikleri yoldan başka bir yola tabi olursa, kendisi için tercih ettiği yolda onu bir başına bırakırız. Bilerek yüz çevirdiği için onu hakka ulaşmaya muvaffak kılmayız. Onu ateşinde ızdırap çekeceği cehenneme sokarız. Orası, ahalisi için kötü bir dönüş yeridir.
115. Yani “kim kendisine hak” Kur’ânî deliller ve nebevî burhanlarla “apaçık belli olduktan sonra” Allah Rasûlüne muhalefet eder ve getirdiklerinde ona karşı inatla karşı koyar ve “mü’minlerin yolundan” yani akaid ve amellerinde gittikleri yoldan “başkasına uyarsa onu döndüğü o yolda bırakır” kendisi için tercih ettiği şey ile başbaşa ve yardımsız bırakırız, hayra muvaffak kılmayız. Çünkü o hakkı görüp bildikten sonra terk etmiştir. O bakımdan ilâhi adaletin gereği olarak onun cezası, şaşkınlığında şaşkın halde kalması ve sapıklığına sapıklık katılmasıdır. Nitekim Yüce Allah şöyle … Devamını oku
İnsanların gizli konuşmalarının çoğunda bir hayır yoktur. Belki de içinde günah bile vardır. Aralarındaki konuşmaların pek azı hayır ve iyilik içermektedir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı gelmenin ve Müminlerin yoluna muhalefet etmenin sonu Allah'tan uzaklaşmak ve Cehenneme girmektir.
Bütün günahlar Allah’ın dilemesine bağlıdır. Şirk dışındaki günah sahibi affedilebilir. Şirki işleyen kimse tövbe etmeden vefat ederse, Yüce Allah şirki kesinlikle affetmez
Şeytanın amacı insanları Allah Teâlâ’ya ibadet etmekten vazgeçirmektir. Onun bu amacı yerine getirmedeki en büyük vesilesi de boş temenniler ve sahte vaatlerle batılı süslemesidir.
115. ayetin diğer mealleri
Kim, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygamber'e muhalefet eder ve müminlerin yolundan başkasına uyarsa; onu girmiş olduğu bu yolda bırakır ve Cehennem'e atarız. O, ne kötü bir dönüş yeridir!
Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber’e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve Cehennem'e sokarız; o ne kötü bir yerdir.
Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.
Hani Mûsâ, kendi kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (hak yoldan) sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı. Allah, fasık kavme hidayet etmez.
Onların kalplerini ve gözlerini tersine çeviririz de, ilk defa iman etmedikleri gibi yine iman etmezler. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Şüphe yok ki kâfir olanlar, Allah’ın yolundan alıkoyanlar ve hidayet kendilerine apaçık göründükten sonra rasule karşı gelenler Allah’a asla hiçbir zarar veremezler ve o bunların amellerini boşa çıkaracaktır.
Kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geriye (küfre) dönenlere, Şeytan (kendilerine kötü amellerini) süslemiş ve onları uzunca emellere düşürmüştür.
Kitap ehlinden bir çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki haset yüzünden, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürmeyi arzu ederler. Öyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar bırakıp, terk edin. Kendi hallerine bırakınız. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter.
Cehennemlik oldukları (küfür üzere öldükleri) anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar müşrikler için bağışlanma dilemek peygambere ve iman edenlere yaraşmaz.