afaman huwa qāimun ʿalā kulli nafsin bimā kasabat wajaʿalū lillahi shurakāa qul sammūhum am tunabbiūnahu bimā lā yaʿlamu fī l-arḍi am biẓāhirin mina l-qawli bal zuyyina lilladhīna kafarū makruhum waṣuddū ʿani l-sabīli waman yuḍ'lili l-lahu famā lahu min hādin
Meal
Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah'a (ortak koşulur mu?). Onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Söyleyin bakalım onların isimlerini Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz, Yoksa siz üstün körü bir söz mü söylüyorsunuz?” Hayır, bilakis o kâfirlere tuzakları süslü gösterildi ve onlar doğru yoldan alıkondular. Allah, kimi saptırırsa, artık ona hidâyet verecek hiçbir kimse yoktur.
Ra’d Suresi’nin 33. ayeti (13:33) Medeni bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 253. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Ra’d Suresi 33. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
33. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Bütün mahlukatın rızıklarını koruma görevini, bütün nefislerin işlediği amelleri gözetlemeyi üstlenen ve amellerine göre karşılığını verecek olan mı ibadet edilmeye daha layıktır yoksa ibadet edilmeyi hak etmeyen bu putlar mı? Kâfirler zulüm ve yalan ile Allah'a ortaklar koştular. -Ey Resul!- Onlara de ki: Eğer iddianızda sadık kimseler iseniz Allah ile birlikte kendilerine ibadet ettiğiniz ortakların adlarını söyleyin bakalım. Yoksa siz yeryüzünde Allah'a bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut hakikati olmayan boş sözler mi söylüyorsunuz? Bilakis şeytan kâfirlerin kötü planlarını onlara iyi gösterdi ve bunun akabinde Allah'ı inkâr ettiler ve onları hidayet ve doğru yoldan uzaklaştırdı. Yüce Allah kimi doğru yoldan saptırırsa onu doğru yola iletecek kimse yoktur.
33. “Her bir nefsin işlediklerini görüp gözetleyen” ve böylelikle gerek dünyada hemen, gerekse âhirette karşılığını tam bir adaletle verecek olan şanı Yüce Allah, hiç böyle olmayan gibi midir? “Buna rağmen onlar Allah’a ortaklar koştular.” Halbuki Allah tektir, hiçbir ortağı, dengi ve benzeri bulunmayan Sameddir. Sen onlara eğer iddialarında doğru iseler “de ki: Onların adlarını söyleyin” de onların durumlarının ne olduğunu bilelim. “Siz O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz” O, gizli ve açık her şeyi bildiğine bununla beraber ortağının bulunmadığını söylediğine göre O’nun … Devamını oku
İndirilen her kitap asıl olarak hidayet için gelmiştir. Yoksa ayetlerin indirilmesi talep edildiği için gelmemiştir. Bu husus Allah Teâlâ'nın ne zaman ve nasıl istedi ise öyle takdir ettiği bir emridir.
Allah Teâlâ peygamberini teselli etmiştir. Geçmişte gönderilmiş peygamberleri yalanlamak için müşrikler kendilerine bir çok yol edinmişlerdir. Yüce Allah ise bütün bunları ilmi ile kuşatmıştır.
Şeytan işlemiş oldukları günah ve bozgunculukları kendilerine süsleyerek bazı insanları sapıklığa sürüklemiştir.
33. ayetin diğer mealleri
Her nefsin yaptığı üzerinde kaim/gözetici olana, (bunu yapamayanlarla şirk koşulur mu?) Onlar Allah’a ortaklar koştular. De ki: Onların isimlerini söyleyin bakayım. Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Bu açığa çıkan batıl sözlerle mi (bunları ortaklar edindiniz)? Fakat kâfirler kurdukları tuzakları güzel gösterildi ve (bu onları) doğru yoldan alıkoydu. Allah’ın saptırdığına hidayet eden yoktur.
Herkesin kazandığını gözetleyip muhafaza eden, (hiç böyle yapamayan gibi olur mu?). Onlar Allah’a ortaklar koştular. De ki: «Onlara ad verin (onlar necidir?). Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut boş laf mı ediyorsunuz?» Doğrusu inkâr edenlere hileleri süslü gösterildi ve onlar doğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
Bütün kazandıklarıyla her bir nefsin üzerinde böylesine hükümran olan başka kim vardır? Böyle iken tuttular da Allah'a ortaklar uydurdular. De ki: "Onlara isimler verip durun bakalım. Siz O'na yeryüzünde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz? Yoksa anlamı olmayan kuru bir laf mı? Doğrusu küfre sapanlara kendi oyunları güzel gösterildi de yoldan saptırıldılar. Allah her kimi saptırırsa, artık onu yola getirecek kimse yoktur.
33. ayet kelime kelime
أَفَمَنْafamankimse gibi midir?
هُوَhuwao
قَآئِمٌqāimunduran
عَلَىٰʿalāüzerinde
كُلِّkulliher
نَفْسٍۭnafsinnefsin
بِمَاbimāyaptığı işin
كَسَبَتْkasabat
وَجَعَلُوا۟wajaʿalūonlar koştular
لِلَّهِlillahiAllah'a
شُرَكَآءَshurakāaortaklar
قُلْqulde ki
سَمُّوهُمْsammūhumonları isimlendirin
أَمْamyoksa
تُنَبِّـُٔونَهُۥtunabbiūnahusiz haber mi veriyorsunuz?
(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. Hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.
Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Onun ilmi olmadan hiçbir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarında hiçbir tane, hiçbir yaş ve hiçbir kuru yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.
Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır.
Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.
Allah kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun hiçbir velisi yoktur. Azabı gördükleri zaman, zalimlerin şöyle dediğini göreceksin: "Geri dönmeye bir yol var mı?"
Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların bu kitaptan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalpleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu kitap Allah'ın hidayetidir. Onunla istediğini doğru yola hidayet eder. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.