İçeriğe geç

Şûrâ Suresi 46. Ayet

سورة الشورى، الآية ٤٦

42:46 25. cüz 49. hizb Mushaf’ta 488. sayfa Mekki sure

42:46 ayetinin metni

وَمَا كَانَ لَهُم مِّنْ أَوْلِيَآءَ يَنصُرُونَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن سَبِيلٍ ۝٤٦

Okunuşu

wamā kāna lahum min awliyāa yanṣurūnahum min dūni l-lahi waman yuḍ'lili l-lahu famā lahu min sabīlin

Meal

Onların, Allah’tan başka kendilerine yardım edecek hiçbir velileri yoktur. Allah’ın saptırdığı kimse için bir yol yoktur.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Şûrâ Suresi’nin 46. ayeti (42:46) Mekki bir surededir; 25. cüzde, Mushaf’ın 488. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Şûrâ Suresi 46. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

46. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Kıyamet gününde onları Allah'ın azabından kurtaracak hiçbir dostları yoktur. Yüce Allah'ın haktan saptırıp yüzüstü bıraktığı kimseyi hidayete ve hakka götüren bir yol da yoktur.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

46. “Onların Allah’tan başka” dünyada iken kurdukları boş hayallerin aksine “kendilerine yardım edecek hiçbir dostları yoktur.” Kıyamet gününde hem kendileri hem de başkaları açıkça şunu göreceklerdir: Onların dünyada iken ümit bağladıkları bağlar paramparça olmuş, çareler de tükenmiş olacaktır. Allah’ın azabı kendilerine geldi mi, bu azabı hiç kimse onlardan uzaklaştıramayacaktır. “Allah kimi saptırırsa artık onun için” hidâyete ulaştıracak “hiçbir (kurtuluş) yolu yoktur.” Çünkü böyleleri Allah’a koştukları ortakların kendilerine fayda sağlayacaklarını ve zararları önleyeceklerini zannetmekle haktan sapmıştırlar. İşte o vakit sapıklıkları açıkça ortaya çıkmış olacaktır.

Şûrâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Şûrâ suresinin 45-51. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 488. sayfası).

  • Allah'ın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmak farzdır.
  • Resulün vazifesi tebliğ etmektir. Neticeler ise Yüce Allah'ın elindedir.
  • Erkek evlat, kız evlat veya erkek ve kız evlatları birlikte vermek kullarına faydalı olacak şekilde Yüce Allah'ın ilminin gereğine göre gerçekleşir. Erkek vermesinde kız vermesine göre bir üstünlük yoktur
  • Her noksanlıktan münezzeh olan Allah Teâlâ, kendisinin bildiği hikmetler gereğince peygamberlerine çeşitli yollarla vahyeder.

46. ayetin diğer mealleri

Onların, Allah’tan başka kendilerine yardım edecek hiçbir velileri yoktur. Allah’ın saptırdığı kimse için bir yol yoktur.

Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek hiçbir dostları yoktur. Allah kimi saptırırsa artık onun kurtuluşa çıkan bir yolu yoktur.

Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek hiçbir dostları yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onun için çıkar bir yol yoktur.

46. ayet kelime kelime

  1. وَمَا wamā ve yoktur
  2. كَانَ kāna onların ك و ن
  3. لَهُم lahum
  4. مِّنْ min hiçbir
  5. أَوْلِيَآءَ awliyāa velileri و ل ي
  6. يَنصُرُونَهُم yanṣurūnahum kendilerine yardım edecek ن ص ر
  7. مِّن min başka
  8. دُونِ dūni د و ن
  9. ٱللَّهِ l-lahi Allah'tan
  10. وَمَن waman ve kimi
  11. يُضْلِلِ yuḍ'lili sapıklıkta bırakırsa ض ل ل
  12. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  13. فَمَا famā artık yoktur
  14. لَهُۥ lahu onun için
  15. مِن min hiçbir
  16. سَبِيلٍ sabīlin yol س ب ل

46. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Zümer 39:36

    أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۥ وَيُخَوِّفُونَكَ بِٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ

    Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.

  • Ra’d 13:33

    أَفَمَنْ هُوَ قَآئِمٌ عَلَىٰ كُلِّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ شُرَكَآءَ قُلْ سَمُّوهُمْ أَمْ تُنَبِّـُٔونَهُۥ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى ٱلْأَرْضِ أَم بِظَٰهِرٍ مِّنَ ٱلْقَوْلِ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا۟ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ

    Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah'a (ortak koşulur mu?). Onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Söyleyin bakalım onların isimlerini Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz, Yoksa siz üstün körü bir söz mü söylüyorsunuz?” Hayır, bilakis o kâfirlere tuzakları süslü gösterildi ve onlar doğru yoldan alıkondular. Allah, kimi saptırırsa, artık ona hidâyet verecek hiçbir kimse yoktur.

  • Zümer 39:23

    ٱللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ ٱلْحَدِيثِ كِتَٰبًا مُّتَشَٰبِهًا مَّثَانِىَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ إِلَىٰ ذِكْرِ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهْدِى بِهِۦ مَن يَشَآءُ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ

    Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların bu kitaptan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalpleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu kitap Allah'ın hidayetidir. Onunla istediğini doğru yola hidayet eder. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.

  • Mü’min 40:33

    يَوْمَ تُوَلُّونَ مُدْبِرِينَ مَا لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ

    O gün arkanızı döner, kaçarsınız. Fakat, sizi Allah’tan koruyacak hiçbir şey yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.

  • Şûrâ 42:44

    وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن وَلِىٍّ مِّنۢ بَعْدِهِۦ وَتَرَى ٱلظَّٰلِمِينَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ يَقُولُونَ هَلْ إِلَىٰ مَرَدٍّ مِّن سَبِيلٍ

    Allah kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun hiçbir velisi yoktur. Azabı gördükleri zaman, zalimlerin şöyle dediğini göreceksin: "Geri dönmeye bir yol var mı?"

  • Zümer 39:37

    وَمَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّضِلٍّ أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِعَزِيزٍ ذِى ٱنتِقَامٍ

    Allah kime de hidayet ederse, artık onu da saptıracak yoktur. Allah Aziz ve intikam sahibi değil midir?

Şûrâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

16 Ekim 2026 Cuma 5 جمادى الأولى 1448 هـ