İçeriğe geç

Yûnus Suresi 61. Ayet

سورة يونس، الآية ٦١

10:61 11. cüz 22. hizb Mushaf’ta 215. sayfa Mekki sure

10:61 ayetinin metni

وَمَا تَكُونُ فِى شَأْنٍ وَمَا تَتْلُوا۟ مِنْهُ مِن قُرْءَانٍ وَلَا تَعْمَلُونَ مِنْ عَمَلٍ إِلَّا كُنَّا عَلَيْكُمْ شُهُودًا إِذْ تُفِيضُونَ فِيهِ وَمَا يَعْزُبُ عَن رَّبِّكَ مِن مِّثْقَالِ ذَرَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَلَآ أَصْغَرَ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرَ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ ۝٦١

Okunuşu

wamā takūnu fī shanin wamā tatlū min'hu min qur'ānin walā taʿmalūna min ʿamalin illā kunnā ʿalaykum shuhūdan idh tufīḍūna fīhi wamā yaʿzubu ʿan rabbika min mith'qāli dharratin fī l-arḍi walā fī l-samāi walā aṣghara min dhālika walā akbara illā fī kitābin mubīnin

Meal

(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. Hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Yûnus Suresi’nin 61. ayeti (10:61) Mekki bir surededir; 11. cüzde, Mushaf’ın 215. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Yûnus Suresi 61. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

61. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey Peygamber! Sen herhangi bir işte olsan, Kur'an'dan bir şey okusan ve sizler -Ey müminler!- herhangi bir amelde bulunsanız biz, sizin ne yaptığınızı bilir, sizi görür ve işitiriz. Göklerde ve yerde zerre (ufak karınca) ağırlığınca yahut ondan daha hafif ya da daha ağır da olsa hiçbir şey Rabbinden gizli kalmaz. Bunların hepsi küçük büyük hiçbir şeyi bırakmadan her şeyi yazan apaçık bir kitapta kayıtlıdır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

61. Yüce Allah, her şeyi müşahade ettiğini, kulların hareket hallerinde, hareketsizlik hallerinde bütün durumlarına muttali olduğunu haber vermektedir. Bildirdiği bu gerçeğin kapsamı içerisine sürekli olarak Allah’ın gözetimi altında olduğunu (murakabe) hatırdan uzak tutmamaya bir çağrı vardır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sen, herhangi bir işte bulunsan” dinî ya da dünyevî herhangi bir iş yapsan “Kur’ân’dan herhangi bir şey okusan” Allah’ın sana vahyetmiş olduğu Kur’ân’dan bir bölüm okusan “ve siz (ey insanlar)” küçük ya da büyük “herhangi bir iş yapsanız, o işe daldığınızda” o işe … Devamını oku

Yûnus Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Yûnus suresinin 54-61. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 215. sayfası).

  • Allah'a şirk koşanları bekleyen azabın büyüklüğü beyan edilmiştir. Öyle ki müşrikler, bu azabı savmak için yeryüzündeki her şeyi vermeyi temenni edecekler. Fakat bu onlardan asla kabul olunmayacaktır.
  • Kur'an, içerisindeki irşat eden ayetler, akli ve nakli deliller ile Müminlerin şehvet ve şüphe hastalıklarının şifasıdır.
  • Müminin, geçici dünya metasına sevindiğinden daha çok İslam ve iman nimetleri ile sevinmesi gerekir.
  • Allah'ın, kullarını ve kullarının amellerini, düşüncelerini ve niyetlerini son derece sıkı gözetlemesi beyan edilmiştir.

61. ayetin diğer mealleri

(Ey Rasûlüm), sen herhangi bir işte bulunsan, Kur'an'dan her ne okusan, siz ne zaman bir iş yapsanız, siz onu yapıp dururken, muhakkak biz üzerinizde şâhid bulunuruz. Yerde ve gökte zerre kadar bir şey; bundan küçüğü de büyüğü de Rabbinden gizli değildir, apaçık bir kitaptadır.

     Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur'an'dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (levhi mahfuzda) bulunmasın.

Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır.

61. ayet kelime kelime

  1. وَمَا wamā ve ne
  2. تَكُونُ takūnu olsanız ك و ن
  3. فِى fī durumda
  4. شَأْنٍ shanin ش أ ن
  5. وَمَا wamā ve ne
  6. تَتْلُوا۟ tatlū okusanız ت ل و
  7. مِنْهُ min'hu onun hakkında
  8. مِن min Kur'andan
  9. قُرْءَانٍ qur'ānin ق ر أ
  10. وَلَا walā ne ne
  11. تَعْمَلُونَ taʿmalūna yapsanız ع م ل
  12. مِنْ min yapılacaklardan
  13. عَمَلٍ ʿamalin ع م ل
  14. إِلَّا illā ancak
  15. كُنَّا kunnā biz ك و ن
  16. عَلَيْكُمْ ʿalaykum sizin üzerinize
  17. شُهُودًا shuhūdan şahidiz ش ه د
  18. إِذْ idh zaman
  19. تُفِيضُونَ tufīḍūna siz daldığınız ف ي ض
  20. فِيهِ fīhi ona
  21. وَمَا wamā değildir
  22. يَعْزُبُ yaʿzubu gizli ع ز ب
  23. عَن ʿan Rabbinden
  24. رَّبِّكَ rabbika ر ب ب
  25. مِن min (bir şey)
  26. مِّثْقَالِ mith'qāli ağırlığınca ث ق ل
  27. ذَرَّةٍ dharratin zerre ذ ر ر
  28. فِى fī yerde
  29. ٱلْأَرْضِ l-arḍi أ ر ض
  30. وَلَا walā ne de
  31. فِى fī gökte
  32. ٱلسَّمَآءِ l-samāi س م و
  33. وَلَآ walā ne de
  34. أَصْغَرَ aṣghara daha küçüğü ص غ ر
  35. مِن min bundan
  36. ذَٰلِكَ dhālika
  37. وَلَآ walā ve ne de
  38. أَكْبَرَ akbara daha büyüğü ك ب ر
  39. إِلَّا illā ancak
  40. فِى fī kitaptadır
  41. كِتَٰبٍ kitābin ك ت ب
  42. مُّبِينٍ mubīnin apaçık ب ي ن

61. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • En’âm 6:59

    وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَآ إِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Onun ilmi olmadan hiçbir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarında hiçbir tane, hiçbir yaş ve hiçbir kuru yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

  • En’âm 6:38

    وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا طَٰٓئِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِى ٱلْكِتَٰبِ مِن شَىْءٍ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

    Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan bütün kuşlar, ancak sizin gibi birer ümmettirler. Biz o Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık; sonra (bütün bunlar) Rablerinin huzuruna getirileceklerdir.

  • Hûd 11:6

    وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır.

  • Şuarâ 26:217–219

    وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ …

    Sen, Azîz ve Rahîm olana tevekkül et. …

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Sebe’ 34:3

    وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَأْتِينَا ٱلسَّاعَةُ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَآ أَصْغَرُ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرُ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Kâfirler: "Kıyamet bize gelmeyecek." dediler. De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbim'e yemin olsun, o mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli değildir. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık kitaptadır (yazılıdır)."

  • Âl-i İmrân 3:5

    إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخْفَىٰ عَلَيْهِ شَىْءٌ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ

    Allah’a yer ve gökte olanlardan hiçbir şey gizli kalmaz.

  • Neml 27:75

    وَمَا مِنْ غَآئِبَةٍ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

  • Ankebût 29:22

    وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

  • İbrâhîm 14:38

    رَبَّنَآ إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِى وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ

    'Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.''

  • Hadîd 57:22

    مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.

Yûnus Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ