İçeriğe geç

Ra’d Suresi 34. Ayet

سورة الرعد، الآية ٣٤

13:34 13. cüz 26. hizb Mushaf’ta 253. sayfa Medeni sure

13:34 ayetinin metni

لَّهُمْ عَذَابٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَشَقُّ وَمَا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍ ۝٣٤

Okunuşu

lahum ʿadhābun fī l-ḥayati l-dun'yā walaʿadhābu l-ākhirati ashaqqu wamā lahum mina l-lahi min wāqin

Meal

Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Ra’d Suresi’nin 34. ayeti (13:34) Medeni bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 253. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Ra’d Suresi 34. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

34. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Onlar için dünya hayatında Müslümanlar tarafından öldürülmek ve esir alınmak ile gerçekleşecek bir azap vardır. Ahirette onları bekleyen azap kesintiye uğramadan devamlı ve şiddet bakımından dünya azabından daha şiddetli ve ağırdır. Kıyamet günü onları Yüce Allah'ın azabından koruyacak hiçbir şey yoktur.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

34. “Onlar için dünya hayatında bir azap vardır. Âhiret azabı ise” ağırlığı ve sürekliliği dolayısı ile dünya azabından “elbette daha zorludur. Onları Allah’a karşı koruyacak” Allah’ın azabına karşı himaye edecek “kimseleri de yoktur.” Çünkü O’nun azabı gönderilecek olursa, O’na karşı hiçbir kimse ve hiçbir güç koruyamaz.

Ra’d Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Ra’d suresinin 29-34. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 253. sayfası).

  • İndirilen her kitap asıl olarak hidayet için gelmiştir. Yoksa ayetlerin indirilmesi talep edildiği için gelmemiştir. Bu husus Allah Teâlâ'nın ne zaman ve nasıl istedi ise öyle takdir ettiği bir emridir.
  • Allah Teâlâ peygamberini teselli etmiştir. Geçmişte gönderilmiş peygamberleri yalanlamak için müşrikler kendilerine bir çok yol edinmişlerdir. Yüce Allah ise bütün bunları ilmi ile kuşatmıştır.
  • Şeytan işlemiş oldukları günah ve bozgunculukları kendilerine süsleyerek bazı insanları sapıklığa sürüklemiştir.

34. ayetin diğer mealleri

Onlara, dünya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha çetindir. Onları Allah’tan (azabından) koruyacak yoktur.

Dünya hayatında onlara sadece bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha şiddetlidir. Onları Allah'tan (onun azabından) koruyacak kimse de yoktur. 

Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise elbette daha çetindir. Onları Allah'dan koruyacak da yoktur.

34. ayet kelime kelime

  1. لَّهُمْ lahum onlar için vardır
  2. عَذَابٌ ʿadhābun azab
  3. فِى fī hayatında
  4. ٱلْحَيَوٰةِ l-ḥayati
  5. ٱلدُّنْيَا l-dun'yā dünya
  6. وَلَعَذَابُ walaʿadhābu ve azabı ise
  7. ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ākhirati ahiret
  8. أَشَقُّ ashaqqu daha zordur
  9. وَمَا wamā ve yoktur
  10. لَهُم lahum onlar için
  11. مِّنَ mina Allahdan
  12. ٱللَّهِ l-lahi
  13. مِن min hiçbir
  14. وَاقٍ wāqin koruyacak (kimse)

34. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Fussilet 41:25

    وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُوا۟ لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

    Biz onlara yakın arkadaşlar kıldık. Onlar da önlerinde ve arkalarında olanı kendilerine süslediler. Onlardan önce gelen cinlerden ve insanlardan ümmetler arasında onlar üzerine söz hak olmuştur. Şüphesiz onlar zarar edenlerdi.

  • Mâide 5:41

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِأَفْوَٰهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِن قُلُوبُهُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّٰعُونَ لِقَوْمٍ ءَاخَرِينَ لَمْ يَأْتُوكَ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ مِنۢ بَعْدِ مَوَاضِعِهِۦ يَقُولُونَ إِنْ أُوتِيتُمْ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمْ تُؤْتَوْهُ فَٱحْذَرُوا۟ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتْنَتَهُۥ فَلَن تَمْلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمْ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمْ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Ey Peygamber! Kalpleri inanmamışken, ağızlarıyla “İman ettik” diyerek küfürde yarışanlar, seni üzmesin. Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyen başka bir topluluk hesabına seni dinleyenler kelimeleri (konuldukları) yerlerinden tahrif ederler. Size şu hüküm verilirse alın, o verilmezse kaçının, derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar, Allah’ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. Onlara dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

  • Nahl 16:37

    إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَىٰهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَن يُضِلُّ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    Sen, onların doğru yola erişmelerini ne kadar çok istesen de Allah saptırdığı kimselere hidayet etmez. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Zümer 39:26

    فَأَذَاقَهُمُ ٱللَّهُ ٱلْخِزْىَ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    Allah, onlara dünya hayatında da rezilliği tattırdı. Ahiret azabı ise çok daha büyüktür. Keşke bunu bilselerdi.

  • Mü’min 40:21

    أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ مِن قَبْلِهِمْ كَانُوا۟ هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَءَاثَارًا فِى ٱلْأَرْضِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍ

    Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı.

  • Fussilet 41:16

    فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِىٓ أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَخْزَىٰ وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ

    Biz de onlara, dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da aşağılayıcıdır. Onlar yardım da görmezler.

  • Yûnus 10:27

    وَٱلَّذِينَ كَسَبُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ جَزَآءُ سَيِّئَةٍۭ بِمِثْلِهَا وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ مَّا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍ كَأَنَّمَآ أُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مُظْلِمًا أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Kötü amel işleyenlere, kötülükleri kadar ceza vardır. Onları zillet bürümüştür. Onları Allah’a karşı koruyacak kimse yoktur. Sanki onların yüzleri gecenin karanlık parçalarıyla kaplanmış gibidir. İşte onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidirler.

Ra’d Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ