İçeriğe geç

Nisâ Suresi 49. Ayet

سورة النساء، الآية ٤٩

4:49 5. cüz 9. hizb Mushaf’ta 86. sayfa Medeni sure

4:49 ayetinin metni

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا ۝٤٩

Okunuşu

alam tara ilā alladhīna yuzakkūna anfusahum bali l-lahu yuzakkī man yashāu walā yuẓ'lamūna fatīlan

Meal

Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve hurma çekirdeğinin üzerindeki ince iplik/lif kadar bile zulme uğratılmazlar.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Nisâ Suresi’nin 49. ayeti (4:49) Medeni bir surededir; 5. cüzde, Mushaf’ın 86. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Nisâ Suresi 49. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

49. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey Peygamber! Kendilerini ve amellerini temize çıkararak öven bu kimselerin durumunu bilmiyor musun? Bilakis sadece Allah, kullarından dilediklerini över ve onları temize çıkarır. Çünkü O, kalplerdeki en gizli olan şeyleri dahi bilir ve onların yaptığı amellerin sevabından hurma çekirdeğinin (ortasındaki yarıkta bulunan) küçücük ip kadar bile eksiltilmez.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

49. Bu buyrukla Yüce Allah kullarının yaptıklarının hayret edilecek bir iş olduğunu belirtmekte, kendilerini temize çıkaran yahudi, hıristiyan ve onların yolundan giderek sahip olmadığı özelliklerle kendisini öven herkesi azarlamaktadır. Çünkü yahudilerle hıristiyanlar: “Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz” (el-Maide, 5/18) ve “Cennete yahudi ve hıristiyan olandan başkası giremeyecektir” (el-Bakara, 2/111) demişlerdir. Ancak bu, hiçbir delili bulunmayan salt bir iddiadan ibarettir. Delil ise Yüce Allah’ın Kur’ân-ı Kerîm’de haber verdiği şu husustur: “Hayır! Kim ihsan sahibi olarak kendini … Devamını oku

Nisâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Nisâ suresinin 45-51. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 86. sayfası).

  • Allah, müminlere kâfidir ve onları kendisi dışındaki her şeyden müstağni kılarak yardım eder.
  • Allah’ın kelamını tahrif etmek, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı edepsizlikte bulunmak ve Allah Subhânehû ve Teâlâ'nın şeriatı dışında başka hükümlerle hükmetmek gibi Yahudiler tarafından işlenen suçlar ortaya konulmuştur.
  • Şirk ve küfrün tehlikesi açıklanmıştır. Bu günahı işleyen, şayet bu günah üzerine ölürse asla bağışlanmaz. Bunun dışında kalan günahların affedilmesi ise Allah Teâlâ’nın dilemesine bağlıdır.

49. ayetin diğer mealleri

Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Oysa Allah, dilediğini arındırır ve onlar, en küçük zulme uğratılmazlar.

  Kendilerini temize çıkaranlar (yahudilere) a ne dersin! Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve hiç kimse kıl payı kadar haksızlık görmez.

Kendi nefislerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez.

49. ayet kelime kelime

  1. أَلَمْ alam görmedin mi?
  2. تَرَ tara
  3. إِلَى ilā şu
  4. ٱلَّذِينَ alladhīna
  5. يُزَكُّونَ yuzakkūna övüp yüceltenleri
  6. أَنفُسَهُم anfusahum kendilerini
  7. بَلِ bali Hayır ancak'
  8. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  9. يُزَكِّى yuzakkī yüceltir
  10. مَن man dilediğini
  11. يَشَآءُ yashāu
  12. وَلَا walā onlara zulmedilmez
  13. يُظْلَمُونَ yuẓ'lamūna
  14. فَتِيلًا fatīlan kıl kadar

49. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:111

    وَقَالُوا۟ لَن يَدْخُلَ ٱلْجَنَّةَ إِلَّا مَن كَانَ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    (Ehl-i kitap:) Bir de; “Yahudi ve Hristiyanlardan başkası Cennet’e giremeyecek” dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: “Eğer doğru söylüyorsanız (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.”

  • Mâide 5:18

    وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ وَٱلنَّصَٰرَىٰ نَحْنُ أَبْنَٰٓؤُا۟ ٱللَّهِ وَأَحِبَّٰٓؤُهُۥ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُم بَلْ أَنتُم بَشَرٌ مِّمَّنْ خَلَقَ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    Yahudi ve Hristiyanlar: Biz, Allah’ın oğulları ve sevdikleri kimseleriz dediler. De ki: Öyleyse günahlarınız sebebiyle Allah, size niye azap ediyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz! Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin mülkü Allah’ındır. Ve ancak dönüş de O’nadır.

  • Necm 53:32

    ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

    Onlar küçük kusurlar dışında günâhların büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar. Şüphesiz Rabbin, mağfireti çok geniş olandır. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi O bilir.

  • Bakara 2:80

    وَقَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَةً قُلْ أَتَّخَذْتُمْ عِندَ ٱللَّهِ عَهْدًا فَلَن يُخْلِفَ ٱللَّهُ عَهْدَهُۥٓ أَمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    İsrailoğulları "Ateş bize sayılı bir kaç günden başka dokunmayacaktır" derler. Onlara: "Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer, öyle ise Allah sözünden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?" de.

  • Bakara 2:141

    تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Onlar bir ümmetti gelip, geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

  • Kevser 108:3

    إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلْأَبْتَرُ

    Şüphesiz asıl sana kin besleyenin soyu kesiktir.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mü’min 40:69

    أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ أَنَّىٰ يُصْرَفُونَ

    Allah’ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar?

  • İbrâhîm 14:28

    أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّوا۟ قَوْمَهُمْ دَارَ ٱلْبَوَارِ

    Allah'ın nimetini küfür (ve nankörlükle) değiştirenleri ve kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?

  • Bakara 2:243

    أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ خَرَجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَهُمْ أُلُوفٌ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ ٱللَّهُ مُوتُوا۟ ثُمَّ أَحْيَٰهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

    Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara: “Ölün!” dedi, sonra da onları tekrar diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.

  • Âl-i İmrân 3:23

    أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُدْعَوْنَ إِلَىٰ كِتَٰبِ ٱللَّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ وَهُم مُّعْرِضُونَ

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağırılıyorlar da sonra onlardan bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.

  • Nisâ 4:44

    أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يَشْتَرُونَ ٱلضَّلَٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّوا۟ ٱلسَّبِيلَ

    Kitaptan kendilerine belli bir pay verilen kimseleri görmüyor musun? Sapıklığı satın alıyor ve sizin de doğru yoldan sapmanızı arzu ediyorlar.

  • Nisâ 4:51

    أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُؤْمِنُونَ بِٱلْجِبْتِ وَٱلطَّٰغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هَٰٓؤُلَآءِ أَهْدَىٰ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ سَبِيلًا

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Cibt’e ve Tâğût’a iman ediyorlar ve de kâfirler hakkında şöyle diyorlar: “Onlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır."

Nisâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ