Nisâ Suresi’nin 50. ayeti (4:50) Medeni bir surededir; 5. cüzde, Mushaf’ın 86. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Nisâ Suresi 50. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
50. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ey Peygamber! Kendilerini överek Allah'a karşı nasıl da yalanlar uydurduklarına bir bak! Oysa bu, onların sapıklığını apaçık ortaya koyan bir günah olarak yeterlidir.
50. Yani kendilerini temize çıkartmak sureti ile Allah'a iftira ediyorlar. Çünkü bu davranış Allah’a karşı yapılan iftiraların en büyüklerindendir. Zira onların kendilerini temize çıkartmalarının muhtevasında Yüce Allah’ın üzerinde bulundukları yolu hak kabul ettiğine, mü’min ve müslümanların izledikleri yolun da batıl olduğuna dair Allah adına haber vermeleri söz konusudur. Bu ise en büyük yalandır, hakkı batıl, batılı da hak gösterip gerçekleri tersyüz etmektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Apaçık bir günah olarak bu yeter” Yani en ileri derecedeki cezayı ve can yakıcı azabı gerektirici açık ve aşikar bir günah olarak bu yeterlidir.
Allah, müminlere kâfidir ve onları kendisi dışındaki her şeyden müstağni kılarak yardım eder.
Allah’ın kelamını tahrif etmek, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı edepsizlikte bulunmak ve Allah Subhânehû ve Teâlâ'nın şeriatı dışında başka hükümlerle hükmetmek gibi Yahudiler tarafından işlenen suçlar ortaya konulmuştur.
Şirk ve küfrün tehlikesi açıklanmıştır. Bu günahı işleyen, şayet bu günah üzerine ölürse asla bağışlanmaz. Bunun dışında kalan günahların affedilmesi ise Allah Teâlâ’nın dilemesine bağlıdır.
50. ayetin diğer mealleri
Allah’a karşı nasıl yalan uydurduklarına bak! Bu, apaçık bir günah olarak yeter.
Bak, (kendilerini temize çıkaran yahudiler) nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter!
Bak nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.
(Ehl-i kitap:) Bir de; “Yahudi ve Hristiyanlardan başkası Cennet’e giremeyecek” dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: “Eğer doğru söylüyorsanız (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.”
İsrailoğulları "Ateş bize sayılı bir kaç günden başka dokunmayacaktır" derler. Onlara: "Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer, öyle ise Allah sözünden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?" de.
Onlar bir ümmetti gelip, geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmıştır. Fakat, o kâfirler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.
Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler.
Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla, “Şuna helal, buna haram” demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.