İçeriğe geç

Mâide Suresi 41. Ayet

سورة المائدة، الآية ٤١

5:41 6. cüz 12. hizb Mushaf’ta 114. sayfa Medeni sure

5:41 ayetinin metni

يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِأَفْوَٰهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِن قُلُوبُهُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّٰعُونَ لِقَوْمٍ ءَاخَرِينَ لَمْ يَأْتُوكَ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ مِنۢ بَعْدِ مَوَاضِعِهِۦ يَقُولُونَ إِنْ أُوتِيتُمْ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمْ تُؤْتَوْهُ فَٱحْذَرُوا۟ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتْنَتَهُۥ فَلَن تَمْلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمْ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمْ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ ۝٤١

Okunuşu

yāayyuhā l-rasūlu lā yaḥzunka alladhīna yusāriʿūna fī l-kuf'ri mina alladhīna qālū āmannā bi-afwāhihim walam tu'min qulūbuhum wamina alladhīna hādū sammāʿūna lil'kadhibi sammāʿūna liqawmin ākharīna lam yatūka yuḥarrifūna l-kalima min baʿdi mawāḍiʿihi yaqūlūna in ūtītum hādhā fakhudhūhu wa-in lam tu'tawhu fa-iḥ'dharū waman yuridi l-lahu fit'natahu falan tamlika lahu mina l-lahi shayan ulāika alladhīna lam yuridi l-lahu an yuṭahhira qulūbahum lahum fī l-dun'yā khiz'yun walahum fī l-ākhirati ʿadhābun ʿaẓīmun

Meal

Ey Peygamber! Kalpleri inanmamışken, ağızlarıyla “İman ettik” diyerek küfürde yarışanlar, seni üzmesin. Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyen başka bir topluluk hesabına seni dinleyenler kelimeleri (konuldukları) yerlerinden tahrif ederler. Size şu hüküm verilirse alın, o verilmezse kaçının, derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar, Allah’ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. Onlara dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Mâide Suresi’nin 41. ayeti (5:41) Medeni bir surededir; 6. cüzde, Mushaf’ın 114. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Mâide Suresi 41. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

41. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Resul!- Seni öfkelendirmek için Mümin olduklarını açıklayıp küfürlerini gizleyen, küfür amellerini de çabucak yapan münafıklar asla seni üzmesinler. İleri gelenlerinin yalanlarına kulak verip, kabul eden ve liderlerini taklit eden Yahudiler senden yüz çevirdiklerinden dolayı asla sana gelmezler. Onlar da seni üzmesin. Allah'ın Tevrat'taki kelamını, hevâ ve arzularına uyacak şekilde değiştirirler. Kendilerine tabi olanlara şöyle söylerler: Eğer Muhammed'in size vermiş olduğu hüküm; hevâ ve arzularınıza uyarsa ona uyun. Eğer muhalefet ederse ondan sakınınız. -Ey Resul!- Hiç kimse Allah'ın saptırmak istediği kimselerden sapıklığı gideremez ve onları hak yoluna hidayet ettiremez. Bu vasıflarla nitelenen Yahudi ve münafıklar Allah'ın kalplerini küfürden temizlemek istemediği kimselerdir. Dünyada onlar için rezillik ve utanç, ahirette de büyük azap olan cehennem azabı vardır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

41. “Ey Rasûl! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla “İman ettik” diyenlerden ve yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem insanlara olan aşırı düşkünlüğü dolayısı ile iman ettiğini izhar ettikten sonra küfre dönen kimselerden dolayı çokça üzülürdü. Allah ona bu gibi kimselere üzülmemesini emir buyurmaktadır. Çünkü bu gibi kimselerin varlıkları ile yoklukları arasında fark yoktur. Hazır bulunacak olsalar fayda vermezler, hazır olmasalar yoklukları belli olmaz. Bundan dolayı Yüce Allah onlar için üzülmemeyi gerektiren sebebi açıklayarak şöyle … Devamını oku

Mâide Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Mâide suresinin 37-41. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 114. sayfası).

  • Hırsızlık cezasının dinen emredilmesinin hikmeti; hırsızlık yapan kimseyi insanların mallarını zulmederek almaktan caydırmak ve düşmüş olduğu bu duruma başkasının da düşmemesi için korku salmaktır.
  • Hırsız işlemiş olduğu suçundan yöneticiye teslim edilmeden önce tövbe ederse onun tövbesi kabul edilir. Çalmış olduğu şeylerin sahiplerine geri iade edilmesi gereklidir. Eğer hırsızın işlediği hırsızlık olayı yöneticiye ulaşırsa, ilgili hükmün uygulanması gerekmekte olup, ceza tövbe ile düşmez.
  • Allah'a davet eden kimsenin insanları hakka davet ederken kendisine karşı bazı kişilerden kaynaklanan küfür, hile ve komplolara karşı üzülmemesi ve kederlenmemesi kendisi için iyi olur. Çünkü Allah Teâlâ bunların hile ve tuzaklarını boşa çıkarır.
  • Müslüman olduklarını iddia etmeleriyle birlikte münafıkların küfür olan amelleri açıktan yaparak Müminleri kızdırmak için hırslı davranmaları.

41. ayetin diğer mealleri

Ey Peygamber! Kalpleri inanmamışken, ağızlarıyla “İman ettik” diyerek küfürde yarışanlar, seni üzmesin. Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyen başka bir topluluk hesabına seni dinleyenler kelimeleri (konuldukları) yerlerinden/anlamlarından tahrif ederler. Size şu hüküm verilirse alın, o verilmezse kaçının, derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar, Allah’ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. Onlara dünyada rezillik, ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

Ey Rasûl! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla «inandık» diyen (münafık) lerin ve yahudilerden küfür içinde koşuşanlar ( ın hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; (Tevrât'taki) kelimeleri (anlayıp aklettikten sonra) yerlerinden kaydırıp değiştirirler. «Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!» derler. Allah bir kimseyi şaşkınlığa (fitneye) düşürmek isterse, sen Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardır.

Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır.

41. ayet kelime kelime

  1. يَٰٓأَيُّهَا yāayyuhā Ey
  2. ٱلرَّسُولُ l-rasūlu Elçi
  3. لَا lā seni üzmesin
  4. يَحْزُنكَ yaḥzunka
  5. ٱلَّذِينَ alladhīna kimseler
  6. يُسَٰرِعُونَ yusāriʿūna yarış eden(ler)
  7. فِى fī küfürde
  8. ٱلْكُفْرِ l-kuf'ri
  9. مِنَ mina onlar ki
  10. ٱلَّذِينَ alladhīna
  11. قَالُوٓا۟ qālū derler
  12. ءَامَنَّا āmannā inandık
  13. بِأَفْوَٰهِهِمْ bi-afwāhihim ağızlariyle
  14. وَلَمْ walam inanmamış iken
  15. تُؤْمِن tu'min
  16. قُلُوبُهُمْ qulūbuhum kalbleri
  17. وَمِنَ wamina ve arasında
  18. ٱلَّذِينَ alladhīna olanlar
  19. هَادُوا۟ hādū yahudi(ler)
  20. سَمَّٰعُونَ sammāʿūna kulak verirler
  21. لِلْكَذِبِ lil'kadhibi yalana
  22. سَمَّٰعُونَ sammāʿūna kulak verirler
  23. لِقَوْمٍ liqawmin bir kavme
  24. ءَاخَرِينَ ākharīna başka
  25. لَمْ lam sana gelmemiş olan
  26. يَأْتُوكَ yatūka
  27. يُحَرِّفُونَ yuḥarrifūna onlar kaydırırlar
  28. ٱلْكَلِمَ l-kalima kelimeleri
  29. مِنۢ min bazısının
  30. بَعْدِ baʿdi
  31. مَوَاضِعِهِۦ mawāḍiʿihi yerlerinden
  32. يَقُولُونَ yaqūlūna derler
  33. إِنْ in eğer
  34. أُوتِيتُمْ ūtītum size verilirse
  35. هَٰذَا hādhā bu
  36. فَخُذُوهُ fakhudhūhu alın
  37. وَإِن wa-in ve eğer
  38. لَّمْ lam verilmezse
  39. تُؤْتَوْهُ tu'tawhu
  40. فَٱحْذَرُوا۟ fa-iḥ'dharū sakının
  41. وَمَن waman ve birini
  42. يُرِدِ yuridi isterse
  43. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  44. فِتْنَتَهُۥ fit'natahu şaşırtmak
  45. فَلَن falan sen yapamazsın
  46. تَمْلِكَ tamlika
  47. لَهُۥ lahu onun için
  48. مِنَ mina karşı
  49. ٱللَّهِ l-lahi Allah'a
  50. شَيْـًٔا shayan hiçbir şey
  51. أُو۟لَٰٓئِكَ ulāika işte onlar
  52. ٱلَّذِينَ alladhīna o kimseler ki
  53. لَمْ lam istememiştir
  54. يُرِدِ yuridi
  55. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  56. أَن an temizlemesini
  57. يُطَهِّرَ yuṭahhira
  58. قُلُوبَهُمْ qulūbahum kalblerini
  59. لَهُمْ lahum onlar için vardır
  60. فِى fī dünyada
  61. ٱلدُّنْيَا l-dun'yā
  62. خِزْىٌ khiz'yun rezillik
  63. وَلَهُمْ walahum ve onlar için vardır
  64. فِى fī ahirette de
  65. ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ākhirati
  66. عَذَابٌ ʿadhābun bir azab
  67. عَظِيمٌ ʿaẓīmun büyük

Bu ayetin geçtiği hadisler

Hasen Müsned 2102

Şüphesiz Allah -Azze ve Celle-; “Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir”

Şüphesiz Allah -Azze ve Celle-; “Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir” [Mâide, 44], “...işte onlar zalimlerin ta kendileridir” [Mâide, 45] ve “...işte onlar fasıkların ta kendileridir” [Mâide, 47] âyetlerini indirmiştir. İbn Abbas -radıyallahu anh-…

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ أَبِي الْعَبَّاسِ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ إِنَّ…

Râvi: İbn Abbâs Şerhli

Diğer hadisler (2)

41. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Âl-i İmrân 3:93

    كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Ya'kûb’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğulları'na helâl idi. De ki: ''Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.''

  • Mâide 5:49

    وَأَنِ ٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَٱحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَنۢ بَعْضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَٰسِقُونَ

    Şu halde, Allah’ın indirdiği (kitap) ile aralarında hükmet, onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği Kur’an’ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktır.

  • Mâide 5:45

    وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَآ أَنَّ ٱلنَّفْسَ بِٱلنَّفْسِ وَٱلْعَيْنَ بِٱلْعَيْنِ وَٱلْأَنفَ بِٱلْأَنفِ وَٱلْأُذُنَ بِٱلْأُذُنِ وَٱلسِّنَّ بِٱلسِّنِّ وَٱلْجُرُوحَ قِصَاصٌ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِۦ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَّهُۥ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Kitapta onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu onun günahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.

  • Mâide 5:47

    وَلْيَحْكُمْ أَهْلُ ٱلْإِنجِيلِ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فِيهِ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    İncil ehli, Allah’ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar fasıklardır.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Bakara 2:114

    وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا ٱسْمُهُۥ وَسَعَىٰ فِى خَرَابِهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَن يَدْخُلُوهَآ إِلَّا خَآئِفِينَ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Allah’ın mescitlerinde, Allah’ın isminin anılmasını yasaklayanlardan ve onların harap olmalarına çalışanlardan daha zalim kim olabilir? Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

  • Âl-i İmrân 3:176

    وَلَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ إِنَّهُمْ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًٔا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَلَّا يَجْعَلَ لَهُمْ حَظًّا فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay bırakmamak istiyor. Onlar için büyük azap vardır.

  • Haşr 59:3

    وَلَوْلَآ أَن كَتَبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمُ ٱلْجَلَآءَ لَعَذَّبَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابُ ٱلنَّارِ

    Eğer Allah, onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için Cehennem azabı vardır.

  • Mücâdele 58:17

    لَّن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedîdir.

  • Mâide 5:33

    إِنَّمَا جَزَٰٓؤُا۟ ٱلَّذِينَ يُحَارِبُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا أَن يُقَتَّلُوٓا۟ أَوْ يُصَلَّبُوٓا۟ أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم مِّنْ خِلَٰفٍ أَوْ يُنفَوْا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ ذَٰلِكَ لَهُمْ خِزْىٌ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Allah ve Rasûlüyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa gayret edenlerin cezası, öldürülmek, asılmak, çaprazlama el ve ayaklarının kesilmesi ya da yerlerinden sürgün edilmektir. Bu, onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette daha büyük bir azap vardır.

Mâide Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ