Râvi:İbn Abbâs
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ أَبِي الْعَبَّاسِ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ أَنْزَلَ { وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمْ الْكَافِرُونَ } وَ { أُولَئِكَ هُمْ الظَّالِمُونَ } وَ { أُولَئِكَ هُمْ الْفَاسِقُونَ } قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَنْزَلَهَا اللَّهُ فِي الطَّائِفَتَيْنِ مِنْ الْيَهُودِ وَكَانَتْ إِحْدَاهُمَا قَدْ قَهَرَتْ الْأُخْرَى فِي الْجَاهِلِيَّةِ حَتَّى ارْتَضَوْا أَوْ اصْطَلَحُوا عَلَى أَنَّ كُلَّ قَتِيلٍ قَتَلَهُ الْعَزِيزَةُ مِنْ الذَّلِيلَةِ فَدِيَتُهُ خَمْسُونَ وَسْقًا وَكُلَّ قَتِيلٍ قَتَلَهُ الذَّلِيلَةُ مِنْ الْعَزِيزَةِ فَدِيَتُهُ مِائَةُ وَسْقٍ فَكَانُوا عَلَى ذَلِكَ حَتَّى قَدِمَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَدِينَةَ فَذَلَّتْ الطَّائِفَتَانِ كِلْتَاهُمَا لِمَقْدَمِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَيَوْمَئِذٍ لَمْ يَظْهَرْ وَلَمْ يُوطِئْهُمَا عَلَيْهِ وَهُوَ فِي الصُّلْحِ فَقَتَلَتْ الذَّلِيلَةُ مِنْ الْعَزِيزَةِ قَتِيلًا فَأَرْسَلَتْ الْعَزِيزَةُ إِلَى الذَّلِيلَةِ أَنْ ابْعَثُوا إِلَيْنَا بِمِائَةِ وَسْقٍ فَقَالَتْ الذَّلِيلَةُ وَهَلْ كَانَ هَذَا فِي حَيَّيْنِ قَطُّ دِينُهُمَا وَاحِدٌ وَنَسَبُهُمَا وَاحِدٌ وَبَلَدُهُمَا وَاحِدٌ دِيَةُ بَعْضِهِمْ نِصْفُ دِيَةِ بَعْضٍ إِنَّا إِنَّمَا أَعْطَيْنَاكُمْ هَذَا ضَيْمًا مِنْكُمْ لَنَا وَفَرَقًا مِنْكُمْ فَأَمَّا إِذْ قَدِمَ مُحَمَّدٌ فَلَا نُعْطِيكُمْ ذَلِكَ فَكَادَتْ الْحَرْبُ تَهِيجُ بَيْنَهُمَا ثُمَّ ارْتَضَوْا عَلَى أَنْ يَجْعَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ ذَكَرَتْ الْعَزِيزَةُ فَقَالَتْ وَاللَّهِ مَا مُحَمَّدٌ بِمُعْطِيكُمْ مِنْهُمْ ضِعْفَ مَا يُعْطِيهِمْ مِنْكُمْ وَلَقَدْ صَدَقُوا مَا أَعْطَوْنَا هَذَا إِلَّا ضَيْمًا مِنَّا وَقَهْرًا لَهُمْ فَدُسُّوا إِلَى مُحَمَّدٍ مَنْ يَخْبُرُ لَكُمْ رَأْيَهُ إِنْ أَعْطَاكُمْ مَا تُرِيدُونَ حَكَّمْتُمُوهُ وَإِنْ لَمْ يُعْطِكُمْ حَذِرْتُمْ فَلَمْ تُحَكِّمُوهُ فَدَسُّوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَاسًا مِنْ الْمُنَافِقِينَ لِيَخْبُرُوا لَهُمْ رَأْيَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلَمَّا جَاءَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَخْبَرَ اللَّهُ رَسُولَهُ بِأَمْرِهِمْ كُلِّهِ وَمَا أَرَادُوا فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ لَا يَحْزُنْكَ الَّذِينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِ مِنْ الَّذِينَ قَالُوا آمَنَّا إِلَى قَوْلِهِ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمْ الْفَاسِقُونَ } ثُمَّ قَالَ فِيهِمَا وَاللَّهِ نَزَلَتْ وَإِيَّاهُمَا عَنَى اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ
İbn Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Şüphesiz Allah -Azze ve Celle-; “Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir” [Mâide, 44], “...işte onlar zalimlerin ta kendileridir” [Mâide, 45] ve “...işte onlar fasıkların ta kendileridir” [Mâide, 47] âyetlerini indirmiştir.
İbn Abbas -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Allah bu âyetleri, Câhiliye döneminde biri diğerine üstünlük sağlayıp tahakküm kurmuş iki Yahudi kabilesi [Beni Nadîr ve Beni Kurayza] hakkında indirdi. Aralarında şöyle bir anlaşma yapmışlardı: Üstün konumdaki kabilenin, zayıf düşürülmüş kabileden öldürdüğü her bir kişi için elli vesk; zayıf kabilenin, üstün kabileden öldürdüğü her bir kişi için ise yüz vesk diyet ödenecekti.
Bu haksız uygulama, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Medine’ye gelinceye kadar sürdü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine’ye geldiğinde her iki kabile de onun otoritesi karşısında boyun eğdi. O sıralarda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- henüz beldede hâkimiyetini tam anlamıyla ortaya koymamış, aralarında barış hâli sürdüğünden onları bu uygulamayı terk etmeye zorlamamıştı.
Derken zayıf konumdaki kabile, üstün kabileden birini öldürdü. Üstün kabile haber göndererek: ‘Bize yüz vesk diyeti ödeyin’ dedi. Zayıf kabile ise şu cevabı verdi: ‘Dinleri, soyları ve yurtları bir olan iki kabile arasında, birinin diyetinin diğerinin yarısı sayıldığı nerede görülmüştür? Biz bunu size sırf haksız baskılarınız ve gücünüz sebebiyle veriyorduk. Artık Muhammed geldiğine göre bunu size asla ödemeyeceğiz!
Bu durum üzerine aralarında neredeyse savaş çıkacaktı. Sonunda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i aralarında hakem tayin etmeye karar verdiler. Ancak üstün konumdaki kabile kendi arasında şöyle dedi: ‘Vallahi Muhammed, sizden öldürülen için onların ödediğinin iki katını size verdirmez.’ —Gerçekten de doğru söylüyorlardı; zira o fazla miktarı sadece baskı ve üstünlükleriyle zorla alıyorlardı.— Bunun üzerine: ‘Siz Muhammed’e birilerini gönderin; eğer istediğiniz hükmü verirse kabul edin, vermezse sakının ve onun hükmüne uymayın’ dediler.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ne hüküm vereceğini öğrenmek amacıyla bazı münafıkları gizlice gönderdiler. Onlar geldiğinde Allah -Azze ve Celle-, Rasûlüne onların gizli niyetlerini ve kurdukları tuzağı bildirdi. Ardından şu âyetleri indirdi: “Ey Peygamber! Küfürde birbirleriyle yarışanlar seni üzmesin. Bunlar, ‘İman ettik’ dedikleri hâlde kalpleri iman etmemiş olanlardır...” [Mâide, 41] ve “Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Mâide, 47]
İbn Abbas -radıyallahu anh- sözlerini şöyle tamamladı: Vallahi bu ayetler işte bu iki kabile hakkında inmiştir ve Allah -Azze ve Celle- bu ayetlerle özellikle onları kastetmiştir.
Rivayet eden: Ahmed b. Hanbel (No. 2102).