İçeriğe geç

Kehf Suresi 29. Ayet

سورة الكهف، الآية ٢٩

18:29 15. cüz 30. hizb Mushaf’ta 297. sayfa Mekki sure

18:29 ayetinin metni

وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا ۝٢٩

Okunuşu

waquli l-ḥaqu min rabbikum faman shāa falyu'min waman shāa falyakfur innā aʿtadnā lilẓẓālimīna nāran aḥāṭa bihim surādiquhā wa-in yastaghīthū yughāthū bimāin kal-muh'li yashwī l-wujūha bi'sa l-sharābu wasāat mur'tafaqan

Meal

De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir sığınaktır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Kehf Suresi’nin 29. ayeti (18:29) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 297. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Kehf Suresi 29. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

29. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Resul!- Kalplerinin gafletinden dolayı Allah'ın zikrinden yüz çeviren kimselere de ki: Size getirmiş olduklarım, hakkın ta kendisidir. Aynı zamanda bunların tümü benim değil, Allah'ın katındandır. Benden Müminleri kovmamı talep etmenize de icabet etmeyeceğim. Sizden kim bu hakka iman etmek istiyorsa iman etsin. Zira o buna karşılık kendisine verilen mükâfat ile sevinecektir. Sizden kim kâfir olmak istiyorsa kâfir olsun. Bu kimse küfrüne karşılık kendisini bekleyen azap ile kötü günler geçirecektir. Kendi tercihleriyle küfrü seçen zalimlere öyle büyük bir ateş hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Ondan kaçmaya güç yetiremezler. Şiddetli susuzluktan dolayı yardım istediklerinde yardımlarına kaynar ve bulanık yağ gibi olan su karşılık verilir. Bu kaynar su onların yüzlerini haşlayacaktır. Kendilerine içirilen bu içecek ne kötü bir içecektir. Onların susuzluklarını gideremediği gibi, bilakis arttırır. Yüzlerini ve derilerini yakan alevleri de söndürmez. cehennem, kalınan ne kötü bir yer, ikamet edecekleri ne kötü bir konaktır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

29. Yani ey Muhammed! İnsanlara de ki: “Hak, Rabbinizden gelmiştir.” Yani hidâyet ve sapıklık, doğruluk ve eğrilik, bahtiyarların nitelikleriyle bedbahtların nitelikleri birbirinden açıkça ayırt edilip ortaya konmuştur. Bu da Allah’ın, Rasûlü vasıtasıyla yaptığı beyan ile gerçekleşmiştir. Bu, açıkça ortaya çıktığına ve hakkında herhangi bir şüphe söz konusu olmadığına göre “artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” Yani geriye -Allah’ın tevfikine mazhar olup olmamaya göre- yalnızca bu iki yoldan birisinin izlemek kalıyor. Çünkü Allah kuluna, kendisi vasıtasıyla iman etmeye de küfre … Devamını oku

Kehf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Kehf suresinin 28-34. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 297. sayfası).

  • Hayırlı insanlarla arkadaşlık etmenin fazileti açıklanmıştır. Fakir olsalar dahi onlarla dostluk etmek ve birlikte olmak için kişiye kendisiyle mücadele etmesi gerekir. Çünkü hayırlı insanlarla yapılan dostluğun sayısız faydalar vardır.
  • Kalpten içtenlikle çokça zikir etmek, kişinin işlerinin ve vaktinin bereketli olmasına sebep olur.
  • Kurtuluşa ermenin ve sevap kazanmanın iki esas kuralı; iman etmeyle beraber salih amel işlemektir. Çünkü Allah Teâlâ, bu iki esas üzerine dünyada yapılan amelleri ve ahirette kazanılan sevapları düzenlemiştir.

29. ayetin diğer mealleri

De ki: Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen küfretsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş kurşun gibi yüzleri kavuran bir su verilir. O, ne kötü bir içecektir, (ateş) ne kötü bir dayanaktır.

Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!

Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!

29. ayet kelime kelime

  1. وَقُلِ waquli de ki ق و ل
  2. ٱلْحَقُّ l-ḥaqu bu gerçek ح ق ق
  3. مِن min Rabbinizdendir
  4. رَّبِّكُمْ rabbikum ر ب ب
  5. فَمَن faman artık kimse
  6. شَآءَ shāa dileyen ش ي أ
  7. فَلْيُؤْمِن falyu'min inansın أ م ن
  8. وَمَن waman ve kimse
  9. شَآءَ shāa dileyen ش ي أ
  10. فَلْيَكْفُرْ falyakfur inkar etsin ك ف ر
  11. إِنَّآ innā çünkü biz
  12. أَعْتَدْنَا aʿtadnā hazırladık ع ت د
  13. لِلظَّٰلِمِينَ lilẓẓālimīna zalimlere ظ ل م
  14. نَارًا nāran bir ateş ن و ر
  15. أَحَاطَ aḥāṭa kuşatmıştır ح و ط
  16. بِهِمْ bihim onları
  17. سُرَادِقُهَا surādiquhā çadırı س ر د ق
  18. وَإِن wa-in ve eğer
  19. يَسْتَغِيثُوا۟ yastaghīthū feryad edip yardım isteseler غ و ث
  20. يُغَاثُوا۟ yughāthū kendilerine yardım edilir غ و ث
  21. بِمَآءٍ bimāin bir su ile م و ه
  22. كَٱلْمُهْلِ kal-muh'li erimiş maden gibi م ه ل
  23. يَشْوِى yashwī haşlayan ش و ي
  24. ٱلْوُجُوهَ l-wujūha yüzleri و ج ه
  25. بِئْسَ bi'sa o ne kötü ب أ س
  26. ٱلشَّرَابُ l-sharābu bir içecektir ش ر ب
  27. وَسَآءَتْ wasāat ve ne kötü س و أ
  28. مُرْتَفَقًا mur'tafaqan ağırlanmadır ر ف ق

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 2 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

29. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Tâhâ 20:131

    وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ زَهْرَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ

    Onlardan bir kısmına bunlarla kendilerini imtihan edelim diye dünya hayatının süsü olarak verip, faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme. Rabbinin rızkı ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

  • İbrâhîm 14:16–17

    مِّن وَرَآئِهِۦ جَهَنَّمُ وَيُسْقَىٰ مِن مَّآءٍ صَدِيدٍ …

    Hüsranın ardından da Cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir. …

  • Muhammed 47:15

    مَّثَلُ ٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ فِيهَآ أَنْهَٰرٌ مِّن مَّآءٍ غَيْرِ ءَاسِنٍ وَأَنْهَٰرٌ مِّن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُۥ وَأَنْهَٰرٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّٰرِبِينَ وَأَنْهَٰرٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ كَمَنْ هُوَ خَٰلِدٌ فِى ٱلنَّارِ وَسُقُوا۟ مَآءً حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَآءَهُمْ

    Muttakilere vadedilen Cennet'in misali (şudur): İçinde bozulmayan su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları ve içenlere lezzet veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları... Onlara, orada her türlü meyve ve Rablerinden bağışlanma vardır. O; ebedi ateşte kalacak, kaynar su içirilip bağırsakları parça parça olacak kimseler gibi olur mu?

  • Gâşiye 88:5

    تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ

    Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.

  • Rahmân 55:44

    يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍ

    Onlar, Cehennem ateşi ile kaynar su arasında gider gelirler.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Yûnus 10:108

    قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُمُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍ

    De ki: "Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim.''

Kehf Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ