68:1 ayetinin metni
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
نٓ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ ١
Okunuşu
noon wal-qalami wamā yasṭurūna
Meal
Nûn.1 Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun.
Notlar
[1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
سورة القلم، الآية ١
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
نٓ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ ١
noon wal-qalami wamā yasṭurūna
Nûn.1 Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun.
[1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
Kalem Suresi’nin 1. ayeti (68:1) Mekki bir surededir; 29. cüzde, Mushaf’ın 564. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
(Nun) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir. Allah, kaleme ve insanların kalemleriyle yazdıklarına yemin etmiştir.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1. Yüce Allah, “kaleme” yemin etmektedir. Burada kalem, çeşitli ilimlerin kendileri ile yazıldığı, nesir ve nazım eserlerinin satıra geçirildiği bütün kalemleri kapsayan bir cins/tür ismidir. Bu yeminin sebebi, kalemin ve onunla satır satır yazılan türlü sözlerin, Allah’ın pek büyük âyetlerinden olmasıdır. Bu da peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in düşmanlarının ona nispet ettikleri delilikten uzak olduğuna dair kendisi ile yemin edilmeye değer bir şeydir. 2. Alah onun, Rabbinin üzerindeki nimet ve ihsanı sayesinde delilikten çok uzak olduğunu … Devamını oku
67:27 ile 68:16 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 564. sayfası).
Nûn, kaleme ve (onunla) yazdıklarına yemin olsun.
Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına
Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.
هَٰذَا كِتَٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيْكُم بِٱلْحَقِّ إِنَّا كُنَّا نَسْتَنسِخُ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
"İşte bu, size karşı hakkı söyleyen kitabımızdır. Esasen biz sizin işlediklerinizi yazdırıyorduk"(denilecek).
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ سُعِدُوا۟ فَفِى ٱلْجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ عَطَآءً غَيْرَ مَجْذُوذٍ
Bahtiyar olanlar ise Cennet'tedirler. Gökler ve yer ayakta durdukça, orada ebedî kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilediği kimseler (Müminlerden bir kısım günahkârlar) müstesna. Bu tükenmez/kesintisiz bir lütuftur.
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
Ancak iman edip salih ameller işleyenler ayrı. Onlar için kesintisiz bir ecir vardır.