15:80 ayetinin metni
وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ ٨٠
Okunuşu
walaqad kadhaba aṣḥābu l-ḥij'ri l-mur'salīna
Meal
Şüphesiz Hicr (Semud) halkı da peygamberleri yalanlamışlardı.
سورة الحجر، الآية ٨٠
وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ ٨٠
walaqad kadhaba aṣḥābu l-ḥij'ri l-mur'salīna
Şüphesiz Hicr (Semud) halkı da peygamberleri yalanlamışlardı.
Hicr Suresi’nin 80. ayeti (15:80) Mekki bir surededir; 14. cüzde, Mushaf’ın 266. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Doğrusu Hicr şehrinin halkı olan (Hicaz ve Şam arasında bir yer) Semûd kavmi de peygamberleri olan Salih -aleyhisselam-’ı yalanlamakla bütün peygamberleri yalanlamış oldular.
80. Yüce Allah, bize Hicr halkından haber vermektedir. Bunlar, Hicaz topraklarında bilinen bir yer olan Hicr’de meskûn bulunan, Salih’in kavmi idiler. Bunlar “peygamberleri yalanlamıştı” yani Salih’i yalanlamışlardı. Ancak peygamberlerden birisini yalanlayan diğerlerini de yalanlamış sayılır. Çünkü onların çağrıları aynıdır. Kavimlerin peygamberleri yalanlamaları şahıs olarak onu yalanlamak değildi. Aksine onlar, bütün peygamberlerin ortaklaşa getirdikleri gerçeği yalanlamışlardı.
Hicr suresinin 71-90. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 266. sayfası).
Şüphesiz Hicr (Semud) halkı da peygamberleri yalanlamışlardı.
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
Şüphesiz ki, Hıcr halkı da peygamberleri yalanladılar.
«Onların başlarına gelen musibetin sizin de başınıza gelmemesi için, (kendilerine) zulmetmiş olan kimselerin yerleşim yerlerine ağlayarak (ibret alarak) girin.» Sonra bineğini (devesini) sürdü ve o da hızla uzaklaşarak o yeri arkasında bıraktı.
لاَ تَدْخُلُوا مَسَاكِنَ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ إِلاَّ أَنْ تَكُونُوا بَاكِينَ حَذَرًا أَنْ يُصِيبَكُمْ مِثْلُ مَا أَصَابَهُمْ " . ثُمَّ زَجَرَ فَأَسْرَعَ حَتَّى خَلَّفَهَا .
فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا۟ فِى دَارِكُمْ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ ذَٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ
Derken deveyi kestiler. Salih, dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helâk olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.”
وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَٰهُمْ فَٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْعَمَىٰ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَأَخَذَتْهُمْ صَٰعِقَةُ ٱلْعَذَابِ ٱلْهُونِ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
Semûd'a gelince; biz onları doğru yola ilettik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bu yüzden onları kazanmakta olduklarına karşılık alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.