Onların başlarına gelen musibetin sizin de başınıza gelmemesi için, (kendilerine) zulmetmiş olan kimselerin yerleşim yerlerine ağlayarak (ibret alarak) girin
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte , (Semûd kavminin yaşadığı yer olan) Hicr'in oradan geçtik. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize şöyle buyurdu:
«Onların başlarına gelen musibetin sizin de başınıza gelmemesi için, (kendilerine) zulmetmiş olan kimselerin yerleşim yerlerine ağlayarak (ibret alarak) girin.» Sonra bineğini (devesini) sürdü ve o da hızla uzaklaşarak o yeri arkasında bıraktı.
Rivayet eden: Müslim (No. 2980b), Buhârî (No. 3380, 3381, 4419) ve Ahmed b. Hanbel (No. 5090, 5447).
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Semûd kavminin yaşadığı bölgenin yanından geçerken, kendilerine zulmeden o azaba uğramış kavimlerin yurtlarına girmeyi veya oraya uğramayı yasaklamıştır. Ancak oraya giren kişinin, onların başına gelen azabın kendi başına da gelmesinden korkarak, ağlayarak ve ibret alarak girmesini istisna tutmuştur. Sonra bineğini sürmüş ve orayı tamamen geçene kadar hızlandırmıştır.
Hadisten çıkan dersler
Allah Teâlâ'nın helak ettiği kimselerin durumlarını düşünmek, onların düştükleri günahlardan sakınmak ve ayetleri tefekkür edip anlamaya çalışıp gafletten kaçınmak gerekir.
Azaba uğrayan kavimlerin diyarları mesken tutulmamalı ve vatan edinilmemelidir. Zira oraya yerleşen bir kimsenin sürekli ibret ve hüzün hâlinde kalması mümkün değildir. Oysa bu yerlere ancak Allah’ın azabından ibret alıp korku ve hüzün duyarak girilmesine izin verilmiş, bu durum dışında oraya giriş yasaklanmıştır.
İmam Nevevî şöyle demiştir: Bu hadiste, zalimlerin yurtlarından ve azap yerlerinden geçerken kişinin kendisini murakabe etmesine (Allah’ın gözetimi altında olduğunu hatırlamasına) teşvik vardır. Fil ashâbının helak olduğu Muhassir Vadisi'nde hızlı yürümek de buna benzer. Dolayısıyla, bu gibi yerlerden geçen kimsenin murakabe içinde olması, korkması, ağlaması, onlardan ve düştükleri feci durumlardan ibret alması ve böyle bir akıbetten Allah’a sığınması gerekir.
Bu yasak ve uyarı, Semûd kavminin ve azabın indiği diğer kavimlerin topraklarını da kapsamaktadır.
Bu toprakların ve bölgelerin turizm, eğlence ve benzeri amaçlarla kullanılması yasaklanmıştır.
Arapça açıklama
نهى النبي صلى الله عليه وسلم لمّا مَرَّ بديار ثمود عن دخول ديار المُعذَّبين الذين ظلموا أنفسهم أو إتيانها، إلا أن يكون الداخل باكيًا مُعتبِرًا بهم؛ خشية أن يصيبه مثل ما أصابهم من العذاب، ثم صاح بدابته فأسرع بها حتى تجاوزها.
التفكر في أحوال مَن أهلكهم الله تعالى، والحذر مما وقعوا فيه؛ والحذر من الغفلة عن تدبر الآيات.
ديار هؤلاء المعذبين لا تُسكَن بعدهم، ولا تتخذ وطنًا؛ لأن المقيم المستوطِن لا يمكنه أن يكون باكيًا دائمًا، وقد نُهي عن الدخول إلا بهذه الصفة.
قال النووي: فيه الحث على المراقبة عند المرور بديار الظالمين، ومواضع العذاب، ومثله الإسراع في وادي مُحَسِّر؛ لأن أصحاب الفيل هلكوا هناك، فينبغي للمار في مثل هذه المواضع المراقبة والخوف والبكاء، والاعتبار بهم وبمصارعهم، وأن يستعيذ بالله من ذلك.
النهي والتحذير شامل لمنازل ثمود وغيرهم ممن في معناهم مِن سائر الأمم الذين نزل بهم العذاب.
النهي عن اتخاذ هذه الأماكن وهذه البقاع للسياحة والنزهة ونحو ذلك.
عن ابن عمر رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لأصحابه -يعني لما وصلوا الحجر: ديار ثمود-: "لا تدخلوا علي هؤلاء المعذبين إلا أن تكونوا باكين، فإن لم تكونوا باكين، فلا تدخلوا عليهم، لا يصيبكم ما…