İçeriğe geç

Cin Suresi 16. Ayet

سورة الجن، الآية ١٦

72:16 29. cüz 58. hizb Mushaf’ta 573. sayfa Mekki sure

72:16 ayetinin metni

وَأَلَّوِ ٱسْتَقَٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَٰهُم مَّآءً غَدَقًا ۝١٦

Okunuşu

wa-allawi is'taqāmū ʿalā l-ṭarīqati la-asqaynāhum māan ghadaqan

Meal

Eğer onlar, doğru yolda istikamet üzere olsalardı, onlara bol bol su verirdik.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Cin Suresi’nin 16. ayeti (72:16) Mekki bir surededir; 29. cüzde, Mushaf’ın 573. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Cin Suresi 16. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

16. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Cinlerden bir topluluğun onu dinlediğini vahyettiği gibi, eğer cinler ve insanlar İslam yolu üzerine dosdoğru olurlarsa ve içindekilerle amel ederlerse, Allah’ın da onları bolca su vererek sulayacağını ve onlara çeşit çeşit nimetlerle yardım edeceğini de vahyetti.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 15–17. ayetler

15. “Haktan sapan zalimlere gelince onlar da cehenneme odun olurlar.” Bu da amellerinin bir karşılığıdır. Allah’ın onlara zulmetmesinin bir sonucu değildir. 16. “Eğer o (kafirler, İslam) yolunda” o mükemmel yolda “dosdoğru yürüselerdi Biz elbette onlara” afiyetle “bol su verirdik.” Ancak bundan onları alıkoyan sadece zulüm ve haksızlıklarıdır. 17. “Böylece onları sınardık.” Kimin doğru, kimin yalancı olduğunu ortaya çıkarmak maksadı ile onları sınayalım diye böyle yapardık. “Kim Rabbinin Zikrinden/Kur'ân’dan yüz çevirirse O, onu çetin bir azaba sokar.” Yani kim Allah’ın Kitabı demek olan Zikrinden, öğüdünden yüz çevirip de ona uymaz, ona itaat etmezse, aksine onu bırakıp başka şeylerle oyalanır, ondan gafil kalırsa Allah, onu son derece çetin ve ağır bir azaba sokar.

Cin Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Cin suresinin 14-28. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 573. sayfası).

  • Zulüm, cehenneme girmeye sebep olur.
  • Güzel amaçların hasıl olması için dosdoğru olmanın önemi ifade edilmiştir.
  • Vahiy, şeytanların zarar verme çabalarından korunmuştur.

16. ayetin diğer mealleri

Eğer doğru yolda istikamet üzere olsalardı, onlara bol bol yağmur verirdik.

Şayet doğru yolda gitselerdi, onlara bol su verirdik.

Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.

16. ayet kelime kelime

  1. وَأَلَّوِ wa-allawi ve şayet
  2. ٱسْتَقَٰمُوا۟ is'taqāmū doğru gitselerdi
  3. عَلَى ʿalā yolda
  4. ٱلطَّرِيقَةِ l-ṭarīqati
  5. لَأَسْقَيْنَٰهُم la-asqaynāhum onları sulardık
  6. مَّآءً māan su ile
  7. غَدَقًا ghadaqan bol

16. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Mâide 5:66

    وَلَوْ أَنَّهُمْ أَقَامُوا۟ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِم مِّن رَّبِّهِمْ لَأَكَلُوا۟ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِم مِّنْهُمْ أُمَّةٌ مُّقْتَصِدَةٌ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ سَآءَ مَا يَعْمَلُونَ

    Eğer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı gereğince uygulasalardı üstlerinden ve ayakları altından (rızıklarını) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet varsa da bir çoğunun yapmakta oldukları pek kötüdür.

  • A’râf 7:96

    وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ ٱلْقُرَىٰٓ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَٰتٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ وَلَٰكِن كَذَّبُوا۟ فَأَخَذْنَٰهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    Eğer (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, takvalı olsalardı; biz de onlara gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık.

  • En’âm 6:44

    فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ أَبْوَٰبَ كُلِّ شَىْءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُوا۟ بِمَآ أُوتُوٓا۟ أَخَذْنَٰهُم بَغْتَةً فَإِذَا هُم مُّبْلِسُونَ

    Verilen öğütleri unuttukları bir sırada, her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenler ile şımarıp azdıkları zaman, onları ansızın bütün ümitlerini yitirmiş bir halde yakaladık.

  • Mü’minûn 23:55–56

    أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالٍ وَبَنِينَ …

    Zannediyorlar mı ki kendilerine mal ve oğullar sunduk diye? …

Daha fazlası