walaw anna ahla l-qurā āmanū wa-ittaqaw lafataḥnā ʿalayhim barakātin mina l-samāi wal-arḍi walākin kadhabū fa-akhadhnāhum bimā kānū yaksibūna
Meal
Eğer (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, takvalı olsalardı; biz de onlara gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık.
A’râf Suresi’nin 96. ayeti (7:96) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 163. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
A’râf Suresi 96. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
96. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Eğer kendilerine peygamberlerimizi gönderdiğimiz o memleketlerin halkı resullerimizin onlara getirdiklerine içtenlikle iman edip tasdik etselerdi, Rablerinden korkup küfrü ve günah işlemeyi terk edip emirlerine uysalardı, biz de onlara hayır kapılarını her taraftan açardık. Fakat onlar tasdik etmediler, takvalı da olmadılar, bilakis resullerinin kendilerine getirdiğini yalanladılar. Biz de onları işledikleri günah ve suçları sebebiyle aniden azap ederek yakalayıverdik.
96. Yüce Allah peygamberleri yalanlayan kimselerin öğüt ve uyarı olmak üzere darlıkla, yavaş yavaş azaba sürüklenmek üzere de bollukla denenip imtihan edildiklerini söz konusu ettikten sonra şunu ifade etmektedir: Şayet o ülkelerin halkları kalpleri ile samimi olarak iman edip amelleri ile de o imanlarını doğrulayacak olsalardı, Allah’ın haram kıldığı her şeyi terk etmek sureti ile zahiren ve batınen O’na karşı takvalı olacak olsalardı Allah, gökten ve yerden üzerlerine bereket kapılarını açardı. Semadan üzerlerine bol bol yağmur yağdırırdı, yerden de öyle bol bitkiler çıkarırdı ki hem … Devamını oku
İman ve salih amel, ümmet üzerine göklerden ve yerden hayır ve bereketin inip, çoğalmasına sebep olur.
Rızkın geniş olması ile takva arasında güçlü bir bağ vardır. Allah küfürlerine rağmen kâfirleri rızıklandırıyorsa; bilinmelidir ki bu onlar için bir istidrac ve tuzaktır.
Kulun, Yüce Allah tarafından aniden gecenin ve gündüzün herhangi bir vaktinde gönderilecek azap hakkında güvende olmaması gerekir.
Kur'an-ı Kerim Müminlerin iman üzerine sebat etmesi ve kâfirlerin de uyarılması için geçmiş ümmetlerin haberlerini anlatmaktadır.
96. ayetin diğer mealleri
Eğer (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, takvalı olsalardı, biz de onlara gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık.
O (peygamberlerin gönderildiği) ülkelerin halkı inansalar ve (günahtan) sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.
(O) ülkelerin halkı inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladık.
96. ayet kelime kelime
وَلَوْwalawve şayet
أَنَّannaelbette
أَهْلَahlahalkı
ٱلْقُرَىٰٓl-qurā(O) ülkelerin
ءَامَنُوا۟āmanūinansalardı
وَٱتَّقَوْا۟wa-ittaqawve korunsalardı
لَفَتَحْنَاlafataḥnāaçardık
عَلَيْهِمʿalayhimüzerlerine
بَرَكَٰتٍbarakātinbolluklar
مِّنَminagökten
ٱلسَّمَآءِl-samāi
وَٱلْأَرْضِwal-arḍive yer(den)
وَلَٰكِنwalākinfakat
كَذَّبُوا۟kadhabūyalanladılar
فَأَخَذْنَٰهُمfa-akhadhnāhumbiz de onları yakaladık
Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı ya! Onlar iman edince, dünya hayatında onlardan zillet azabını gidermiş ve belirli bir süre daha geçindirmiştik.