Eğer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı gereğince uygulasalardı üstlerinden ve ayakları altından (rızıklarını) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet varsa da bir çoğunun yapmakta oldukları pek kötüdür.
Mâide Suresi’nin 66. ayeti (5:66) Medeni bir surededir; 6. cüzde, Mushaf’ın 119. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Mâide Suresi 66. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
66. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Eğer Yahudiler, Tevrat'ta bulunan hükümlerle gereği gibi amel etselerdi, Hristiyanlar İncil'de bulunan hükümlerle gereği gibi amel etselerdi ve hepsi birlikte kendilerine indirilen Kur'an ile gereği gibi amel etselerdi, onlara yağmur yağdırarak, yerden ekinleri çıkararak rızık elde etmenin sebeplerini kolaylaştırırdım. Ehlikitaptan orta yolu tutan hak üzerine sabit olanı vardır. Çoğu iman etmediklerinden dolayı ameli kötüdür.
66. “Yine eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri katından kendilerine indirileni dosdoğru uygulasalardı” yani bunlardaki emirleri ve yasakları Allah’ın teşvik edip yönlendirdiği şekilde yerine getirselerdi, demektir. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ve Kur’ân-ı Kerîm’e iman da bu iki kitabın gereği gibi uygulanması kapsamına girmektedir. Eğer Rablerinin, kendi menfaatlerine ve onlara gösterdiği itina dolayısı ile indirmiş olduğu bu büyük nimetin gereğini yerine getirmiş olsalardı “şüphesiz üstlerinden ve ayakları altından yerlerdi.” Yani Allah azze ve celle üzerlerine bol bol rızık … Devamını oku
Allah Teâlâ'nın indirdikleriyle amel etmek, günahların bağışlanmasına, cennete girmeye ve rızıkların bol olmasına sebeptir.
Dini davette bulunmak ancak tam olarak ve vahyin ışığında olursa kabul edilir ve sorumluluk ortadan kalkar.
Sahibinin Allah Teâlâ katından olduğuna dair delil sunamadığı hiçbir itikad, kabul edilmez.
66. ayetin diğer mealleri
Eğer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı gereğince uygulasalardı üzerlerindeki ve altlarındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır, fakat onların çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil’i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an’ı) doğru dürüst uygulasalardı, şüphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından yerlerdi (yeraltı ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşarlardı). Onlardan aşırılığa kaçmayan (iktisatlı, mutedil) bir zümre vardır; fakat çoğunun yaptıkları ne kötüdür!
Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür!
Eğer (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, takvalı olsalardı; biz de onlara gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık.
İnsanların ellerinin kazandıklarından dolayı karada ve denizde fesat çıktı. Umulur ki dönerler diye, (Allah) yaptıklarının bazılarını böylece onlara tattırmaktadır.
Sonra onların izleri üzerinde rasûllerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onlardan çoğu fasıklardır/yoldan çıkmış kimselerdir.
Sonra bu kitaba, kullarımızdan seçtiğimizi mirasçı kılarız. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur. …
De ki: Ey Ehl-i Kitap, Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça hiçbir şey/din üzerine olamazsınız. Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (Kur’an) onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü arttırır. O halde kâfirler toplumu için üzülme!