Kelimenin Kur’an’daki okunuşu: Mahmud Halil el-Husari, Bakara 2:255.
İslam’da Ali
Peygamber’in ﷺ amcasının oğlu ve Hz. Fâtıma’nın eşi Ali b. Ebî Tâlib, İslam’ı ilk kabul eden çocuktur; daha sonra dördüncü halife olmuştur. Peygamber ﷺ ona “Bana göre Harun’un Musa’ya göre olduğu konumda olmaya razı değil misin?” buyurmuştur (Buhârî, 3706). Kur’an’da aliyy kelimesi çoğunlukla Allah’ı niteler: “O, yücedir, büyüktür” (2:255).
Ali, yükseklik anlamındaki ʿ-l-v kökünden gelir: “yüce, yüksek mevkili, şerefli” demektir. el-Aliyy (“en yüce”) Allah’ın isimlerindendir; âlimlerin ortak isimler için kabul ettiği gibi bir insana verildiğinde insanî anlamıyla kullanılır. Afrika’dan Asya’ya İslam dünyasının en yaygın isimlerindendir.
Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.
Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasından ve erkeklerin mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden (Allah’a) boyun eğen, Allah’ın koruduğu gizlilikleri kocaları olmadıkları zaman (namus ve diğer korunması gerekenleri) koruyanlardır. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onlara vurun. Eğer size itaat ederlerse, onlara (vurmaya başka) yol aramayın. Elbette Allah yüksektedir, yücedir ve büyüktür.